şartlara bağlanmıştır.
Yukarıda açıklanan şartlar dahilinde, kamu kurum ve kuruluşlarının Kanun veya yerine
getirdiği hizmetin gereği olarak imzalanacak protokol ile tapu sicili bilgilerine erişiminin
elektronik ortamda sağlanması TST'nin 14. maddesi ile mümkün hale gelmiştir. Benzer
şekilde gerçek kişiler için de sözleşme imzalanması halinde taşınmaz maliki ve hak sahipleri,
sözleşmedeki şartlar dahilinde taşınmaz bilgilerine elektronik ortamda erişebileceklerdir. Söz
konusu maddeye göre; “Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, icra ve iflas müdürlükleri ile
kamu kurum ve kuruluşlarının görevleriyle ilgili taşınmaz verilerine erişimi protokol düzenlenerek
sağlanabilir. Erişim hakkına sahip kuruluşlar, taşınmaz ile ilgili verileri TAKBİS üzerinden alırlar.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren
gerçek ve tüzel kişiler, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli
verilere erişebilirler. TAKBİS üzerinden sorgulama yapılabilmesi için, Genel Müdürlük tarafından
belirlenecek sözleşme imzalanır. Bu sözleşmede, erişimin türü ve şekli, erişim kontrolü, verilerin
kullanım amacı, üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin sınırlamalar ve amacı dışında kullanımın
sonuçları yer alır. Taşınmaz malikleri ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlar, düzenlenecek
sözleşme şartları dahilinde verilere erişebilirler. Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazın tanımlayıcı
bilgileri herkes tarafından sözleşme şartları kapsamında sorgulanabilir. Verilere erişim hakkının
kötüye kullanılması hâlinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, TAKBİS’e erişim derhâl
durdurulur. TAKBİS verilerine erişime ilişkin döner sermaye katılma payını ve bunun istisnalarını
belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir.”
IV. YARGI KARARLARI BAKIMINDAN ALENİYET İLKESİNİN KAPSAMI
“İlgi” kavramının muğlak/belirsiz olması uygulamada hem vatandaşları hem de tapu
memurlarını (TMK 1007 madde sorumluluğu) sıkıntıya sokmaktadır. “İlgi” her ne kadar
hukuken korunmaya değer menfaat olarak söylenegelse de bu kavramın içinin doldurulması
gerektiği açıktır.
Mevcut düzenlemeler ışığında konuyu ele aldığımızda, esasında, kanun koyucunun da
bu sınırı belirlemek istemediğini ya da bundan imtina ettiğini ve “ilgili” olma durumunun
uygulamacılar tarafından talep anında sunulan bilgi ve belgelere göre takdir yetkisi
kullanılarak tespit edilmesini öngördüğünü anlıyoruz.
Ancak, bu husus, Anayasal koruma altına alınmış bir hak olan kişisel verilerin korunması
(özel hayatın gizliliği) ile doğrudan ilgili olduğundan bu konuda tapu memuru veya tapu
müdürünün uygulamada takdir yetkisini kullanırken hak kaybına ya da ihlaline yer vermeyecek
şekilde elinin güçlendirilmesi ve konuya ilişkin yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması
104