TED Meşale Dergisi 40. Sayı | Page 71

şiirlerinden biri olan“ Telgrafhane” de Anday şu dizelerle ülkenin sorunlarına karşı duyarlı bir aydının sesi olur:“ Uyumayacaksın / Memleketinin hali / Seni seslerle uyandıracak... / Düzelmeden memleketin hali / Düzelmeden dünyanın hali / Gözüne uyku giremez ki.”
1960’ lardan itibaren Anday’ ın şiirine mitolojik ve tarihsel imgeler girmeye başlar. 1962 tarihli Kolları Bağlı Odysseus adlı şiir kitabıyla birlikte Antik Yunan mitolojisini ve Anadolu kültür mirasını şiirine taşır Anday. Bu dönemde şiir dilinde kavramlarla örülü bir soyutlama ve felsefi yoğunluk öne çıkar. Edebiyat eleştirmenleri, Anday’ ın bu yeni şiirinin artık“ herkesçe okunan” bir şiir olmaktan çıktığını, okurunu seçtiğini söyler. Aslında Anday, şiirde soyut şiir alanını hedefler; kişilere veya nesnelere değil, onların taşıdığı evrensel özelliklere odaklanır. Bu yaklaşım, argo ve gündelik sözcüklerden arındırılmış, neredeyse bir kültürlerarası metin havasında bir şiir ortaya koyar. 1975’ ten sonra ise şiirlerinin tonu daha da mistikleşir. Bilgelik ve varoluş sorularını öne çıkaran şiirler yazar. Ölümsüzlük Ardında Gılgamış( 1981), insana dair felsefi soru sormaya ve mitolojik referanslarla düşünsel derinliğe ulaşmaya çalışır. Anday’ ın şiirleri, açık ve somut Garip şiiriyle başladığı yolculuğunu giderek“ kapalı, soyut ve granit” bir alana taşınır.
Türk tiyatrosunda özgün bir damar
Melih Cevdet Anday’ ın tiyatro oyunları, kısıtlı dekor ve diyaloglar üzerinden insan ilişkilerini psikolojik olarak irdeler. Anday, tiyatrolarında dış gerçekçilikten çok karakterlerin içsel dünyalarına odaklanmıştır. Örneğin İçerdekiler( 1965) adlı oyunda bir tek mekânda geçen diyaloglar, kapalı mekân metaforuyla bireylerin izolasyonunu işler. Mikado’ nun Çöpleri( 1967) ise bir kış gecesi sokakta karşılaşan bir kadının ve erkeğin sabaha dek süren konuşmasını anlatır; hayatın zorluklarına dair diyaloglarla insanî dayanışma ve çelişkiler sorgulanır.
Eleştirmenler, Anday’ ın tiyatrosunu genellikle“ uyumsuzluk” ve“ iletişimsizlik” temaları üzerinden okurlar. Anday’ a göre oyun karakterleri sahneye öylesine büyük bir konuşma arzusu ve açlığı ile çıkar ki, bir bakıma“ ölürken bile müthiş bir konuşma açlığı” içindedirler. Bu kişiler eylem yerine konuşmayı tercih eder, duygularını bir anlamda kendi kendileriyle diyalog kurarak açığa vururlar. Bu da Anday oyunlarında karakterlerin aslında kendileriyle konuşması anlamına gelir; diyalog görüntüsü altında bile gerçek iletişim gerçekleşmez. Bu bağlamda Anday’ ın tiyatrosunun temel yapıcı unsurları zaman ve mekândır; her oyun özgün bir zaman-uzam dinamiği üzerinde kurgulanır. Dört soyut oyunu( Yarın Başka Koruda, Dikkat Köpek Var, Ölüler Konuşmak İsterler ve Müfettişler) üzerinde özellikle duran eleştirmenler, tümünde iletişimsizliğin belirleyici tema olduğunu not ederler.
Anday, tiyatrolarının bu yapısı hakkında,“ Ben şiirde, tiyatroda olsun, tüm yazılarımda, hep Türk kafasını yükseltmeye, inceltmeye yöneldim” sözleriyle niyetini özetler. Bir aydınlanmacı olarak oyunlarında da dilin ve düşüncenin saflığını koruyarak toplumun bilinç düzeyini yükseltmeyi amaçlar. Özgün dili ve soyut kurgusu sayesinde Anday’ ın tiyatroları hem Türkiye’ de hem de uluslararası alanda ilgi görür. İçerdekiler Macaristan’ da, Mikado’ nun Çöpleri Almanya’ da sahnelenir,
34