Temmuz 2019 temmuz2019 | Page 52

Merhaba Tarık Bey. Son kitabınız “Düşerken” Profil Kitap’tan çıktı. Öncelikle hayırlı olsun. İshak ve Jülide kitabın başında bir yola çıkma kararı alıyor. Kitabın ilerleyen kısımlarında yine bir yolculuk söz konusu. Bir de karakterlerin iç yolculukları var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? Yol hayatın iyi, kötü, güzel, çirkin, acılı, sevinçli bütün ihtimallerine açık bir süreç. Yolun kendine has bir var olma hali var; insanın bir yerden başlayıp başka bir yere gittiği zaman diliminde uğradığı bir dönüşüm. Yola çıkan insan, yolun sonunda başka bir insandır. Yolun insan üzerinde derin, içsel bir müdahalesi var. Bütün bunlar yol hikâyesi anlatmak için yazarı kışkırtan şeyler. Düşerken romanında bir şehirden başka bir şehre uzanan zahirî bir yol hikâyesinin yanında, iki karakterin de geçmişlerine gittikleri içsel yolculukları var. Yol, yol içinde. Bir şehre ulaşmaya çalışırken, hafızalarında saklı duran metruk şehre varıyorlar. Bir yola çıkarken yol arkadaşımızı seçme gibi bir şansımız oluyor mu gerçekten? İshak ve Jülide birbirlerini seçtiler mi? Yol arkadaşını seçmek her zaman mümkün olmuyor. Yolun da bir kaderi var. Yol arkadaşı diye seçtiğiniz insan yolun devamında sizde hayal kırıklığına sebep olabiliyor. Hiç ummadığınız biri de yolculuğu sizin için daha anlamlı ve kıymetli bir hale de dönüştürebiliyor. Bütün bunları önceden kestirmek olanaksız. Yoldaki kader sizi sarmalıyor. İshak da Jülide de birbirlerini seçtiler yol arkadaşı olarak. Ancak bu seçim rasyonel sebeplere dayanan bir seçim değildi. Hislerine, içlerinden gelen sese kulak verdiler. Bunun akla yatkın olduğunu söyleyemeyiz. Birbirlerine inanmayı istediler. Hayatımızda birçok şeye yol açan ilk anlar var. Bir akşam bir tablo karşısında yaşananlar gibi. Bize göz ardı edilecek kadar önemsiz gelen bu anlar hakkında siz neler söylemek istersiniz? İlk anların hayata etkisini tahmin etmek mümkün değil. Bir karşılaşma anının, bir tercih anının, bir keşif anının sonrasında nasıl kapılar açacağını bilebilmemizin imkânı yok. Hayatın heyecan uyandıran tarafı da bu olsa gerek. Bir yönüyle tedirgin edici olabilir ama diğer yandan insanda bitmeyen bir umut yaratıyor; küçücük bir anın hayatımıza büyük değerler katabilme ihtimali var. Romanlarda, senaryolarda, ilk bakışta önemsiz gibi görünen anların daha sonra yol açtığı büyük değişimleri anlatmayı seviyorum. Hayatın sürprizleri romanlardan da filmlerden de daha büyük. Bazı şeyleri olduğu gibi anlatmaya kalksanız kimseyi inandıramazsınız. 52