l Eda Tuzcalı o
“Senin sekreterin değilim Rob!”
Robert bir elini havaya kaldırıp sallarken, Garry’nin o kadını
ikna edebileceğinden emindi.
***
Geniş antrenin bahçeye açılan kapısının üzerinde kalan büyük
camlardan içeri süzülen güneş ışıkları, üst kata çıkan devasa mermer merdivenlerin soğukluğuna inat içeriyi ısıtmayı başarıyordu.
Tıpkı evin mermer merdivenlerine benzeyen yüzünde buz gibi
bir ifadeyle alt kata inen genç adam antreden sola dönerek ortasında rahatlıkla yirmi beş kişilik bir aileyi şükran günü yemeğinde ağırlayabilecek masanın durduğu mutfağa girdi.
Yüzünde beliren küçücük gülümseme kırıntısıyla birlikte az
önceki sert ve kibirli ifade kaybolmuştu. O böyle biriydi işte;
gülümsemediği zamanlarda yüzünden akan kibir, tam bir kendini
beğenmiş olduğunu bas bas bağırırken, gülümsediğinde insanın
hayatında görüp görebileceği en sempatik adama dönüşüyordu.
Yüzündeki kibrin, milyarlarca dolarlık servetle, listelerin her
daim bir numarası olmakla, peşinde koşan güzel kadınlar veya
erkeklerle ya da Tanrı vergisi bir seksapaliteyle alakası yoktu.
Ünlü şarkıcı haklı bir megaloman olabilirdi fakat kesinlikle kibirli biri değildi. Dudaklarının iki kenarlarında bulunan çizgiler,
yüzündeki sert görünüşünün yegâne sebebiydi. Gülümsediğinde
hemen ortadan kaybolan çizgilerle yaşamaya alışmıştı ve bu çizgilerin hayranı binlerce kadın tanıyordu.
Gülümsemesi, kiler kapısından mutfağa giren orta yaşlı kadını gördüğünde gözlerine ulaşacak kadar büyüdü. Işık saçan gözlerini, normalin biraz üstünde kilosu ve iri kalçaları olan kadına
dikerek “Benim için neler hazırladığını merak ediyorum Martha,” dedi.
8