Ebeveynlik tarzı anketi
1. Çocuğunuz, bir süpermarketteki unlu mamuller bölümünün ücretsiz
olarak verdiği kurabiyelerden almak için kendini yerlere atıp ter ter
tepiniyor. Sizse yemek vakti olduğu için “hayır” diyorsunuz. Herkes size
bakıyor, görevli çocuk da kurabiyeyi size uzatmış, gülümsüyor.
A. Kurabiyeyi almasına izin verirsiniz.
B. Elinden tutup uzaklaştırırken çocuğunuzu ikna etmeye çalışırsınız. “Tatlım,
kurabiyeyi çok istediğini biliyorum. Birisi sana bir şey teklif ettiği zaman onu
reddetmenin zor olduğunu da biliyorum. Ama birazdan yemek yiyeceksin
ve bu kurabiye senin iştahını kapatacak. Evde yemekten sonra bir kurabiye
yiyebilirsin. Lütfen artık ağlama.”
C. Çocuğunuzun elinden tutup ya da onu kucağınıza alıp sessiz bir köşeye veya
arabaya götürerek, bir süre sakinleşmesini bekler, markete geri dönersiniz.
D. “Bunu sana almayacağım. Sen çok kötü bir kızsın” diye bağırırsınız.
Poposuna vurup “Bu davranışını derhal kes, küçük hanım” dersiniz.
2. Mutfakta yemek hazırlıyorsunuz. Çocuklarınız içeride bir oyuncak için
kavga ediyorlar. Birden bir çığlık ve ağlama sesi duyuyorsunuz. Biri “
Benim oyuncağımı aldı” diye bağırıyor, diğeri “O başlattı” diye ağlıyor.
A. Kendi kendinize “Bu çocuklar neden birbirleri ile geçinemezler?” diye
söylenirsiniz.
B. Ayrıntıları dinleyip, hatalı olanın doğru davranmasını sağlarsınız.
C. Sorunu, kendi aralarında halletmelerini önerirsiniz.
D. Birini (ya da her ikisini de) biraz ara vermeleri için odalarına gönderirsiniz.
3. Çocuğunuz bahçede oynamak istiyor. Yemek vakti olduğu için izin
vermek istemiyorsunuz. “Lütfen!” diyor. Siz yine “hayır” diyorsunuz.
“Söz veriyorum, sadece 10 dakika sonra geleceğim. Saatim de var.
Hemen yakında oynayacağım, lütfen!”
A. “Tamam. Ama 10 dakika sonra burada olacaksın” dersiniz.
B. Çocuğunuza, yemek zamanı olduğunu ve ne zaman yemekten önce
dışarıda oynamaya izin verseniz sofraya geç gelindiğini, yemeğinin
soğuduğunu ve sofrada herkesin birlikte olmasını istediğinizi
açıklıyorsunuz. Çocuğunuz yemek vaktine daha 15 dakika olduğunu ve
hemen arka bahçede oynayacağını söylüyor. Bunu mantıklı bulduğunuz
için “Tamam ama çağırdığım zaman hemen gel” diyorsunuz.
C. Yemekten sonra oynarsın” diyorsunuz. Çocuğunuz yalvarmaya devam
ediyor ve yine “Yemekten sonra oynayabilirsin” diyorsunuz.
D. “Sızlanmayı kes” diyorsunuz. Çocuğunuz devam ediyor, “Hemen odana git.
Söylenmenden, sızlanmandan bıktım. Bu akşam televizyon seyretmek yok”
diyorsunuz.
4. Çocuğunuz oyalandığı için okul servisini kaçırıyor.
A. Okula kendiniz götürürsünüz.
B. Okula kendiniz götürürsünüz. Yolda giderken, organize olmanın ve
sabahları belli bir düzen içinde işlerini yapmanın önemini vurgularsınız.
Ertesi gün için daha organize olma sözü alırsınız.
C. Bu hiçbir zaman olmaz, çünkü sabahları herkesin sıkı bir şekilde uyacağı bir
düzen uygularsınız.
D. “Bu çok oyalandığın için oldu. Şimdi paltonu giy ve okula yürüyerek git”
dersiniz.
5. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz, müzik setinin kontrol düğmelerine
dokunmakta ısrar ediyor. Ona sürekli olarak “ hayır ” diyorsunuz. Bu
mücadeleden yorulmaya başladınız.
A. Onu görmezden gelirsiniz. Zaten müzik setini bozmayacaktır.
B. Ona oyuncak bir müzik seti alırsınız.
C. Müzik setini daha yukarılarda bir yere kaldırırsınız.
D. Sete her dokunduğunda eline vurursunuz. Ona dokunmamayı öğrenecektir.
6. Çocuğunuz 6 yaşında. Oturma odasına girdiğiniz anda, her zamanki
gibi bütün oyuncaklarının odanın her tarafına dağılmış olduğunu
görüyorsunuz. Bu dağınıklıktan çok sıkıldınız artık.
A. Derin bir nefes alıp, odayı toplamaya başlarsınız.
B. Çocuğunuzu karşınıza alıp bu dağınıklık içinde daha fazla
yaşayamayacağınızı söyler ve bu problem için çözüm yolları önermesini
istersiniz.
C. Çocuğunuza “Oyuncakların yeri oyuncak kutusu, kitapların yeri de
kitaplıktır. Bu odayı yemekten önce toplamanı istiyorum” dersiniz.
D. Bir çöp poşeti alıp oyuncakları içine doldururken bir yandan da, “Artık yeter!
Bunların hepsi çöpe gidiyor” diye bağırırsınız.
86
7. Saat gece yarısına geliyor ve 10 yaşındaki çocuğunuz uyuyor. Odası
darmadağınık ve her yer her yerde. Bu, her gün yaşadığınız bir problem.
A. Çocuğunuzun ne kadar sorumsuz olduğunu söyleye söyleye odayı ve
dağınıklığı
toplarsınız.
B. Odayı toplarsınız. Ertesi gün çocuğunuzla yapması gerekenler ve
yükümlülükleri
hakkında
konuşursunuz.
C. Odayı toplarsınız. Ertesi gün çocuğunuzun günlük bir program
hazırlamasına ve bu işleri yapmadığı zaman katlanacağı sonuçları da
programına koymasına yardımcı olup planı uygulamasını sağlarsınız.
D. Çocuğunuzu uyandırıp “Derhal odayı ve dağınıklığı toplayacaksın! Bu işleri
senin yerine yapmak zorunda kalmaktan bıktım, usandım” dersiniz.
8. 8 yaşındaki çocuğunuzun balığı, beslenmediği için öldü. Balığı beslemek
çocuğunuzun sorumluluğundaydı. Çocuğunuz divanın üzerinde, içini
çeke çeke ağlıyor.
A. “Lütfen ağlama tatlım. Sana iki yeni balık alacağım” dersiniz.
B. Balığı çocuğunuzun yerine beslemediğiniz için suçluluk duyarsınız.
C. Çocuğunuzun yanına oturur, “İnsanın, bunca zaman beslediği hayvanını
kaybetmesi çok üzücü, biliyorum” dersiniz. Ona üzüntünüzü gösterir fakat
bunun öğrenilmesi gereken bir hayat dersi olduğunu düşünürsünüz.
D. “Belki, bu sana sorumluluklarını yerine getirmen gerektiğini hatırlatır. Eğer
balığını besleseydin ölmezdi” dersiniz.
9. 10 yaşındaki çocuğunuz, bu ay içinde ikinci kez okul defterini kaybediyor.
A. Ona yeni bir defter alır, daha dikkatli olmasını söylersiniz.
B. Onunla sorumlulukları hakkında konuşur, yeni bir defterin maliyetinden
bahseder, eşyalarına nasıl sahip olacağını öğretir, bundan sonra daha
dikkatli olacağına dair söz alırsınız.
C. Bir süre kâğıtlara yazmasını ve yeni bir defter için harçlığını biriktirmesini
istersiniz.
D. Televizyon seyretmek veya dışarıda oynamak gibi bir ayrıcalıktan mahrum
edersiniz.
10. 17 yaşındaki oğlunuzun arkadaşlarının çoğu, kulaklarını deldirtmiş ve
şimdi gururla küpelerini gösteriyorlar. Oğlunuz da bunu yapmak istiyor.
A. Hayır, dediniz ama o yine de yaptı.
B. Hayır, dediniz ama o her gün tekrar soruyor. Aile toplantılarında, okulda
takmayacağına ve çok küçük bir küpe olacağına dair söz veriyor. Siz de
tamam, diyorsunuz.
C. Ona, bu fikri hiç sevmediğinizi ve bunun nedenlerini açıklarsını, fakat kendi
kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini söylersiniz.
D. Kesinlikle yasaklarsınız. Sizin oğlunuz küpe takamaz!
11. Cumartesi günü dışarıda yağmur yağıyor ve 6 yaşındaki çocuğunuz
dışarıya çıkıp su birikintilerinin içinde oynamak istiyor.
A. Hayır, diyorsunuz. Komşu çocuklarının da dışarıda olduğunu, çok dikkatli
olacağını, havanın çok ılık olduğunu ve yağmurun da sadece çiselediğini
söylüyor. Kabul ediyorsunuz.
B. Yağmur yağdığını ve dinene kadar beklemesi gerektiğini söylüyor, onu
oyalayacak başka şeyler buluyorsunuz.
C. “Olur ama lütfen, bir havluyla kuru kıyafetlerini, geldiğinde kullanmak
üzere, kapının önüne hazırla” diyorsunuz.
D. “Aptallık etme, dışarıda yağmur yağıyor. Git içeride oynayacak bir şeyler
bul” diyorsunuz.
12.
Odaya girdiğinizde 3 yaşındaki çocuğunuzun duvarı karaladığını
görüyorsunuz.
A. “Ne yaptın? Şimdi bunları nasıl temizleyeceğim? Ev sahibi de kim bilir ne
söyleyecek? Duvarlara yazmaman gerekiyor. Şimdi ben bunları temizlerken
sen içeride oyna” dersiniz.
B. “Bu ne felaket! Seni burada kâğıt vermeden, kalemlerle yalnız bırakmak
benim kabahatim. Lütfen bunu bir daha yapma!” dersiniz.
C. Kesin bir ifadeyle “Yazmak istediklerimizi duvarlara değil, kâğıda yazarız.
Şimdi bir bez alalım da, şunları beraber temizleyelim” dersiniz.
D. Eline bir tane vurup “Hayır! Sen kötü bir çocuksun!” diye bağırır, onu odasına
gönderirsiniz.
Puanlama
Her A cevabınıza 0
Her B cevabınıza 2
Her C cevabınıza 4
Her D cevabınıza 6 puan verin
Değerlendirme
0-18 puan: Pasif-İlgisiz Ebeveyn Tarzı
18-54 puan: Destekleyici Ebeveyn Tarzı
54-72 puan: Katı/Otoriter Ebeveyn Tarzı
11 yaşında
işitme
engeli
Duymamak
acıları içinize
gömmektir.
Mustafa EPİK
ENGEL OLMA DESTEK OL
11 yaşında işitme engelli oldum. İlk
zamanlar neler oluyor anlayamadım.
Toplumumuzdan birçok kişi “Bu
çocuk işitme engelli, okumaz, yapamaz.”
diyordu. Az daha okulu bırakmak
üzereydim azmedip bana destek olan
annem, öğretmenlerim ve değerli
komşularım…
İşitme engellilerin büyük çoğunluğu
okuma, yazma ve anlamada problem
yaşamaktadır. Eğitim sistemimizin işitme
engellilere uygun olmaması, işaret dili
konusunda geri kalmamız nedeniyle
engelliler tam anlaşılmadığı için daha
doğrusu anlatılamadığı için sorunlar
düzeltilememiş ve çözüm yolları
oluşturulamamıştır.
Toplum işitmeyi sadece duyma sorunu
olarak anladığı için işitme engellinin
de sadece duymakta sorun yaşadığını
sanılmakta. Hâlbuki duyma sorunu
haricinde okuma, yazma, konuşma
ve anlamada da çok zayıf bu insanlar.
Üstelik bu gurupta ki işitme engelliler
hep geri planda kalmakta, çözüm
beklemektedirler. Biz bu iki gurubu
birleştirip ikisini de işitme engelli
diyoruz. Maalesef birazda duymanın ve
konuşamamanın
verdiği zorlukla
okuma-yazma
konusunda geri kalmışlardır.
Türkçemizin eklerinin birçoğunu
kullanamamaktadırlar. Örnek olarak
“ben gelmek İstanbul, ben gitmek iş, sen
gel misafir” gibi kısa cümleler ile iletişim
kurabilmektedirler.
Bunun yanında günlük hayatta
sürekli işaret dili kullanmalarına
rağmen anne babaları bile işaret
dili bilmemekte. Böyle olunca kendi
arkadaşları ile görüşmekten başka
seçenekleri kalmamakta. Günümüzde
işaret dili üzerine eğitimler, konferanslar,
toplantılar yapılmakta.
Dikkatimi çeken bir nokta ise işaret
dilini öğrenmesi gereken öncelikli
guruplar. Sağlık görevlileri, emniyet
görevlileri, öğretmenler… İşitme
87