SozSehri Sayı 5 | Seite 64

Ben miyim? Biz Müslüman bireyler olarak Allah’ın da buyurduğu şekilde nefsinin doymaz istekleri peşinden koşmadan ve onu ilah edinmeden "Nefsini (arzularını) ilah edineni gördün mü?" (Furkan 43) Bu hayvanlardan biraz olsun ibret alması gereken insan öyle mi? İki metre kare bir mezara razı olacak bir nefis neden dünyanın hepsine sahip olma gayretindedir. Bugün onlarca kez kendi egolarını tatmin ve gösteriş olsun diye hacca giden zengin adamlara bunun yerine bir yetimi, bir fakiri doyur daha fazla sevap alırsın denilince, nasıl sinirlenip onu nasıl terslediğini görmemişseniz de en azından duymuşsunuzdur. ayetindeki kötü duruma düşmeden dünyadan ayrılmak zorundayız. Hayati GÖNÜLTAŞ Yaratılıştan itibaren insanlar, hep daha fazla mal elde etme endişesinde oldu. Nitekim Hz. Âdem şeytanın sonu gelmez bir saltanat vaadiyle kandırılmamış mıydı? Bu soruların ışığında, bu kandırılmanın sebebinin, elindeki ile yetinmeme duygusundan başka bir şey olmadığını tahayyül edebiliyoruz. İnsanoğlu baştan beri ihtiras içinde ve neredeyse diğer insanlara yaşam hakkı tanımaz durumda. Günümüzde olan da farklı değil. Durumları ve geçimleri zor olan insanlar, biraz imkâna kavuşunca kendisinden başkasını görmez oluyor. Hele elime imkân geçse ne güzel işler yapacağım diyen insanl ar, biraz imkâna kavuşunca sanki tüm işler ona mecburmuş gibi havaya girip fakir fukara tanımaz oluyor. 62 Geçenlerde seyrettiğim bir belgeselde İmparator penguenlerinin yaşamındaki yeni neslin yetişme zorluklarına şahit oldum. Burada dikkatimi çeken, bu hayvanların, nesillerinin devamı için yumurtalarını ayaklarında tutmaya çalışmaları ve Antartika’nın dondurucu soğuğundan korunmak için de birbirlerine sokulmaları idi. Beni hayrete düşüren ise merkezde oluşan yaklaşık 10 derece sıcaklıktan yararlanmalarını sağlamak için penguen topluluğun dıştan içe doğru bir hareket sergilemeleri ve bu hareketi egoist bir tavır olmaksızın yapmaları idi. Böylece her biri, bu sıcaklıktan istifade edecek ve dışta kalanlar donma tehlikesi geçirmeyeceklerdi. İşin ilginci ayaklarında canı gibi korudukları yumurtalarla ve adım adım, bin bir zorlukla, aç ve susuz yapıyorlardı bunları. Batı toplumunun, bugün diğer ülke sığınmacılarını ülkelerine sokmama gayreti ve onları insan yerine koymamalarının sebebi bencillik dışında ne olabilir ki? Vicdan mekanizması çoktan iflas etmiş toplulukların her şeyi kendilerine sağladıkları fayda ölçüsünde değerlendirip ona göre davrandıkları aşikâr değil mi? Allah’ın biriktirin emri yoktur. Tam tersi ihtiyaç fazlasını infak edin emri vardır. Çünkü insan mal biriktirmeyi, kendini yeryüzünün hakimi yapmayı zaten düşünür. Halbuki bize en güzel örnek olan Hz. Peygamber (sav)’in hayatında mütevazilikten başka bir şey yoktur. Bir keresinde peygamberimiz gece kalkıyor, abdest alıp namaz kılıyor ve ağlıyor. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslatıyor. Onun bu davranışı kendisine vahiy gelen bir insanın, yani Allah’ın elçilikle görevlendirme şerefine nail olan birinin davranışına ne kadar da uygun değil mi? Kendisi, ömrü boyunca normal bir kişinin o devirde yaşadığı şekilde yaşamaktan başka bir şey yapmadı. Hâlbuki eğer isteseydi kendisine saraylar yaptırır ve hâkimiyetini gösteren yapılar inşa ettirirdi. Yaptırmadı çünkü o da biliyordu ki insanların gözünü bir avuç topraktan başkası doyurmazdı. Ego tatminin kendisine bir şey kazandırmayacağını, hatta Allah katında büyük sorumluluklar doğuracağını hesap ediyordu. O da bir kul gibi, her kul gibi, sadece bir kefen eşliğinde Rabbe kavuştu. Günümüz insanları hala aç gözlülükte ısrar ediyor. Öyle olmasaydı bu kadar kibir ve bencillik birçok insanın açlıktan veya savaş yoluyla ölmesine sebep olur muydu? Ben diye söze başlayan birisi varsa bilin ki egosu yüksek olan biriyle karşı karşıyasınız. Başarılı bir ekibin başında olan lider eğer işe ben diye başlıyorsa -ki genelde böyle oluyor günümüzde- o zaman orada bir ekip ruhunun olmadığı tespitini kolayca yapabilirsiniz. Halbuki insanlar kendi başlarına çok şeyi başaramaz. Ekip desteği ile başarılı olanlar ise nedense bunu vurgulamayıp kendini öne çıkarmayı seçer. Allah Kuran’da ‘’bu Arapça bir Kurandır bilenler topluluğu için açıktır’’ (Fussilet 3) vurgusunu yaparak ekip çalışmasının önemine işaret ediyor. İnsanlar, hep başkasının bencilliğinden bahseder ve bu konuda eleştirilerini de sıralar durur. Kimse kendisinin bencillik tanımına uyup uymadığına bakmaz. Daha çok kendini başarılı görerek dünyanın yine kendi etrafında döndüğünü düşündüğünden vazgeçilmez addeder kendini. Halbuki yerin altı vazgeçilmezlerle doludur. Biz Müslüman bireyler olarak Allah’ın da buyurduğu şekilde nefsinin doymaz istekleri peşinden koşmadan ve onu ilah edinmeden "Nefsini (arzularını) ilah edineni gördün mü?"(Furkan 43) ayetindeki kötü duruma düşmeden dünyadan ayrılmak zorundayız. Aksi halde hesap günü durumumuz kötü olur. Allah sonumuzu hayır kılsın. 63