Tapu Sicili Uygulamaları (2014) | Page 158

Mülkiyet Hakkının İçeriği, Kapsamı ve Çeşitleri I. MÜLKİYET HAKKI TMK'nın 683. maddesine göre hak sahibine eşya üzerinde en geniş yetkiyi veren (kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma) bir aynî haktır. Bu yetkilerle birlikte malike bazı sorumluluklar ve ödevler de yüklenmiştir. Aktif Yetki: Malik yasaların öngördüğü biçimde, eşya üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilme imkânına sahiptir. Aktif yetki olarak bilinen bu yetki ile malik eşyayı kullanma, semerelendirme, semerelerinden yararlanma, ve eşya üzerinde tasarrufu kapsar. Tasarruf yetkisi malı temlik etme, terk etme, tahrip etme, satma ve başkalarına eşya üzerinde ayni hak tesisi etmek suretiyle sınırlama yetkisi verir. Mülkiyet hakkının sınırlanması konusunda üç önemli hüküm vardır. Bunlardan birincisi “Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” Anayasanın 35. maddesidir. İkinci önemli hüküm ise TMK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet ve dürüstlük kuralıdır. Buna göre; “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. ...... Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Üçüncü önemli sınırlama yolu ise özel kanunların getirdiği sınırlayıcı hükümlerdir ki bunun en önemli örneği 3194 sayılı İmar Kanunudur. Koruyucu Yetki: Yasalar mülkiyet hakkını ve malikin bu hakkı dilediği gibi kullanmasını koruma altına almak için malike bazı yetkiler tanınmıştır ki bunlara koruyucu yetkiler denir. Bu yetkiler istihkak davası, müdahalenin men’i davası ve yetkileridir. Malik, bu davaları açarken malik olduğunu ve kendisine karşı bir haksızlık yapıldığını ispat etmek zorundadır. Bu davalar aynî nitelikte bir dava olup, zamanaşımına uğramaz. A. Mülkiyet Hakkının Konusu ve İçeriği Mülkiyetin konusu eşyadır. Bir aynî hak olan mülkiyet hakkı ancak belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilir. “Yalın eşya” dediğimiz yüzük, bilezik, araba ve televizyon gibi eşyalardan belli bir eşya üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkı söz konusu olabilir. Ancak, fiili olarak bu eşyanın yarısı birinin diğer yarısı diğerinin olamaz. Bazen bir eşya başka bir eşya ile birleşerek, “bileşik eşya” dediğimiz bir bütün teşkil edebilir. Eşyalardan birisi asıl eşya, diğeri ise, onu tamamlayan eşya olarak onunla birleşir ve asıl eşya tahrip, tağyir veya telef olmaksızın ayrılamaz ise, bu birleşen eşyaya asıl eşyanın “bütünleyici parça”sı(mütemmim cüz’ü) denir. Eğer diğer bir eşya ile birleşen menkul eşya kendi bağımsızlığını kaybetmez ve birleştiği eşyanın; korunması, daha iyi işletilmesi veya daha verimli kullanılması işlevini görüyorsa bu eşyaya “eklenti”(teferruat) denir. 113