Test Drive | страница 131

16 CROZIER Saat iki buçuktu. YüzbaĢı Crozier Erebus'ları dönmüĢ, yaratık tarafından geminin kıç tarafındaki buza bırakılan William Strong ve Thomas Evans'ın cesetlerini -ya da yarı cesetlerini- incelemiĢ, alt katta cesetlerin konduğu Ölüler Odasına gitmiĢti. ġimdi masasında oturmuĢ, önüne koyduğu iki nesneye -yeni bir ĢiĢe viski ve bir tabancayabakıyordu. Geminin gövdesinin sancak tarafına sabitlenmiĢ yatak Crozier'ın kamarasının neredeyse yarısını oluĢturuyordu. Yatak, iĢlenmiĢ, yüksek parmaklıklarıyla, alt tarafına yerleĢtirilmiĢ çekmece-leriyle, neredeyse göğüs hizasına gelen yüksekliğiyle bir çocuk beĢiğini andırıyordu. Crozier hiçbir zaman gerçek yataklarda iyi uyuyamıyordu ve uzun yıllar deniz yarsubayıyken ve çocuk yaĢta güvertede görev yapan bir denizciyken kullandığı hamaklarda yatmayı çok özlüyordu. Bu yatak, geminin gövdesine çok yakın olduğu için gemideki en soğuk yerlerden biriydi. Orta güvertenin kıç tarafında yatan subayların yataklarından ve ön tarafta, Bay Diggle'ın günün yirmi saati sıcak tuttuğu ocağın yanında bir arada yatan Ģanslı denizcilerin hamaklarından çok daha soğuktu. Ġçe doğru eğik gövdenin önündeki raflara dizilmiĢ kitaplar Crozier'ın yattığı yeri fazla olmasa da biraz izole ediyordu. BaĢka kitaplar da yüksekliği tavanın hemen altında bitecek Ģekilde, kamaranın bir buçuk metre geniĢliği boyunca dizilmiĢti. Crozier'ın yatağını koridora açılan bölmeye bağlayan katlanan masanın bir metre yukarısında bulunan bir rafı dolduruyordu bu kitaplar. Tam yukarıda ise ıĢıklandırma sistemi bulunuyordu; bu ıĢıklandırma sisteminin saydam camı güverteyi, bir metre kalınlığındaki karı ve yelkenleri gösteriyordu. Soğuk, bu saydam camdan içeri hava ölmüĢ ama hâlâ nefes almaya çalıĢan bir yaratık gibi sürekli içeri giriyordu. Crozier'ın masasının karĢısında küveti duruyordu. Donar diye küvetin içinde hiç su tutulmuyordu. Her sabah, Crozier'ın yardımcısı Jopson ocaktan sıcak su getirirdi. Masa ve küvet arasındaki boĢluk, Crozier'ın bu küçük kamarada ayakta durabildiği tek yerdi. Yine, duvara yapıĢtırılmıĢ halde hafif yukarıda duran küvetin altından arkalığı olmayan bir sandalye çıkarabiliyor, masasını açıp oturabiliyordu. Silahına ve viski ĢiĢesine bakmaya devam etti. Terör gemisinin kaptanı gelecekle ilgili pek bir Ģey bilmezdi. Tek bildiği kendi gemisinin ve Erebus'un bir daha yüzemeyeceğiydi. Ama daha sonra kesin olan bir Ģeyi yine kendisine hatırlattı. Viski stoku bitince Francis Rawdon Moira Crozier silahı kafasına dayayacak ve tetiği çekecekti. Sör John Franklin deposunu -doğal olarak kendi isminin ilk harfi ve aile arması iĢlenmiĢti- pahalı Çin porselenleri, kristaller, kırk sekiz tane dana dili, yine aile arması iĢlenmiĢ gümüĢler, bir sürü Westphalia jambonu, pahalı peynirler, Hindistan'dan getirilmiĢ torba torba çayla ve en sevdiği çilek reçeliyle doldurmuĢtu. Crozier, yiyeceklerden bazılarını subaylara verdiği yemeklerde tüketmek zorunda kaldıysa da, bunlardan çok parasının çoğunu harcadığı üç yüz yirmi dört ĢiĢe viskiyi