Gençlik döneminde kendini ve
sınırları keşfetme yolculuğu,
bizi güvende hissettirirken; öte
yandan güvenli alandan uzaklaşıp birey
olmaya çalıştığımız bir deneyimi içeriyor.
Bu süreçte en çok da akranlarımızın
bize eşlik etmesini bekliyoruz ancak
birçoğumuz arkadaşlarımızla her
zaman yapmaktan hoşlandığımız
etkinlikleri, alışkın olduğumuz şekilde
gerçekleştiremiyoruz. Okulda teneffüs
aralarında laflayamıyor, evimizden çıkıp
arkadaşlarımızla buluşamıyoruz. Kendi
kurallarımızı koyup sınırlarımızı çizmeye
çalışırken tüm gün ailemizle aynı evin
içinde birlikte olmak bizi zorlayabiliyor.
Belki de bu engellenmelerin yarattığı
öfkeyi asıl kızdığımız onlar olmasa da
ailemize yansıtabiliyoruz; bazen de
onlardan benzer bir tutum görebiliyoruz.
Kimi zaman bunları sadece biz
yaşıyoruz gibi geliyor, kendimizi yalnız
hissediyoruz. Hepimiz duygularımızı
kendimize özgü şekillerde deneyimlesek
de biliyoruz ki birçok genç salgın
sürecindeki belirsizlikten dolayı endişeli,
öfkeli, üzgün ve karamsar hissedebiliyor.
Bu durum kimimizin uykusunu kaçırırken,
kimimiz hiç yataktan çıkmak istemiyor.
Kimimiz ise derslerimize ya da günlük
işlerimize odaklanma noktasında güçlük
çekiyor. Gelecekle ilgili kaygılarımız ve
kafamızdaki soru işaretleri hepimizi bu
dönemde var olandan çok daha fazla
etkiliyor.
Gençliği ve erişkinliği geride bırakarak
yaşamın belli bir evresine geldiğimizde
ise yolculuğumuza daha deneyimli daha
bilge sürücüler olarak devam ediyoruz.
Bir yandan geçmişimizi, anılarımızı,
hayallerimizi ve ‘keşke’lerimizi düşünüp
hayatımızı gözden geçirirken; bir yandan
da bu uzun yolculukta edindiğimiz
eşsiz deneyimlerimizi bizden sonraki
kuşaklara aktarmanın keyfine varıyoruz.
Ancak içinden geçtiğimiz bu salgın
sürecinde dışarıyla olan temasımızın
sınırlandırılması nedeniyle, ev dışındaki
işlerimizi devam ettiremiyor, ailelerimiz
ve sevdiklerimizle zaman geçiremiyor ve
günlük rutinlerimizi alıştığımız halleriyle
sürdüremiyoruz. Sosyal çevremizle
etkileşim içinde, etkin ve üretken
olduğumuz yaşam alanları sınırlandıkça
kendimizi iç dünyamıza dönmüş,
yaşamın anlamını yeniden sorgularken
bulabiliyoruz. Süregiden yaşamsal tehdit
karşısında hayatın gerçekliğini daha
canlı şekilde hissederken halihazırdaki
rotamızı güncel yaşam koşullarımıza
65