TED Meşale Dergisi Haziran 2011 12. Sayı | Página 52
ANNE - BABALARA
ÇOCUKLARDA İNATÇILIK VE
İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞEDEBİLME
Psikolog Betül DENLÜ, TED Konya Koleji PDR Uzmanı
Bir Davranış Bozukluğu Olarak İnatçılık
Çocukların davranışları yönünden dengeli
yetişmeleri, sağlıklı ve başarılı bir toplumun
temelini oluşturur. Büyümekte ve gelişmekte olan
bir çocuk bir yandan çevresine uyum sağlamak
için devamlı çaba harcarken bir yandan da
gelişmenin ve uyum sağlamanın getirdiği yeni
sorunlarla karşılaşır. Öfke, saldırganlık, inatçılık,
gibi davranışlara çocukların okul ve ev hayatında
sıklıkla rastlanır. Bu davranışlar her yaş ve gelişme
basamağında yeni gelişme ve değişimlere bağlı
olarak geçici olabilir. Ancak herhangi bir gelişim
aşamasında normal olarak nitelendirilen bir
davranışın diğer bir basamağa uzayıp gitmesi ve
çocukta yerleşmesi normal olarak nitelendirilmez
ve önemli davranış bozukluklarına neden olur. Yaş
ilerledikçe bu tür davranışlar çevreye ve topluma
uyum bozukluğu haline dönüşebilir.
İnatçı çocuk, saldırganlığını pasif direniş yoluyla
açığa vuran çocuktur. Bu çocuklar açıktan saldırgan
değildir. Başkaldırmaz ama söz de dinlemez.
Anne babasının sözlerini duymaz gibi davranır ya
da birkaç kez söylemeden, bağırılmadan duymaz.
Duyduktan sonra da ya “bana ne” diye omuz
silker ya da “tamam” der ama yine bildiğini okur.
Bu tutumlarıyla anne babayı çileden çıkarır ve
çaresiz bırakır. Böyle bir çocuk, kardeşini açıkça
dövüp hırpalamaz; ama sinsice kızdırır. Okulda da
öğrenmeye karşı isteksiz davranır.
İnatçılığın Nedenleri
• Biyolojik Etmenler: Her çocuk doğuştan
kalıtsal, sinirsel ve biyokimyasal ya da bu üçünün
bileşiminden oluşan belirli bir biyolojik yapıdadır.
Biyolojik etmenler sonuçtan çok eğilimi oluşturur.
50
Her çocuk biyolojik olarak bazı tür davranışlara
eğilimli kılınmıştır. Bundan sonrası onun ilerideki
yaşamına ve deneyimlerine bağlıdır.
• Aile Etmenleri: Anne babalar, çocukları
sosyalleşme sürecinde “tek kaynak” olmamasına
rağmen bu süreçte en temel faktör olarak
görülmeye devam edilmektedir. Bu durum
ebeveynden çocuğa doğru olan tek taraflı bir
etkilenmeden çok, her iki tarafın da birbirini
etkilediği bir süreçtir. Bu karşılıklı etkileşime
rağmen ebeveynler, özellikle erken gelişim
dönemlerinde çocukları nedeniyle daha fazla
etkiye sahiptirler.
Araştırmacılar okul öncesi dönemdeki çocuklarla
yaptığı çalışmada ebeveyn kontrolünün üç modeli
olarak demokratik, otoriter ve izin verici ebeveyn
tutumları tanımlamıştır. Demokratik ebeveynler
çocuklarından olgun davranış beklerler ve
aynı zamanda gerçekçi olduğunda kurallara
uymalarını isterler. Sıcak ve ilgilidirler. Sabırlı ve
duyarlı bir şekilde çocuklarını dinlerler ve aile
içinde verilecek olan kararlarda çocuklarının
görüşlerini alırlar. Bu ailede yetişen bir çocuk
erken gelişim dönemlerinden itibaren sağlıklı
bir benlik geliştirdiği için “inatçılık” gerektirecek
davranışlara
sıklıkla
başvurmaz.
Otoriter
ebeveynler, koydukları kurallara çocuklarının
koşulsuz uymalarını ve itaat etmelerini beklerler.
Bu tür ailelerde çocuklar kurallara uymadıklarında
ceza uygulanır ve ebeveynler çocuklarıyla fazla
görüş alışverişinde bulunmazlar. Daha çok,
söyledikleri her şeyi çocuklarının sorgulamadan
kabul etmesini beklerler. Otoriter ebeveynler,
otoritenin sağlanmasına oldukça önem verirler
ve çocuklarının bunu değiştirme çabalarını
hemen bastırırlar. İnatçı çocuğun genel tutumu