Durursa zencir-i saat durur dakka durur tık tık
Çünan ömrün tamamında ruha derler hemen çık çık( Çünan: Öyle, böyle)
Bu beyit, Ölüm ve Ötesi 10 adlı kitabın Mehmed Emre tarafından yazılmış takdiminde şöyledir:
Bitince zencir-i sâat, durur rakkas demez tık tık
Çünan ömrün hitamında denir câna hemen çık çık
Halk Bilimi( Folklor) âdeta hayatın şiiridir. Çok geniş malzeme içeren ölüm konusundaki sözlü kültürümüze ait atasözleri ve deyimler başka bir çalışmada ele alınacaktır. Sivas’ ta derlediğim bir efsanenin iki varyantıyla bu konuyu şimdilik bitirelim.
Herkes Akranı ile Gitmeli
Hz. Süleyman Peygambere, Allah tarafından,“ istersen sana ölüm vermeyeyim” haberi iletilmiş. Hz. Süleyman;“ Bir danışayım, hayvanlara sorayım” demiş. Bütün hayvanlar, iyi olur demişler. Fakat kirpi itiraz etmiş ve şöyle demiş:“ Ölmez isen, ihtiyarlarsın, gücün kuvvetin azalır, herkese gülünç olursun, herkes akranı ile gitmeli”.
Süleyman Peygamber ve Ölümsüzlük Suyu
Hz. Süleyman Peygamber ölümsüzlük için âb-ı hayat getirmiş. Önce bir sorayım da öyle içeyim demiş. Kuşa, kurda haber salmış, hepsi gelmiş, yalnız ağababa kuşu üç günde gelmiş.“ Sultan Süleyman, niye geç geldin? diye sormuş.” Ağababa kuşu;“ Altı yüz yaşındaydım kanatlarım yoruldu” demiş. Sultan Süleyman;“ Âb-ı hayat getirdim, içeyim mi? diye sormuş. Kuş şöyle demiş:“ Ben yirmi yaşında iken, herkes beni beğenirdi, beyaz kuş gelmiş, ne güzel derlerdi. Yüz yaşımda iken aynı yere gittiğimde, ağaca kondum taşladılar, yaralandım, horladılar. Sen ne yapacaksın? Akran bulamazsın, konuşacak adam bulamazsın, duvar diplerinde kalırsın. Âb-ı hayatı içme, git, öl, kurtar” demiş. 11
Akbabanın uzun yaşamasına dair, şöyle bir efsane anlatılır: Lokman, bir gün kuşları toplayarak, Cennet ve Cehennem arasındaki can suyundan getirene beş yüz yıl ömür vereceğini söylemiş. Akbaba, istenilen suyu getirmiş, fakat gagasındaki suyu verirken dökmüş ve bir damlasını da yutmuş. Bundan dolayı akbaba uzun ömürlü imiş! 12
1( Yunus Emre Divanı, XIII-XIV yy. 243.
2 Derleme Sözlüğü VII. T. D. K. Ankara, 1975, s. 2771. Sivas, Gürün ve Gemerek’ te söylenen keşik sözcüğü; Senirkent, Tokat, Sungurlu, Merzifon, Ünye, Tirebolu, Bor, Silifke, Elbistan, Kadirli, Refahiye, Daday, Boyabat, Avanos, Erkilet ve Konya Ereğli’ sinde de bilinmektedir.
3 Sedat Veyis Örnek, Türk Halk Bilimi, Ankara, 1995, s. 207.
4 Müjgan Üçer, Beşik Eşik Keşik, Sivas’ ta Doğum, Evlenme ve Ölümle la ilgili İnanç ve Gelenekler. Kitap basıma hazırlanmaktadır.( Kitabevi, İstanbul)
5 Atilla Özkırımlı, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, İstanbul 1990, c. 1, s. 290; Cem Dilçin, Türk Şiir Bilgisi, Ankara 1997, s. 467.
6 Sivas merkez Güney köyünden Mustafa Darıcı( ö. 1998)’ dan derlenmiştir.
7 Adem Ceyhan,“ Sivaslı Sarıhatipzâdeler Ailesine Ait Yazma Bir Mecmua”, Kültür Tarihimizde Sivaslı Bir Aile Sarıhatipzâdeler, Sivas, 2011, s. 136. 8 Sadeddin Nüzhet Ergun, Türk Şairleri, ts. c. 2. s. 702. 9 Hayati İnanç, bu menkıbeyi 30 Ağustos-5 Eylül 2013 tarihlerinde Sivas’ ta yapılan 3. Sivas Kitap Günleri’ nde,“ Divan Edebiyatı’ ndan Hayata Bakış” başlıklı konuşmasında anlatmıştır.( 1. 9. 2013)
10 Hüseyin S. Erdoğan, Ölüm ve Ötesi, İstanbul, 4. Baskı, 1980, s. 7. Ölüm ve Ötesi adlı kitabın Mehmed Emre tarafından yazılmış“ Ölüm ve Ahiret” başlıklı takdiminde yazılmış olan beyittir.
11 Müjgan Üçer,” Sivas’ ta Ölümle İlgili İnanışlar-Sözlü Gelenek”, Erdem Türk Halk Kültürü Özel Sayısı-III. C. 13. S. 39, s. 507-541.
12 Ali Haydar Bayat, Türk Kültüründe Lokman Hekim, İstanbul, 2000, s. 31-32; Osman Bayatlı, Bergama’ da Şifalı Otlar ve Lokman Hekim, İstanbul, 1952, s. 5-11; 8. Baskı, İzmir, 1968.
37