Ben miyim?
Biz Müslüman bireyler
olarak Allah’ın da
buyurduğu şekilde nefsinin
doymaz istekleri peşinden
koşmadan ve onu
ilah edinmeden
"Nefsini (arzularını)
ilah edineni gördün mü?"
(Furkan 43)
Bu hayvanlardan biraz olsun ibret
alması gereken insan öyle mi? İki
metre kare bir mezara razı olacak bir
nefis neden dünyanın hepsine sahip
olma gayretindedir. Bugün onlarca kez
kendi egolarını tatmin ve gösteriş olsun
diye hacca giden zengin adamlara
bunun yerine bir yetimi, bir fakiri doyur
daha fazla sevap alırsın denilince,
nasıl sinirlenip onu nasıl terslediğini
görmemişseniz de en azından
duymuşsunuzdur.
ayetindeki kötü duruma
düşmeden dünyadan
ayrılmak zorundayız.
Hayati GÖNÜLTAŞ
Yaratılıştan itibaren insanlar, hep daha
fazla mal elde etme endişesinde oldu.
Nitekim Hz. Âdem şeytanın sonu gelmez
bir saltanat vaadiyle kandırılmamış
mıydı? Bu soruların ışığında, bu
kandırılmanın sebebinin, elindeki ile
yetinmeme duygusundan başka bir
şey olmadığını tahayyül edebiliyoruz.
İnsanoğlu baştan beri ihtiras içinde ve
neredeyse diğer insanlara yaşam hakkı
tanımaz durumda.
Günümüzde olan da farklı değil.
Durumları ve geçimleri zor olan insanlar,
biraz imkâna kavuşunca kendisinden
başkasını görmez oluyor. Hele elime
imkân geçse ne güzel işler yapacağım
diyen insanl ar, biraz imkâna kavuşunca
sanki tüm işler ona mecburmuş gibi
havaya girip fakir fukara tanımaz oluyor.
62
Geçenlerde seyrettiğim bir belgeselde
İmparator penguenlerinin yaşamındaki
yeni neslin yetişme zorluklarına şahit
oldum. Burada dikkatimi çeken,
bu hayvanların, nesillerinin devamı
için yumurtalarını ayaklarında
tutmaya çalışmaları ve Antartika’nın
dondurucu soğuğundan korunmak
için de birbirlerine sokulmaları idi.
Beni hayrete düşüren ise merkezde
oluşan yaklaşık 10 derece sıcaklıktan
yararlanmalarını sağlamak için
penguen topluluğun dıştan içe doğru
bir hareket sergilemeleri ve bu hareketi
egoist bir tavır olmaksızın yapmaları
idi. Böylece her biri, bu sıcaklıktan
istifade edecek ve dışta kalanlar donma
tehlikesi geçirmeyeceklerdi. İşin ilginci
ayaklarında canı gibi korudukları
yumurtalarla ve adım adım, bin bir
zorlukla, aç ve susuz yapıyorlardı bunları.
Batı toplumunun, bugün diğer ülke
sığınmacılarını ülkelerine sokmama
gayreti ve onları insan yerine
koymamalarının sebebi bencillik dışında
ne olabilir ki? Vicdan mekanizması
çoktan iflas etmiş toplulukların her şeyi
kendilerine sağladıkları fayda ölçüsünde
değerlendirip ona göre davrandıkları
aşikâr değil mi?
Allah’ın biriktirin emri yoktur. Tam tersi
ihtiyaç fazlasını infak edin emri vardır.
Çünkü insan mal biriktirmeyi, kendini
yeryüzünün hakimi yapmayı zaten
düşünür. Halbuki bize en güzel örnek
olan Hz. Peygamber (sav)’in hayatında
mütevazilikten başka bir şey yoktur. Bir
keresinde peygamberimiz gece kalkıyor,
abdest alıp namaz kılıyor ve ağlıyor.
Gözlerinden akan yaşlar sakallarını
ve secde esnasında yerleri ıslatıyor.
Onun bu davranışı kendisine vahiy
gelen bir insanın, yani Allah’ın elçilikle
görevlendirme şerefine nail olan birinin
davranışına ne kadar da uygun değil mi?
Kendisi, ömrü boyunca normal
bir kişinin o devirde yaşadığı şekilde
yaşamaktan başka bir şey yapmadı.
Hâlbuki eğer isteseydi kendisine
saraylar yaptırır ve hâkimiyetini gösteren
yapılar inşa ettirirdi. Yaptırmadı çünkü
o da biliyordu ki insanların gözünü bir
avuç topraktan başkası doyurmazdı.
Ego tatminin kendisine bir şey
kazandırmayacağını, hatta Allah katında
büyük sorumluluklar doğuracağını
hesap ediyordu. O da bir kul gibi, her kul
gibi, sadece bir kefen eşliğinde Rabbe
kavuştu.
Günümüz insanları hala aç gözlülükte
ısrar ediyor. Öyle olmasaydı bu kadar
kibir ve bencillik birçok insanın açlıktan
veya savaş yoluyla ölmesine sebep
olur muydu? Ben diye söze başlayan
birisi varsa bilin ki egosu yüksek olan
biriyle karşı karşıyasınız. Başarılı bir
ekibin başında olan lider eğer işe ben
diye başlıyorsa -ki genelde böyle oluyor
günümüzde- o zaman orada bir ekip
ruhunun olmadığı tespitini kolayca
yapabilirsiniz. Halbuki insanlar kendi
başlarına çok şeyi başaramaz. Ekip
desteği ile başarılı olanlar ise nedense
bunu vurgulamayıp kendini öne
çıkarmayı seçer. Allah Kuran’da ‘’bu
Arapça bir Kurandır bilenler topluluğu
için açıktır’’ (Fussilet 3) vurgusunu
yaparak ekip çalışmasının önemine
işaret ediyor.
İnsanlar, hep başkasının
bencilliğinden bahseder ve bu konuda
eleştirilerini de sıralar durur. Kimse
kendisinin bencillik tanımına uyup
uymadığına bakmaz. Daha çok kendini
başarılı görerek dünyanın yine kendi
etrafında döndüğünü düşündüğünden
vazgeçilmez addeder kendini. Halbuki
yerin altı vazgeçilmezlerle doludur.
Biz Müslüman bireyler olarak Allah’ın
da buyurduğu şekilde nefsinin doymaz
istekleri peşinden koşmadan ve onu
ilah edinmeden "Nefsini (arzularını)
ilah edineni gördün mü?"(Furkan 43)
ayetindeki kötü duruma düşmeden
dünyadan ayrılmak zorundayız. Aksi
halde hesap günü durumumuz kötü olur.
Allah sonumuzu hayır kılsın.
63