Tescilsiz Kazanım Halleri
doğru devam eden çocuklar, torunlar, torun çocukları, torun torunlarını ifade eder. Bununla
beraber altsoy sıfatıyla mirasçı olmak için bir kimseye doğal ve fiilî bir bağla bağlı olmak yeterli
değildir. Altsoyun, kendisine mirasçı olacağı kimseye hukukî sonuçlar doğuracak soybağı ile
bağlı olması da gerekir.
Esas itibariyle Miras Hukukumuzda altsoyun mirasçılığını soybağı dikkate alınarak,
önce anaya daha sonra babaya olan mirasçılık biçiminde ikiye ayırmak; daha sonra, miras
hukukumuzda özellik arz eden babaya düzgün olmayan soybağında altsoyun babasına
mirasçılığını da dört ayrı dönem içinde incelemekte hukuki bir gereklilik bulunmaktadır. Bu son
duruma ilişkin dönemler: a) 11.9.1987 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararından önceki dönem,
b) Anayasa mahkemesi kararından 3678 sayılı Kanunun yürürlüğüne kadar geçen dönem, c)
3678 sayılı Kanunun yürürlük dönemi, d) 4721 sayılı Türk Medeni Kanun dönemidir. Önceki
Medenî Kanunumuzun 439 maddesi ile 443. maddesi altsoyun mirasçılığını düzenleyen
hükümlerdi. 11.09.1987 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararından ve 3678 sayılı kanundan önce
bu hükümlerde «sahih nesepli füruun mirasçılığı» ile «gayri sahih nesepli füruun mirasçılığı»
birbirinden ayırdedilerek farklı bir biçimde düzenlenmişti. Önceki Medenî Kanunda gayri
sahih nesepli altsoyun mirasçılığını düzenleyen 443. madde hükmü iki şekilde değişikliğe
uğramıştır.
Önce gayri sahih nesepli füruun mirasçılığını düzenleyen EMK. 443.maddesi hükümleri,
anaya mirasçılığı düzenleyen birinci cümle dışında, babaya mirasçılığı düzenleyen hükümleri
Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı görülerek Anayasa Mahkemesinin
11.9.1987 tarih ve 1/18 sayılı kararı ile iptal edilmiş (RG 29.3.1988) ve daha sonra da 3678
sayılı Kanunla (RG.23.11.1990) TMK md. 443: ”Nesebi sahih olmayan hısımlar, nesebi sahih
hısımlar gibi mirasçılık hakkını haizdir” şeklinde yeniden düzenlenerek, mirasçılık yönünden
sahih nesepli füruular ile gayri sahih nesepli füruular arasındaki ayrım ortadan kalkmıştır.
Ancak gerek Anayasa Mahkemesi kararlarının, gerekse Kanunların geriye yürümezliği ilkesi
uyarınca, daha önce meydana gelmiş miras intikallerine, Anayasa Mahkemesi iptal kararını ve
3678 sayılı Kanunu uygulayamayacağımıza göre (Tatbikat Kanunu 16, 17.maddeler, Anayasa
madde 153/5), Anayasa Mahkemesi kararının yayınlanmasından önce ölmüş bir kişinin
mirasını, EMK. 443. maddesinin iptalden önceki hükmüne göre paylaştırmak gerekmektedir.
ab. II. Derece (Zümre) Kanuni Mirasçılar
Bunlar, murisin anne ve babası ile bunların füru ( altsoyu) dur. Yani kardeşler, kardeşlerin
çocukları, torunları gibi. Eşit olarak miras alırlar. Miras bırakandan evvel vefat eden ana ve
baba halefiyet yoluyla kendi mirasçıları tarafından temsil olunur. Yani bunların füru(kardeşler
ve bunların füru) onların yerine geçer. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde bütün
miras diğer tarafa geçer.
179