Ona ulaĢacağız, onu geçeceğiz ve birkaç ay sonra ondan uzakta olacağız. Yeter ki Ģu
uzun kıĢ bitsin. Biz Tanrı'ya yakaralım, o bizi bu cehennemin ortasından duysun, gerisi
kolay.
"Bu arada, arkadaĢlar, Leviathan'ın karanlık ruhu kötü niyetli bir beyaz ayı biçimde
karĢımıza çıktı. Ama bu sadece bir ayı, aptal bir yaratık. Bununla birlikte bu yaratık bizim
düĢmanımız. Onu yenmek için tıpkı Yunus gibi bu beladan kurtulmak için Tanrı'ya
yalvarmamız gerekiyor. Tanrı yakarıĢlarımızı kesinlikle duyacaktır.
"Bu hayvanı öldürün. Onu öldürdüğümüz gün, onu öldüren kiĢinin kim olduğundan
bağımsız olarak, her birinize kendi hesabımdan on altın vereceğime söz veriyorum.
Geminin ortasında toplanan kalabalıktan mırıltılar yükselmeye baĢladı.
"KiĢi baĢına on altın," diye tekrarladı Sör John. "Sadece bu yaratığı Davut gibi
öldüren kiĢiye değil, herkese vereceğim bu altınları. Ödülü paylaĢacaksınız. Buna ek
olarak bu seferden alacağınız parayı ve ek ikramiyelerinizi de alacaksınız. Bunu sadece bir
sene daha güzel yeme yemeniz, sıcak güvertelerde kalmanız ve yazı beklemeniz
karĢılığında veriyorum!"
Ayin sırasında gülmek gibi bir adet olsa, orada toplananların hepsi keyiften gülerdi.
Tayfalar gülmek yerine solgun, neredeyse donmuĢ yüzleriyle birbirlerine baktılar. Adam
baĢı on altın. Sör John buna ek olarak bu tayfaların çoğunu bu sefere çıkmaya ikna eden
ön ödemelere eĢit bir ikramiye vereceğini söylemiĢti -her biri için yirmi üç sterlin! Hem de
ayda altmıĢ pens karĢılığında bir pansiyonda bir hafta kalınabilen bir dönemde. Bir yıl boyunca bir otelde kalmak için on iki sterlin vermek yeterliydi. Ayrıca bu mürettebata verilen
yıllık altmıĢ sterline ek olarak verilecekti. Ġngiltere'de herhangi bir iĢçinin aldığı maaĢın üç
katı! Marangozlar yılda yetmiĢ beĢ sterlin, lostromolar yetmiĢ sterlin ve mühendisler
seksen dört sterlin.
Tayfalar ayaklan donmasın diye gizlice yere vururken gülümsüyorlardı.
"Terör'de Bay Diggle'a, Erebus'la ise Bay Wall'a bu geçici sıkıntıları yenmemiz ve
seferimizin baĢarılı olacağına dair kesin inancımızın Ģerefine bir tatil yemeği yapmalarını
emrettim," diye bağırdı üzeri bayrakla örtülü dolaptan aĢağıya doğru. "Bu gün her iki
gemide de fazladan içki içilmesine izin veriyorum."
Erebus tayfalarının ĢaĢkınlıktan ağızları açık kaldı. Sör John Franklin Pazar günleri
içki içilmesine izin veriyordu, hem de normalden daha fazla içilmesine.
"Benimle beraber dua edin," dedi Sör John. "Ulu Tanrım, yüzünü bir defa daha bize
çevir. Bu kullarına cömert davran. Bize acı, hayatımızın geri kalanını mutluluk içinde
geçirelim.
"Çektiğimiz bunca acıyı dindir. Yıllardır büyük acılara katlanıyoruz."
"Kullarına gücünü göster: herkes büyüklüğünü görsün." "Büyük Tanrım, yanımızda
hiç ayrılma: çabalarımızı mükafatlandır, bizi takdir ettiğini göster." "Baba, Oğul ve Kutsal
Ruh Adına."