Oysa önemli olan Kur’ an ayetlerinde geçen lafızlardır ki bunlarda da en başta“ eğe kemiği” meselesi olmak üzere ne bir eğrilik ne de bir eksiklikten bahsedilir:
“ Hani Rabbin meleklere ' Ben çamurdan bir beşer yaratacağım. Onu tamamlayıp ona ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın.' demişti."
Ayette insana atfedilen " beşer " lafzı, hem müzekkere( erkeğe) hem müennese( dişiye) işaret eden ortak bir lafızdır. Yani ayette erkek veya kadın, cinsiyete vurgu yapılmamıştır. Aşağıdaki ayette de benzer bir üslup kullanılmaktadır:
" Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da zevcini( eşini) yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden sakının...”
Nefs, sonraları İslam felsefesinde ve tasavvufta bedenden ayrı bir cevher olarak ruh anlamında kullanılmıştır. Bazı yerlerde“ kişi” veya bedenden ayrı veya bedenin dışında olmayan, insanın yaşayan gerçekliğini ifade eden“ içerideki kişi”( inner person) anlamına kullanılır“ Ruh Bilimi” anlamına gelen psikolojinin Arapçadaki karşılığı da“ ilmü’ n-nefs” tir. Müfessirlerin çoğu yukarıda verilen ayette geçmekte olan“ nefs” i“ Âdem” olarak anlamış olsalar bile, söz konusu kavramla insanların, erkek ve kadın tek bir nefis( öz) ten yaratıldıkları ifade edilmekte, cinsiyet gerçeğine“ erkekler ve kadınlar” şeklinde ayetin devamında vurgu yapmaktadır.
“ Nefs” kavramında olduğu gibi ayette geçmekte olan“ zevc” kavramında da cinsiyet kavramına vurgu yapılmamaktadır. Kelime olarak müzekker( eril) olan bu kavram da Arapça hem erkek hem dişi için, çift yaratılan bütün varlıklar için ortak bir şekilde kullanılmaktadır.” 9
O halde eserimizde“ akıldan ve anlayıştan yoksun bulunan dişi kuş” 10 şeklinde nitelendirilen Farik’ i, yani kadına ait olan ve duygusallığı ve aptallığı, temsil eden“ ben” in kaynağı nedir? Muhtemelen; yanlış kaynaktan beslenen geleneksel fıkıh, İncil, Tevrat ve bir de eserin kronolojik olarak da yakın olduğu mitler, efsaneler... Mitlerde eril tanrılara kudret, otorite, hâkimiyet atfedilirken; dişil tanrılar, cinsellik, aldatma, baştan çıkarma, kıskançlık kavramlarıyla birlikte anılır. 11 Tevrat’ ta, erillik Tanrısal bir özelliktir: " Allah oğulları adam kızlarının güzel olduğunu gördüler.” 12 Görüldüğü üzere kızlar da adam kızlarıdır, yani dişillik insana özgüdür. Görüldüğü gibi cinsiyet temine yaklaşım tarzı bakımından Tûtînâme, bu kaynaktan beslenmiş izlenimini verir. Yine İncil’ de ve Tevrat’ ta günahın anasının Havva( kadın) olması ve ilk günahla başlayan cürümler serüveninin günah keçisinin kadın olması, Kur’ anî anlayışa muhalif olmasına rağmen, İslam kaynaklarına da etki etmiştir. Bunun nedeni ise,“ Bütün bu açıklamalarda hareket noktasını Kur’ an’ ın kendisinin değil de rivayetlerin oluşturduğu, İsrailiyat adı verilen Kutsal kitap kaynaklı haberlerin ve kıssacılığın, dönemin tefsir anlayışına damgasını vurduğu anlaşılmaktadır.” 13 Oysa“ Kur’ an’ da Havva’ nın ismi hiç geçmediği gibi, ilgili ağacın meyvelerinden yememeleri için Âdem ve eşi, ikisi birden uyarılır ve şeytan ikisine birden vesvese vererek söz konusu ağaca yaklaşıp onun meyvesinden yemelerini teşvik eder. Bu konuda Âdem ve eşi ikisi birden eşit derecede sorumludurlar. Ayetlerde yılana yer verilmezken eşinin( kadının) Adem’ i( erkeği) aldattığı ve günaha düşürdüğü konusuna en ufak bir atıf mevcut değildir.” 14
İşte Tûtînâme’ nin bu mantığı sonunda Dişi Tûtî Farik’ i ölüme mahkûm eder. Said, Mahışeker ' e Akıllı Tûtî ' ye danışmadan hiçbir şey yapmamasını öğütlemiştir. Mahışeker ise önce günaha meylinden emin olduğu " ben "( Farik)’ e danışır. Farik, cahil ve duygusal olduğu için düşünmeden ve hemen tepki verir. Bunun üzerine Mahışeker,“ Kendine acı gelen bu sözlerden dolayı öfkesine hâkim olamadı ve hemen kafesi açtı. Zavallı Tûtî’ yi yakalayıp
parça parça ederek yere attı.” 15 Bu bir nevi histeri nöbetidir ve“ id” in“ ego” yu cezalandırmasıdır. Yani“ ben”,“ alt ben” in istekleriyle çatışmaya sürüklenir ve ona yenik düşer. Bu yenilgiyi önlemek ve nevrotik tepkiyi engellemek için Freud’ a göre Psikanaliz tedavisinin görevi:“... libidoyu daha önceki‘ ben’ in erişemediği bağlardan kurtarmak ve‘ ben’ in hizmetine sokmaktan ibarettir. 16 Bunun için de belirtilerin kaynağına inmek ve onları iyice açığa çıkarmak gerekir. Bunu yapacak olan da“ Süper Ego”( ben üstü / eserimizde akıl) dur. Bu sebeple Tûtî, Mahışeker’ in Beyzade’ ye gitmesi fikrine hemen karşı çıkmaz. Çünkü güzel sahibesi içinde biriktirdiği bütün zehri henüz ortaya koymamıştır. Bu yüzden sanki Mahışeker’ in nefsiyle işbirliği yapmışçasına ona bazı konularda doygunluğa ulaşması hususunda müsaade eder. Ancak asıl günahı işlememesi ve Beyzadeye gitmemesini sağlamak için her gece ona sonucundan hisse alacağı bir hikâye anlatmaya başlar. Sabah olduğunda ise artık günah için zaman tükenmiştir. Burada“ üst ben” in toplumsal değerlere bağlı kalmaya yönelik işlevi ortaya çıkar. Bu da bizi Doğu’ nun günaha bakış açısıyla ilgili olarak aydınlatır. Doğu’ da ifşaat mekanizması işlemez ve Hristiyanlıktaki günah çıkarma
32