TED Meşale Dergisi 40. Sayı | Page 20

Avrupa’ da resim sanatı Orta Çağ’ dan itibaren kilisenin patronluğunda gelişir. Sanatçılar geçimlerini ibadethaneleri resimleyerek kazanırlar. Yaklaşık bin yıllık bu gelenek 14. yüzyılda Rönesans’ la birlikte biçim değiştirir. Kilise bu dönemde yine sanatçıları desteklerken İtalya’ da Medici ailesi ressamlara tablolar ısmarlar. Böylece o güne dek konularını Eski ve Yeni Ahit’ ten alan resimde sekülerleşme aşamasına geçilir. 17 ve 18. yüzyılda krallıkların güçlenmesiyle bu kez Avrupa sarayları ressamları himaye etmeye, onlara sipariş vermeye başlar. Sanayi Devrimi’ nden sonra finans piyasalarının oluşması ve burjuva sınıfının gelişmesiyle yeni bir sürece geçilir. Bu atmosferde doğan modern sanatta ressamlar artık sadece sipariş üzerine resim yapıp bunun karşılığında para kazanmak yerine kendi istedikleri tabloları boyayıp bunları galeriler aracılığıyla satarak geçimlerini sağlamaya başlar.
19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Paris, sanatın merkezi olarak benzersiz bir konuma sahiptir. Bu dönemde şehre, dünyanın dört bir yanından sanatçılar akın ederek Paris’ i yaratıcı bir odak hâline getirir. Bunun nedenlerinin başında o dönemde Paris’ te hem klasik akademik eğitimin hem de modern yaklaşımları destekleyen sergi salonlarının bir arada bulunması gelir. 1863 yılında açılan“ Reddedilenler Salonu” ise modern sanatta bir dönüm noktasıdır. Fransa’ nın en seçkin sergi alanı Salon’ da düzenlenen büyük sergiye bine yakın ressamın eseri kabul edilir. Resimleri sergilenmeye değer bulunmayanların sayısıysa üç bine yakındır. Bunların büyük bölümü o yıllarda yeni filizlenen izlenimci sanatçılardır. Édouard Manet ' nin, bugün Orsay Müzesi’ nde sergilenen çok ünlü eseri“ Kırda Öğle Yemeği” de sergiye alınmayan resimler arasındadır.
Eserleri Salon’ a kabul edilmeyen sanatçılar dönemin Fransa Kralı III. Napolyon’ a başvurur. Kral, Endüstri Sarayı’ nın bir salonunu bu eserlerin sergilenmesi için açar. Sergi, geleneksel resme bağlı eleştirmenler tarafından alayla karşılanırken halkın büyük ilgisine mazhar olur. Bu olay ilerleyen yıllarda sanatçıların üretimlerini özgürce gerçekleştirebilmesi ve farklı arayışlara yelken açmasına zemin oluşturur. Nitekim 20. yüzyılın önemli akımları fovizm, kübizm ve sürrealizm bu şartlar altında Paris’ te doğar.
Paris’ in özgür sanat ortamı sergi salonları ve atölyelerle sınırlı değildir. Montmartre
9