SozSehri Sayı 5 | Seite 80

Halk dilinden hava durumu Fatma Asude PINARBAŞI Günümüzde orta yaşın üzerinde olan kişiler tarafından daha çok bilinen ve özellikle Anadolu’da eski topraklar için büyük öneme sahip olan bir konuyu paylaşmak istiyorum. Kendi deyişimle “Halk Takvimi” ya da “Halk Tahmini” olarak adlandırdığım bu takvime halk arasın da ; “Ana - Baba Hesabı, Eski Hesap, Çoban Hesabı veya Sayılı Hesap da” denilmektedir. Hava hakkında bilgi edinmede insanlara özellikle yıldızlar ve kuşlar rehberlik etmişlerdir. Günümüzde ki gibi modern aletlerin bulunmayışı insanları bu doğal yöntemlere itmiştir. Bu deneyimlerde de hata payının çok az olduğunu görmekteyiz. Atalarımız ne zaman hangi hava olayının yaşanacağını uzun süre gözlemlemişler ve elde ettikleri bu tecrübeleri de kafiyeli deyişlerle, dilden dile aktarmışlardır. Öyle ki bu 78 deyişler yağmur, sel, kar, tipi, dolu gibi tabiat olaylarından çoğunlukla beslendiği için Anadolu insanı üzerinde unutulmayacak izler bırakmıştır. Bundan dolayı da deyişlerle süslenen bu hava tahminleri insanlar tarafından kabul görmüş ve alınacak tedbirler çoğu zaman buna göre alınmıştır. Günümüzde hava tahminlerine ulaşmak her ne kadar kolay olsa da malumunuz üzere tecrübeye dayalı bilgi daha değerli ve önemlidir. Dergimizin bu sayısında bu bilgileri yeni kuşaklara aktarılması adına zincire bir halka daha eklemek ve dört mevsimin bir arada yaşandığı şu cennet ülkemizde, yaşanmışlıklardan arta kalan bu mirası bir adım daha öteye taşımak benim en büyük amacımdır. Tabi yöreden yöreye küçük farklılıklar mutlaka gösterecektir, keyifle okumanızı dilerim. OCAK AYI (ZEMHERİ) Kış aylarının en soğuğu ve kuru ayazların meydana geldiği aydır. 7 Ocak “Zemheri Fırtınası”; Kuru ayaz şeklinde kuzeyden esen (poyraz) rüzgârlardan oluşan fırtınadır. 30 Ocak “Zemheri Sonu”; Şiddetli soğuk havaların yerini biraz daha sıcak havalara bırakmasıdır. 31 Ocak “Hamsin Başı”; Hamsin rüzgârlarının getirdiği boğucu ve soğuk havalardır. 21 Mart’ta sona erer. Artık havalar ısınmaya başlar.  (Hamsin rüzgârı: Kuzey Afrika’da ve Arap Yarımadası’nda esen kuru, sıcak ve kum taneleri içeren bir rüzgârdır.) ŞUBAT AYI ( GÜCÜK ) Diğer aylardan bir veya iki bazen de üç gün kısa olmasından dolayı “Gücük“denilmiştir. 20 Şubat “Birinci Cemre (Havaya)”; Birinci cemrenin temsilen havaya düşmesidir. Cemre, Arapça bir kelime olup, “Ateş halinde kömür” manasındadır. Şubat ayında yavaş yavaş artan hava sıcaklığının sebebi olarak bilinir. Bahar mevsiminden önce havada meydana gelen sıcak havaların da habercisidir. çok şiddetli soğukların 7 gün süreyle devam etmesi. Sayılı fırtınadır. “Berd’ülaciz, yer gök taciz.” ile “Üçü Şubat’ta, dördü Mart’ta” gibi sözlerle tarif edilir. Bu fırtınalı günlere “Kocakarı Soğukları” adı verilir. 25 Şubat “Saya”; Koyunların karnında kuzuların canlanma dönemidir. “Saya” geldiğinde sürü çobanı köyün gençlerini yanına alarak çeşitli kıyafetler giyer, çeşitli oyunlar çıkarır ve köy halkına kendi becerilerini sunarak sürü sahiplerinin kapılarını çalar. Bahşiş, yiyecek ve bunun gibi erzak malzemeleri toplar. Daha sonra çoban, köylülerden birinin evinde, toplanan yiyeceklerden yemek yaptırıp gençlerle birlikte güle oynaya yer. Böylece “Saya”nın anlam ve önemini köy halkına da yaşatmış olurlar. 21 Mart “Nevruz”; Bitkilerin canlanmasıyla, özellikle nevruzların çıkmasıyla baharı müjdelemektedir. Bir rivayete göre de 21 Mart’ı hesap ederek “Doksancıl Kuşu” doksan adet taş toplayıp yuvasına taşlarla birlikte girermiş, günde dışarı bir adet taş atarmış ve sonuncu günde dışarı bakarmış. Eğer hava güzelse dışarı çıkarmış değilse tekrar dokuz taş daha alıp yuvasına çıkarmış. Bunları da bitirdiğinde bu kez hava nasıl olursa olsun kuş dışarı çıkarmış. 27 Şubat “İkinci Cemre (Suya)”; İkinci cemrenin temsili olarak suya düşmesidir. Bahar öncesi suda meydana gelen ısınmalardır. 22 Mart “Mart Dokuzu Fırtınası”; Gece ve gündüzün eşit olduğu gündür ve sayılı günler fırtınalarından biri de mart dokuzu fırtınasıdır. Yeni uyanan ağaçlara ve bitkilere zarar verebilir. 28 Şubat “Leyleklerin Geri Dönmesi”; Sıcak havayı seven leyleklerin göç etikleri bölgelerden memlekete geri dönmeleriyle birlikte havaların ısınacağı anlaşılır. MART AYI (DELİ MART) Böyle denilmesinin sebebi; havaların durumunda meydana gelen sürekli değişimlerdir. Yani havalar kimi zaman güneşli, kimi zaman rüzgârlı, kimi zaman sakin, kimi zaman ise yağmurlu olabilmektedir. İşte bir ayın içerisinde dört mevsimin aynı anda yaşanmasından dolayı “Deli Mart” denilmektedir. 23 Mart “Koz Kavuran Fırtınası”; Sıcakları beklerken aniden yakıcı soğukların meydana gelmesi demektir. 26 Mart “Çaylak Fırtınası”; Karakuşların gelmesi itibariyle o gün ani oluşan fırtınadır. ‘Abrulun Beşi’nden, camızı ayırır eşinden hele hele on beşinden…” sözle riyle günün tehlikesine dikkat çekilir. Bundan dolayı hayvanlar ahırlarından dışarı çıkarılmaz. “Abrul apışır dudak yere yapışır…” veya “Abrul beşinde tohum ya elde olmalı ya da yerde olmalı.” derler. Çünkü tohum önceden ekilmiş ve filizlenmişse muhakkak soğuk alır. 19 Nisan “Kuğu Fırtınası”; Guguk kuşunun da yine sıcak bölgelerden gelmesine denk gelen fırtına mzamanıdır. 21 Nisan “Sitte-i Sevrin Başı”; Nisan ayında fırtınalarıyla meşhur olan altı gün. Bu altı günde güneş, soğuk, rüzgar ve fırtına sık sık yer değiştirir. “Abrul 5” denilen şiddetli soğukların içerisinde meydana gelen olaydır.  Yaylalarda şiddetli dolu yağmasıyla ıslanmadık yerleri kalmadığı, şiddetli fırtınanın etkisiyle ocak üzerinde bulunan süt kazanlarını devrildiği rivayet edilmiştir. 26 Nisan “Sitte-i Sevrin Sonu”; “Abrul 5” in beş günlük şiddetli soğuklarının sonudur. MAYIS AYI 4 Mayıs Çiçek Fırtınası; İlkbaharın gelmesiyle ağaçların çiçek açtığı zamanlarda meydana gelen fırtınadır. 27 Mart “Haşeratların Uyanması”; Yeraltında yaşayan bazı canlı türlerinin örneğin; yılan, tosbağa, kurbağa, gelendi, kertenkele ve böcek türlerinin uyuşukluk halinden çıkıp canlanma dönemidir. NİSAN AYI (ABRUL) 6 Mart “Üçüncü Cemre (Toprağa)”; Üçüncü cemrenin toprağa düşmesidir. Bahardan önce toprağın ısınması ve canlanmasıdır. Baharın müjdecisidir. Cemre bu evreleri tamamlayıp toprağa düştükten sonra artık kış mevsiminin sona erdiğinin ve baharın geldiğinin göstergesidir. Bu tarihten itibaren kalıcı soğuklar olmaz. 7 Nisan “Kırlangıç Fırtınası”; Kırlangıçların soğuk bölgelerden göç edip gelmelerine ve “Abrul 5” soğuklarına denk gelen fırtınadır. Abrul Beşi, Rumi Takvime göre Nisan ayının 5’inci günüdür. Miladi Takvime göre ise 18 Nisan gününe karşılık gelmektedir. 11 Mart “Berd’ül-aczin Başlaması”; Kış soğuklarının bitti ve bahar geldi derken 18 Nisan “Camız Kıran Fırtınası”; Halk arasında söylenir: “Kork 79