SozSehri Sayı 5 | Page 40

“ Melekler ediyor, şeytan ise“ hayır” diyor. Oradaki ifade çok enteresan:“ Ben ondan( insandan) hayırlıyım” diyor.“ Beni ateşten yarattın onu topraktan yarattın.” Böyle deyince Allah’ u Teala da şeytan-ı laneyi kovmuş. Şeytanın kovulurken şöyle dediği rivayet edilir:“ Ben Adem’ den hayırlıyım dedim, sende beni kovdun, bende Adem’ in çocuklarını senden uzaklaştırmak için onlara ben Ondan hayırlıyım dedirteceğim.” Bu şu demek: Bugün birimiz“ ben” dediğimizde; ben ondan daha iyi Müslümanım, ben ondan daha iyi insanım, ben ondan daha kaliteliyim dediğimizde yani içinde“ ben” geçen ve“ iyi” geçen her cümlemizde şeytan seviniyor. Ego dediğiniz işte bu. Bu nasıl aradan çıkar? Ancak ehlinin elini tuttuğunuzda. Tutmadan“ ben” den kurtulmak kolay değil. Diyorlar ki: Kulla Allah’ ın arasına neden giriyorsunuz? Kulla Allah arasında o kadar çok şey var ki. Her şeyden önce“ ben” i var, makam var, mevki var, dünya var, mal var, mülk var, evlat var, endişeler, hayaller, arzular var. Kulla Allah arasında bunlardan binlerce perde var. Allah dostu da diyor ki: Ben araya gireyim de şunları aradan çıkarayım. Şimdi araya böyle girene niye araya giriyorsun denmez ancak Allah razı olsun denir. O olmadan da bu“ ben” den kurtuluşun mümkün olacağını zannetmiyorum. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri kırk yıl uğraşmış. Kırk sene sonra kendine sabah namazında demiş ki:“ Cüneyt, herhalde muradın hasıl oldu, hafiften bir nida geldi” diyor. Önce şu belindeki zurnarı kes.( Hıristiyan papazları bağladığı kuşak.) Ağlamış“ Ya Rabbi ne günah işledik ki Cüneyd’ e böyle diyorsun.“ Sen varsın hala, varlığın sana günah olarak yetmez mi?” Ego dediğimiz böyle bir şey. Ama işin burasında değiliz.
Bir kişi birkaç tevazu cümlesi kurduğu vakit onu mütevazi zannediyoruz. Tevazu dediğiniz şey kalbin amelidir, dilin ameli değildir. Dil istediğini söylesin kalp eğer ben diyorsa dilin tevazu ifadesi hiçbir şeye yaramaz.
Tevazu davranışa yansır mı?
Yansır elbette, yansıması lazım. Tevazu şu değildir:“ Ben aslında iyi bir adamım amma insanlara kötüymüş gibi davranayım.” bu tevazu değil. Bir Allah dostuna sormuşlar tevazu nedir diye:“ Karşılaştığın herkesi kendinden daha iyi bilmendir.” Demiş. Sokakta sarhoşu göreceksin oda benden iyidir diyeceksin, namaz kılmayana benden iyi diyeceksin, günahkarı göreceksin, benden iyi diyeceksin. Nasıl onun da yolunu bulmuşlar, kendinden daha yaşlı birini gördüğü vakit o benden daha çok ibadet etmiştir. Kendinden daha küçük birini gördüğü vakit bu benden daha az günah işlemiştir. Kendinden daha çok bileni gördüğü vakit, bu yaptığını bilerek yapmıştır. Kendinden daha cahili gördüğü vakit bu bilmeden yapmıştır Allah onu affeder, demiştir. Her yerden” ben” i susturacak bir yol bulmuş irfan ehli. Ama insanlar sarhoş, ondanda mı kendimi kötü bileceğim? Evet, kötü bileceksin. Allah o sarhoşa yaşattığını sana yaşatsaydı belki ondan daha kötü olacaktın; sana verdiği nimeti ona verseydi o senden daha iyi Müslüman olacaktı. Bir de bugün için böyle, bu gün o sarhoş, sen ise camiden çıkıyorsun. Son nefesi bilmiyoruz ki!
Sarhoşun yaptığı o kötü amel Allah ile kendisinin arasında ama insanlar birbirleriyle imtihan olurken gıybetle ve başka şeylerle belki de sarhoştan daha fazla günahkar oluyorlar.
Bu da çok önemli. Mesela derler ki iki tür günah vardır: Bir bedenin günahları birde kalbin günahları. Mesela hırsızlık bedenin günahı. İnsan hırsızlık yaparsa o günaha tövbe eder, Allah’ ta tövbesini kabul eder. Bir daha o günaha dönmezse yapmamış gibi olur. Allah onu vadediyor. Ama kalbin günahı dediğimiz şeyi yaptığımızı bilmiyoruz ki. Birisi hırsızlık yapsa hırsızlık yaptığını bilir. Ama kalbin günahlarından biri de kibirdir. Kişi bile bile kimse kibirli olmaz ki. Ucub, riya kalbin günahıdır. İnsan yaptığını bilmez ki, onun içinde tövbe etmez çoğu zaman.
O yüzden Allah Araf suresinde diyor ki:“ Şeytan size sağınızdan solunuzdan, önünüzden arkanızdan yaklaşır.” İnsan hakikaten farkında olmuyor yaptığı günahın.
Allah bizi günah işleyecek potansiyelle yaratmış. Ama melekler bu mükellefiyetten mesul değiller. Kendilerine bir emredilen var onunla meşguller, nefs sahibi değiller. Hayvanları yaratmış, onlar akıl sahibi
19