Halk dilinden
hava durumu
Fatma Asude PINARBAŞI
Günümüzde orta yaşın üzerinde olan
kişiler tarafından daha çok bilinen ve
özellikle Anadolu’da eski topraklar için
büyük öneme sahip olan bir konuyu
paylaşmak istiyorum. Kendi deyişimle
“Halk Takvimi” ya da “Halk Tahmini”
olarak adlandırdığım bu takvime halk
arasın da ; “Ana - Baba Hesabı, Eski
Hesap, Çoban Hesabı veya Sayılı Hesap
da” denilmektedir.
Hava hakkında bilgi edinmede
insanlara özellikle yıldızlar ve kuşlar
rehberlik etmişlerdir. Günümüzde ki
gibi modern aletlerin bulunmayışı
insanları bu doğal yöntemlere
itmiştir. Bu deneyimlerde de hata
payının çok az olduğunu görmekteyiz.
Atalarımız ne zaman hangi hava
olayının yaşanacağını uzun süre
gözlemlemişler ve elde ettikleri bu
tecrübeleri de kafiyeli deyişlerle,
dilden dile aktarmışlardır. Öyle ki bu
78
deyişler yağmur, sel, kar, tipi, dolu
gibi tabiat olaylarından çoğunlukla
beslendiği için Anadolu insanı üzerinde
unutulmayacak izler bırakmıştır.
Bundan dolayı da deyişlerle süslenen
bu hava tahminleri insanlar tarafından
kabul görmüş ve alınacak tedbirler
çoğu zaman buna göre alınmıştır.
Günümüzde hava tahminlerine
ulaşmak her ne kadar kolay olsa da
malumunuz üzere tecrübeye dayalı bilgi
daha değerli ve önemlidir. Dergimizin
bu sayısında bu bilgileri yeni kuşaklara
aktarılması adına zincire bir halka
daha eklemek ve dört mevsimin bir
arada yaşandığı şu cennet ülkemizde,
yaşanmışlıklardan arta kalan bu mirası
bir adım daha öteye taşımak benim
en büyük amacımdır. Tabi yöreden
yöreye küçük farklılıklar mutlaka
gösterecektir, keyifle okumanızı dilerim.
OCAK AYI (ZEMHERİ)
Kış aylarının en soğuğu ve kuru
ayazların meydana geldiği aydır.
7 Ocak “Zemheri Fırtınası”; Kuru
ayaz şeklinde kuzeyden esen (poyraz)
rüzgârlardan oluşan fırtınadır.
30 Ocak “Zemheri Sonu”; Şiddetli
soğuk havaların yerini biraz daha sıcak
havalara bırakmasıdır.
31 Ocak “Hamsin Başı”; Hamsin
rüzgârlarının getirdiği boğucu ve soğuk
havalardır. 21 Mart’ta sona erer. Artık
havalar ısınmaya başlar. (Hamsin rüzgârı:
Kuzey Afrika’da ve Arap Yarımadası’nda
esen kuru, sıcak ve kum taneleri içeren
bir rüzgârdır.)
ŞUBAT AYI ( GÜCÜK )
Diğer aylardan bir veya iki bazen
de üç gün kısa olmasından dolayı
“Gücük“denilmiştir.
20 Şubat “Birinci Cemre (Havaya)”;
Birinci cemrenin temsilen havaya
düşmesidir. Cemre, Arapça bir
kelime olup, “Ateş halinde kömür”
manasındadır. Şubat ayında yavaş yavaş
artan hava sıcaklığının sebebi olarak
bilinir. Bahar mevsiminden önce havada
meydana gelen sıcak havaların da
habercisidir.
çok şiddetli soğukların 7 gün süreyle
devam etmesi. Sayılı fırtınadır. “Berd’ülaciz, yer gök taciz.” ile “Üçü Şubat’ta,
dördü Mart’ta” gibi sözlerle tarif edilir. Bu
fırtınalı günlere “Kocakarı Soğukları” adı
verilir.
25 Şubat “Saya”; Koyunların karnında
kuzuların canlanma dönemidir. “Saya”
geldiğinde sürü çobanı köyün gençlerini
yanına alarak çeşitli kıyafetler giyer, çeşitli
oyunlar çıkarır ve köy halkına kendi
becerilerini sunarak sürü sahiplerinin
kapılarını çalar. Bahşiş, yiyecek ve
bunun gibi erzak malzemeleri toplar.
Daha sonra çoban, köylülerden birinin
evinde, toplanan yiyeceklerden yemek
yaptırıp gençlerle birlikte güle oynaya yer.
Böylece “Saya”nın anlam ve önemini köy
halkına da yaşatmış olurlar.
21 Mart “Nevruz”; Bitkilerin
canlanmasıyla, özellikle nevruzların
çıkmasıyla baharı müjdelemektedir.
Bir rivayete göre de 21 Mart’ı hesap
ederek “Doksancıl Kuşu” doksan adet
taş toplayıp yuvasına taşlarla birlikte
girermiş, günde dışarı bir adet taş atarmış
ve sonuncu günde dışarı bakarmış. Eğer
hava güzelse dışarı çıkarmış değilse
tekrar dokuz taş daha alıp yuvasına
çıkarmış. Bunları da bitirdiğinde bu
kez hava nasıl olursa olsun kuş dışarı
çıkarmış.
27 Şubat “İkinci Cemre (Suya)”; İkinci
cemrenin temsili olarak suya düşmesidir.
Bahar öncesi suda meydana gelen
ısınmalardır.
22 Mart “Mart Dokuzu Fırtınası”; Gece
ve gündüzün eşit olduğu gündür ve sayılı
günler fırtınalarından biri de mart dokuzu
fırtınasıdır. Yeni uyanan ağaçlara ve
bitkilere zarar verebilir.
28 Şubat “Leyleklerin Geri Dönmesi”;
Sıcak havayı seven leyleklerin göç
etikleri bölgelerden memlekete geri
dönmeleriyle birlikte havaların ısınacağı
anlaşılır.
MART AYI (DELİ MART)
Böyle denilmesinin sebebi; havaların
durumunda meydana gelen sürekli
değişimlerdir. Yani havalar kimi zaman
güneşli, kimi zaman rüzgârlı, kimi
zaman sakin, kimi zaman ise yağmurlu
olabilmektedir. İşte bir ayın içerisinde
dört mevsimin aynı anda yaşanmasından
dolayı “Deli Mart” denilmektedir.
23 Mart “Koz Kavuran Fırtınası”;
Sıcakları beklerken aniden yakıcı
soğukların meydana gelmesi demektir.
26 Mart “Çaylak Fırtınası”; Karakuşların
gelmesi itibariyle o gün ani oluşan
fırtınadır.
‘Abrulun Beşi’nden, camızı ayırır eşinden
hele hele on beşinden…” sözle riyle
günün tehlikesine dikkat çekilir. Bundan
dolayı hayvanlar ahırlarından dışarı
çıkarılmaz. “Abrul apışır dudak yere
yapışır…” veya “Abrul beşinde tohum
ya elde olmalı ya da yerde olmalı.”
derler. Çünkü tohum önceden ekilmiş ve
filizlenmişse muhakkak soğuk alır.
19 Nisan “Kuğu Fırtınası”; Guguk
kuşunun da yine sıcak bölgelerden
gelmesine denk gelen fırtına mzamanıdır.
21 Nisan “Sitte-i Sevrin Başı”; Nisan
ayında fırtınalarıyla meşhur olan altı
gün. Bu altı günde güneş, soğuk, rüzgar
ve fırtına sık sık yer değiştirir. “Abrul 5”
denilen şiddetli soğukların içerisinde
meydana gelen olaydır. Yaylalarda
şiddetli dolu yağmasıyla ıslanmadık
yerleri kalmadığı, şiddetli fırtınanın
etkisiyle ocak üzerinde bulunan süt
kazanlarını devrildiği rivayet edilmiştir.
26 Nisan “Sitte-i Sevrin Sonu”; “Abrul
5” in beş günlük şiddetli soğuklarının
sonudur.
MAYIS AYI
4 Mayıs Çiçek Fırtınası; İlkbaharın
gelmesiyle ağaçların çiçek açtığı
zamanlarda meydana gelen fırtınadır.
27 Mart “Haşeratların Uyanması”;
Yeraltında yaşayan bazı canlı
türlerinin örneğin; yılan, tosbağa,
kurbağa, gelendi, kertenkele ve
böcek türlerinin uyuşukluk halinden
çıkıp canlanma dönemidir.
NİSAN AYI (ABRUL)
6 Mart “Üçüncü Cemre (Toprağa)”;
Üçüncü cemrenin toprağa düşmesidir.
Bahardan önce toprağın ısınması ve
canlanmasıdır. Baharın müjdecisidir.
Cemre bu evreleri tamamlayıp toprağa
düştükten sonra artık kış mevsiminin
sona erdiğinin ve baharın geldiğinin
göstergesidir. Bu tarihten itibaren kalıcı
soğuklar olmaz.
7 Nisan “Kırlangıç Fırtınası”;
Kırlangıçların soğuk bölgelerden
göç edip gelmelerine ve “Abrul 5”
soğuklarına denk gelen fırtınadır.
Abrul Beşi, Rumi Takvime göre
Nisan ayının 5’inci günüdür. Miladi
Takvime göre ise 18 Nisan gününe
karşılık gelmektedir.
11 Mart “Berd’ül-aczin Başlaması”; Kış
soğuklarının bitti ve bahar geldi derken
18 Nisan “Camız Kıran Fırtınası”;
Halk arasında söylenir: “Kork
79