SozSehri Sayı 5 | Page 88

Ebeveynlik tarzı anketi 1. Çocuğunuz, bir süpermarketteki unlu mamuller bölümünün ücretsiz olarak verdiği kurabiyelerden almak için kendini yerlere atıp ter ter tepiniyor. Sizse yemek vakti olduğu için “hayır” diyorsunuz. Herkes size bakıyor, görevli çocuk da kurabiyeyi size uzatmış, gülümsüyor. A. Kurabiyeyi almasına izin verirsiniz. B. Elinden tutup uzaklaştırırken çocuğunuzu ikna etmeye çalışırsınız. “Tatlım, kurabiyeyi çok istediğini biliyorum. Birisi sana bir şey teklif ettiği zaman onu reddetmenin zor olduğunu da biliyorum. Ama birazdan yemek yiyeceksin ve bu kurabiye senin iştahını kapatacak. Evde yemekten sonra bir kurabiye yiyebilirsin. Lütfen artık ağlama.” C. Çocuğunuzun elinden tutup ya da onu kucağınıza alıp sessiz bir köşeye veya arabaya götürerek, bir süre sakinleşmesini bekler, markete geri dönersiniz. D. “Bunu sana almayacağım. Sen çok kötü bir kızsın” diye bağırırsınız. Poposuna vurup “Bu davranışını derhal kes, küçük hanım” dersiniz. 2. Mutfakta yemek hazırlıyorsunuz. Çocuklarınız içeride bir oyuncak için kavga ediyorlar. Birden bir çığlık ve ağlama sesi duyuyorsunuz. Biri “ Benim oyuncağımı aldı” diye bağırıyor, diğeri “O başlattı” diye ağlıyor. A. Kendi kendinize “Bu çocuklar neden birbirleri ile geçinemezler?” diye söylenirsiniz. B. Ayrıntıları dinleyip, hatalı olanın doğru davranmasını sağlarsınız. C. Sorunu, kendi aralarında halletmelerini önerirsiniz. D. Birini (ya da her ikisini de) biraz ara vermeleri için odalarına gönderirsiniz. 3. Çocuğunuz bahçede oynamak istiyor. Yemek vakti olduğu için izin vermek istemiyorsunuz. “Lütfen!” diyor. Siz yine “hayır” diyorsunuz. “Söz veriyorum, sadece 10 dakika sonra geleceğim. Saatim de var. Hemen yakında oynayacağım, lütfen!” A. “Tamam. Ama 10 dakika sonra burada olacaksın” dersiniz. B. Çocuğunuza, yemek zamanı olduğunu ve ne zaman yemekten önce dışarıda oynamaya izin verseniz sofraya geç gelindiğini, yemeğinin soğuduğunu ve sofrada herkesin birlikte olmasını istediğinizi açıklıyorsunuz. Çocuğunuz yemek vaktine daha 15 dakika olduğunu ve hemen arka bahçede oynayacağını söylüyor. Bunu mantıklı bulduğunuz için “Tamam ama çağırdığım zaman hemen gel” diyorsunuz. C. Yemekten sonra oynarsın” diyorsunuz. Çocuğunuz yalvarmaya devam ediyor ve yine “Yemekten sonra oynayabilirsin” diyorsunuz. D. “Sızlanmayı kes” diyorsunuz. Çocuğunuz devam ediyor, “Hemen odana git. Söylenmenden, sızlanmandan bıktım. Bu akşam televizyon seyretmek yok” diyorsunuz. 4. Çocuğunuz oyalandığı için okul servisini kaçırıyor. A. Okula kendiniz götürürsünüz. B. Okula kendiniz götürürsünüz. Yolda giderken, organize olmanın ve sabahları belli bir düzen içinde işlerini yapmanın önemini vurgularsınız. Ertesi gün için daha organize olma sözü alırsınız. C. Bu hiçbir zaman olmaz, çünkü sabahları herkesin sıkı bir şekilde uyacağı bir düzen uygularsınız. D. “Bu çok oyalandığın için oldu. Şimdi paltonu giy ve okula yürüyerek git” dersiniz. 5. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz, müzik setinin kontrol düğmelerine dokunmakta ısrar ediyor. Ona sürekli olarak “ hayır ” diyorsunuz. Bu mücadeleden yorulmaya başladınız. A. Onu görmezden gelirsiniz. Zaten müzik setini bozmayacaktır. B. Ona oyuncak bir müzik seti alırsınız. C. Müzik setini daha yukarılarda bir yere kaldırırsınız. D. Sete her dokunduğunda eline vurursunuz. Ona dokunmamayı öğrenecektir. 6. Çocuğunuz 6 yaşında. Oturma odasına girdiğiniz anda, her zamanki gibi bütün oyuncaklarının odanın her tarafına dağılmış olduğunu görüyorsunuz. Bu dağınıklıktan çok sıkıldınız artık. A. Derin bir nefes alıp, odayı toplamaya başlarsınız. B. Çocuğunuzu karşınıza alıp bu dağınıklık içinde daha fazla yaşayamayacağınızı söyler ve bu problem için çözüm yolları önermesini istersiniz. C. Çocuğunuza “Oyuncakların yeri oyuncak kutusu, kitapların yeri de kitaplıktır. Bu odayı yemekten önce toplamanı istiyorum” dersiniz. D. Bir çöp poşeti alıp oyuncakları içine doldururken bir yandan da, “Artık yeter! Bunların hepsi çöpe gidiyor” diye bağırırsınız. 86 7. Saat gece yarısına geliyor ve 10 yaşındaki çocuğunuz uyuyor. Odası darmadağınık ve her yer her yerde. Bu, her gün yaşadığınız bir problem. A. Çocuğunuzun ne kadar sorumsuz olduğunu söyleye söyleye odayı ve dağınıklığı toplarsınız. B. Odayı toplarsınız. Ertesi gün çocuğunuzla yapması gerekenler ve yükümlülükleri hakkında konuşursunuz. C. Odayı toplarsınız. Ertesi gün çocuğunuzun günlük bir program hazırlamasına ve bu işleri yapmadığı zaman katlanacağı sonuçları da programına koymasına yardımcı olup planı uygulamasını sağlarsınız. D. Çocuğunuzu uyandırıp “Derhal odayı ve dağınıklığı toplayacaksın! Bu işleri senin yerine yapmak zorunda kalmaktan bıktım, usandım” dersiniz. 8. 8 yaşındaki çocuğunuzun balığı, beslenmediği için öldü. Balığı beslemek çocuğunuzun sorumluluğundaydı. Çocuğunuz divanın üzerinde, içini çeke çeke ağlıyor. A. “Lütfen ağlama tatlım. Sana iki yeni balık alacağım” dersiniz. B. Balığı çocuğunuzun yerine beslemediğiniz için suçluluk duyarsınız. C. Çocuğunuzun yanına oturur, “İnsanın, bunca zaman beslediği hayvanını kaybetmesi çok üzücü, biliyorum” dersiniz. Ona üzüntünüzü gösterir fakat bunun öğrenilmesi gereken bir hayat dersi olduğunu düşünürsünüz. D. “Belki, bu sana sorumluluklarını yerine getirmen gerektiğini hatırlatır. Eğer balığını besleseydin ölmezdi” dersiniz. 9. 10 yaşındaki çocuğunuz, bu ay içinde ikinci kez okul defterini kaybediyor. A. Ona yeni bir defter alır, daha dikkatli olmasını söylersiniz. B. Onunla sorumlulukları hakkında konuşur, yeni bir defterin maliyetinden bahseder, eşyalarına nasıl sahip olacağını öğretir, bundan sonra daha dikkatli olacağına dair söz alırsınız. C. Bir süre kâğıtlara yazmasını ve yeni bir defter için harçlığını biriktirmesini istersiniz. D. Televizyon seyretmek veya dışarıda oynamak gibi bir ayrıcalıktan mahrum edersiniz. 10. 17 yaşındaki oğlunuzun arkadaşlarının çoğu, kulaklarını deldirtmiş ve şimdi gururla küpelerini gösteriyorlar. Oğlunuz da bunu yapmak istiyor. A. Hayır, dediniz ama o yine de yaptı. B. Hayır, dediniz ama o her gün tekrar soruyor. Aile toplantılarında, okulda takmayacağına ve çok küçük bir küpe olacağına dair söz veriyor. Siz de tamam, diyorsunuz. C. Ona, bu fikri hiç sevmediğinizi ve bunun nedenlerini açıklarsını, fakat kendi kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini söylersiniz. D. Kesinlikle yasaklarsınız. Sizin oğlunuz küpe takamaz! 11. Cumartesi günü dışarıda yağmur yağıyor ve 6 yaşındaki çocuğunuz dışarıya çıkıp su birikintilerinin içinde oynamak istiyor. A. Hayır, diyorsunuz. Komşu çocuklarının da dışarıda olduğunu, çok dikkatli olacağını, havanın çok ılık olduğunu ve yağmurun da sadece çiselediğini söylüyor. Kabul ediyorsunuz. B. Yağmur yağdığını ve dinene kadar beklemesi gerektiğini söylüyor, onu oyalayacak başka şeyler buluyorsunuz. C. “Olur ama lütfen, bir havluyla kuru kıyafetlerini, geldiğinde kullanmak üzere, kapının önüne hazırla” diyorsunuz. D. “Aptallık etme, dışarıda yağmur yağıyor. Git içeride oynayacak bir şeyler bul” diyorsunuz. 12. Odaya girdiğinizde 3 yaşındaki çocuğunuzun duvarı karaladığını görüyorsunuz. A. “Ne yaptın? Şimdi bunları nasıl temizleyeceğim? Ev sahibi de kim bilir ne söyleyecek? Duvarlara yazmaman gerekiyor. Şimdi ben bunları temizlerken sen içeride oyna” dersiniz. B. “Bu ne felaket! Seni burada kâğıt vermeden, kalemlerle yalnız bırakmak benim kabahatim. Lütfen bunu bir daha yapma!” dersiniz. C. Kesin bir ifadeyle “Yazmak istediklerimizi duvarlara değil, kâğıda yazarız. Şimdi bir bez alalım da, şunları beraber temizleyelim” dersiniz. D. Eline bir tane vurup “Hayır! Sen kötü bir çocuksun!” diye bağırır, onu odasına gönderirsiniz. Puanlama Her A cevabınıza 0 Her B cevabınıza 2 Her C cevabınıza 4 Her D cevabınıza 6 puan verin Değerlendirme 0-18 puan: Pasif-İlgisiz Ebeveyn Tarzı 18-54 puan: Destekleyici Ebeveyn Tarzı 54-72 puan: Katı/Otoriter Ebeveyn Tarzı 11 yaşında işitme engeli Duymamak acıları içinize gömmektir. Mustafa EPİK ENGEL OLMA DESTEK OL 11 yaşında işitme engelli oldum. İlk zamanlar neler oluyor anlayamadım. Toplumumuzdan birçok kişi “Bu çocuk işitme engelli, okumaz, yapamaz.” diyordu. Az daha okulu bırakmak üzereydim azmedip bana destek olan annem, öğretmenlerim ve değerli komşularım… İşitme engellilerin büyük çoğunluğu okuma, yazma ve anlamada problem yaşamaktadır. Eğitim sistemimizin işitme engellilere uygun olmaması, işaret dili konusunda geri kalmamız nedeniyle engelliler tam anlaşılmadığı için daha doğrusu anlatılamadığı için sorunlar düzeltilememiş ve çözüm yolları oluşturulamamıştır. Toplum işitmeyi sadece duyma sorunu olarak anladığı için işitme engellinin de sadece duymakta sorun yaşadığını sanılmakta. Hâlbuki duyma sorunu haricinde okuma, yazma, konuşma ve anlamada da çok zayıf bu insanlar. Üstelik bu gurupta ki işitme engelliler hep geri planda kalmakta, çözüm beklemektedirler. Biz bu iki gurubu birleştirip ikisini de işitme engelli diyoruz. Maalesef birazda duymanın ve konuşamamanın verdiği zorlukla okuma-yazma konusunda geri kalmışlardır. Türkçemizin eklerinin birçoğunu kullanamamaktadırlar. Örnek olarak “ben gelmek İstanbul, ben gitmek iş, sen gel misafir” gibi kısa cümleler ile iletişim kurabilmektedirler. Bunun yanında günlük hayatta sürekli işaret dili kullanmalarına rağmen anne babaları bile işaret dili bilmemekte. Böyle olunca kendi arkadaşları ile görüşmekten başka seçenekleri kalmamakta. Günümüzde işaret dili üzerine eğitimler, konferanslar, toplantılar yapılmakta. Dikkatimi çeken bir nokta ise işaret dilini öğrenmesi gereken öncelikli guruplar. Sağlık görevlileri, emniyet görevlileri, öğretmenler… İşitme 87