test fırlatışı da yaşandı. Dünya yörüngesinde parçalanan uydu kalıntılarıyla birlikte daha önce fırlatılan ve işlevselliğini yitiren uydular da birikmeye başladı. Yörüngede bırakılan roket gövdeleri, aşınma veya çarpışma sonucu parçalanan uzay araçları, katı roket motorlarının yanmamış parçaları, uzay yürüyüşü sırasında astronotların kaybettiği bazı eşyalar, kısaca insan yapımı olan ve yörüngede biriken tüm nesneler uzay çöpü ya da uzay atığı olarak tanımlanıyor.
Avrupa Uzay Ajansının 2025 verilerine göre Dünya yörüngesinde 10 santimetreden büyük yaklaşık 54 bin, 1-10 santimetre çapında yaklaşık 1,2 milyon, 1 santimetreden küçük 130 milyondan fazla enkaz parçasının bulunduğu tahmin ediliyor. Bu tür uzay enkazlarının büyük çoğunluğunu boya parçacıkları ve roket yakıtlarının atıkları oluşturuyor.
Uzay çöpleri tehlikeli mi?
Yeryüzünden 2 bin kilometre yükseğe kadar olan bölge Alçak Dünya Yörüngesi olarak tanımlanıyor. Uzay çöpünün çok büyük bir
bölümü işte bu yörüngede yer alıyor. Hızla dönmeye devam eden bu çöplerin yüzyıl veya daha uzun süre yörüngede kalabileceği görüşü hâkim. Bu nesneler yeryüzündekiler için bir tehlike oluşturmuyor ancak yörüngedeki uzay araçları ve aktif uydular için ciddi bir tehlike barındırıyor. Hızla dönen parçacıkların uzay araçları ve uydulara çarparak hasar verebileceği, aşınmalara yol açabileceği belirtiliyor.
Alçak Dünya Yörüngesinde bulunan uzay çöpleriyle ilgili bilim insanları farklı teori ve senaryoları gündeme getiriyorlar. Bunlardan en dikkat çekici olan Kessler Sendromu adıyla bilinen bir senaryo. ABD’ nin hava ve uzayla ilgili bilim kuruluşu NASA bilim insanları Donald J. Kessler ile Burton G. Cour-Palais tarafından 1978 yılında ortaya atılan senaryo, Alçak Dünya Yörüngesindeki nesnelerin yoğunluğunun uzay kirliliği nedeniyle yüksek hâle geldiği ve bu nesneler arasındaki çarpışmaların basamaklanarak zamanla uzay çöpünün miktarını katlanarak artırdığı bir durumu açıklıyor. Bu senaryoya göre çöp yayılması uydular, uzay görevlileri
29