Mülkiyet Hakkının İçeriği, Kapsamı ve Çeşitleri
I. MÜLKİYET HAKKI
TMK'nın 683. maddesine göre hak sahibine eşya üzerinde en geniş yetkiyi veren
(kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma) bir aynî haktır. Bu yetkilerle birlikte malike bazı
sorumluluklar ve ödevler de yüklenmiştir.
Aktif Yetki: Malik yasaların öngördüğü biçimde, eşya üzerinde dilediği gibi tasarruf
edebilme imkânına sahiptir. Aktif yetki olarak bilinen bu yetki ile malik eşyayı kullanma,
semerelendirme, semerelerinden yararlanma, ve eşya üzerinde tasarrufu kapsar. Tasarruf
yetkisi malı temlik etme, terk etme, tahrip etme, satma ve başkalarına eşya üzerinde ayni
hak tesisi etmek suretiyle sınırlama yetkisi verir.
Mülkiyet hakkının sınırlanması konusunda üç önemli hüküm vardır. Bunlardan birincisi
“Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” Anayasanın 35. maddesidir.
İkinci önemli hüküm ise TMK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet ve dürüstlük kuralıdır. Buna
göre; “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına
uymak zorundadır. ...... Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”
Üçüncü önemli sınırlama yolu ise özel kanunların getirdiği sınırlayıcı hükümlerdir ki bunun
en önemli örneği 3194 sayılı İmar Kanunudur.
Koruyucu Yetki: Yasalar mülkiyet hakkını ve malikin bu hakkı dilediği gibi kullanmasını
koruma altına almak için malike bazı yetkiler tanınmıştır ki bunlara koruyucu yetkiler denir.
Bu yetkiler istihkak davası, müdahalenin men’i davası ve yetkileridir. Malik, bu davaları
açarken malik olduğunu ve kendisine karşı bir haksızlık yapıldığını ispat etmek zorundadır. Bu
davalar aynî nitelikte bir dava olup, zamanaşımına uğramaz.
A. Mülkiyet Hakkının Konusu ve İçeriği
Mülkiyetin konusu eşyadır. Bir aynî hak olan mülkiyet hakkı ancak belirli ve mevcut bir
eşya üzerinde kurulabilir. “Yalın eşya” dediğimiz yüzük, bilezik, araba ve televizyon gibi
eşyalardan belli bir eşya üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkı söz konusu olabilir.
Ancak, fiili olarak bu eşyanın yarısı birinin diğer yarısı diğerinin olamaz.
Bazen bir eşya başka bir eşya ile birleşerek, “bileşik eşya” dediğimiz bir bütün teşkil
edebilir. Eşyalardan birisi asıl eşya, diğeri ise, onu tamamlayan eşya olarak onunla birleşir
ve asıl eşya tahrip, tağyir veya telef olmaksızın ayrılamaz ise, bu birleşen eşyaya asıl eşyanın
“bütünleyici parça”sı(mütemmim cüz’ü) denir.
Eğer diğer bir eşya ile birleşen menkul eşya kendi bağımsızlığını kaybetmez ve birleştiği
eşyanın; korunması, daha iyi işletilmesi veya daha verimli kullanılması işlevini görüyorsa bu
eşyaya “eklenti”(teferruat) denir.
113