Test Drive | Page 14

Soğuk suyu yüzüme çarpıp havluyla kurulandım ve odama doğru temkinli adımlarla yürüdüm. Annem karşımdan elinde ablalarımın hediyesiyle geliyordu. Bana bakıp gülümsedi, yüzündeki kırışıklık iyice derinleşmişti. Artık yaşlanıyordu. Babam da o da yaşlanıyordu ve ben daha çok korkuyordum. Onları kaybedersem yaşayamazdım. Onlar olmadan bir hiçtim ben, nefes bile alamaz, bir dakika bile ayakta duramazdım. “Hediyeni aç Fegel, ablalarına ayıp olmasın.” diyerek fısıldadı. “Ama anne...” dememle birlikte gölge annemin arkasında belirdi. Yoğunlaşmış kapkara bir duman. Bir kez daha zorlukla yutkundum. Annem bunu fark etti ve arkasını döndü. Dişlerimi sıkarken bunun geçmesi için dua ettim. “Ne oldu Fegel, onu mu gördün yoksa?” dedi sakince. Sakindi bunu söylerken evet, ama gözlerindeki o hiçlik beni devirip bir anda yerle bir etti. Annemin 'onu mu gördün?' diye sorması benim canımı onu görmekten daha çok yakmıştı. Kimse bana onu gerçekten gördüğüme inanmıyordu. İşin tuhaf yanı delirdiğimi kabullenmiş gibi kimseyi ikna olmaya zorlamıyordum. Ablalarımı zaten o listeye dahil bile etmiyordum. Annem, babam, akrabalar, okuldan arkadaşlarım, komşular vs... Hiç kimse. Oysa ben onu görüyordum. Siyah bir gölgeydi, hızını asla takip edemiyordum. Saniyeden daha hızlı geçiyordu yanımdan, bazen de olduğu yerde yok oluyordu. Varlığının farkındaydım, hissediyordum. Ama ne olduğunu göremiyordum. 14