TED Meşale Dergisi 40. Sayı | Page 69

Melih Cevdet Anday, cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının çok yönlü simalarından biridir. Şair, oyun yazarı, romancı, denemeci ve çevirmen kimliğiyle tanınan Anday, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte Garip akımının( Birinci Yeni) üç kurucusundan biridir. Aydınlanmacı bir edebiyat ideali benimseyen Anday, eserlerinde yaşadığı dönemin sosyal ve kültürel sorunlarını işleyerek edebiyatı halka açmayı amaçlamıştır. Cumhuriyet gazetesi başta olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmış, İstanbul Belediye Konservatuvarı’ nda öğretmenlik ve 1960’ larda TRT Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. 1979 – 1980 yıllarında UNESCO Eğitim Müşaviri olarak Paris’ te çalışan Anday, Türk edebiyatına kazandırdığı sayısız eserle cumhuriyetle gelen aydınlanma döneminin en önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirilir. Gazeteci kimliği ve Atatürk ilkelerine bağlılığı nedeniyle eserlerinde dilde sadeleşmeye, toplumsal konulara ve ulusal değerlere sıkça vurgu yapmış;“ yazarın politikacıdan çok daha fazla bir milletin sözcüsü” olduğu inancını savunmuştur.
1915 yılında doğan Melih Cevdet Anday’ ın şiir serüveni lise yıllarında başlar. İlk şiirleri hece ölçüsü ve sade bir dille yazılmış, doğaya çocukça şaşkınlıkla bakan imgelere sahip şiirlerdir. Ancak hemen ardından Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte Garip akımını başlatarak hececi gelenekten kopar, gayri resmi ve ölçüsüz bir üslup benimser. 1941’ de yayımlanan Garip adlı ortak şiir kitabı ile uyakların aşıldığı ve ölçünün kırıldığı özgür bir tarz ortaya koyar. Anday bu dönemde duyguyu düşünceyle bütünleştirerek sadelikten kopmaz; kendi ifadesiyle,“ Şiirlerinde duygu, düşünceyle gelişir, hatta düşünceyi hazırlar”.
Garip şiiri kısa sürede büyük bir etki yaratır ve adeta bir süpernova gibi enerjisini tüketerek patlar. Garip’ in yayımlanmasından dokuz yıl sonra hayata veda eden Orhan Veli başta olmak üzere Birinci Yeni şairleri farklı şiir anlayışlarına yönelir. Melih Cevdet’ in de ilk durağı toplumsal duyarlılık içeren şiirler olur. 1950’ lerde yayımladığı Telgrafhane( 1952) ve Yanyana( 1956) adlı kitaplarda, haksızlıklara karşı kavgacı bir şiir dili kullanır. Bu dönemin
33