Durursa zencir-i saat durur dakka
durur tık tık
Çünan ömrün tamamında ruha derler
hemen çık çık (Çünan: Öyle, böyle)
Bu beyit, Ölüm ve Ötesi10 adlı kitabın
Mehmed Emre tarafından yazılmış
takdiminde şöyledir:
Bitince zencir-i sâat, durur rakkas
demez tık tık
Çünan ömrün hitamında denir câna
hemen çık çık
Kısmetindir gezdiren yer, yer seni
Arşa çıksan akıbet yer seni.5
Sivas’ta Mustafa Darıcı’dan derlediğim
bir başka manzume de şöyledir:
Bütün dünya benim olsa gitmez
gamım, nedendir bu
Ta ezelden toprağından yaratılmış bu
tendir bu
Giden gelmez, gelen durmaz, iki
kapulu handır bu
Sakın dünyaya aldanma makam-ı
imtihandır bu6
Bu manzumede geçen mısralara
benzer söyleyişlere rastlıyoruz:
Prof. Dr. Adem Ceyhan’ın, “Sivaslı
Sarıhatipzâdeler Ailesine Ait Yazma
Bir Mecmua” başlıklı çalışmasında,
okuyanlara ders ve ibret verecek bazı
bilgece beyitlerin mecmuayı süslediğini,
şâiri bilinmeyen ve hikmet vadisinde
hayli bilgece şiirler olan “lâ-edrî” beyitleri
naklederek ilk beyti şöyle veriyor:
Bütün dünya benim olsa gamım
gitmez nedendir bu
Ezelden derd [ü] gamm ile binâ
olunmuş [olmuş] bedendir bu (vr.62b)
36
Adem Ceyhan, Nüzhet Ergun’da
bulunan bir mecmuaya göre bu
beytin ikinci mısraı III. Murad’ın; “İçip
mest-i müdâm olsam gamım gitmez
nedendir bu” mısraına cevap olarak
Bâkî tarafından; “Ezelden gam ile
bünyâd olunmuş bedendir bu” şeklinde
söylendiğini kaydediyor.7 Referans
olarak da Sadeddin Nüzhet Ergun’un
kitabını8 veriyor. Beyit şöyle:
“İçip mest-i müdâm olsam gamım
gitmez nedendir bu” ( III. Murad)
“Ezelden gam ile bünyâd olunmuş
bedendir bu” (Bâkî)
Bu beyit ile ilgili olarak bir hikâye
de şöyledir: Hayati İnanç 1.9. 2013
tarihinde Sivas Kitap Günleri’nde yaptığı
konuşmada, Yavuz Sultan Selim ve Şair
Vehbî ile ilgili olarak bir beyit okumuş ve
hikâyesini şöyle anlatmıştı:
“Yavuz Sultan Selim’in sert bir hitabına
mâruz kalan ve gücenerek İstanbul’dan
ayrılan Şair Vehbî Van’a giderek izini
kaybettirir. Van Müftüsü’ne, okur yazan
olduğunu biraz da şiirden anladığını,
kâtip olarak yanında çalışmak istediğini
söyler ve işe başlar. Neden sonra
Yavuz Sultan Selim, Vehbî’yi göremeyip
vezirlerine sorunca, “nerede olduğunu
bilmiyoruz” demişler. Padişah “tez
bulun” diye hiddetlenmiş. Akıllı bir vezir
padişaha, “siz bir mısra söyleyin Osmanlı
ülkesinde her yere yollayalım, mısrayı
kim tamamlarsa ona hediye verelim,
mutlaka Vehbî de bunu tamamlayanlar
arasında olacaktır” teklifini yapar.
Yavuz hemen, “Bütün dünya benim olsa
gamım gitmez nedendir bu” mısraını
söyler. Padişahın söylediği birinci mısra
ülkenin her tarafına gönderilir. Van
Müftüsü de mısraı tamamlamaya çalışır
ve yazdığını Vehbî’ye gösterir. Vehbî
yazılanı beğenmez ve nazik bir şekilde
“şu kelimenin yerine şunu koyarsak
daha iyi olur” diyerek ve bütün kelimeleri
değiştirerek tamamen kendi söylediği
mısra ile beyti şöyle tamamlar:
Bütün dünya benim olsa gamım
gitmez nedendir bu
Ezelden gam türâbıyla yoğurulmuş
bedendir bu
Yavuz, gelen beyitleri inceler ve
beğendiği mısraı yazanın kim olduğunu
sorar. Van Müftüsü diye cevap alır: O
zaman kâtibe, Van Müftüsüne hitaben
şöyle yazdırır: “Hediyeni yolluyorum.
Sen de yanındakini gönder!”.9
Anneannem Sivaslı Zekiye
Çermikli(1890-1969)’den derlediğim bir
beyit şöyledir:
Halk Bilimi (Folklor) âdeta hayatın
şiiridir. Çok geniş malzeme içeren
ölüm konusundaki sözlü kültürümüze
ait atasözleri ve deyimler başka bir
çalışmada ele alınacaktır. Sivas’ta
derlediğim bir efsanenin iki varyantıyla
bu konuyu şimdilik bitirelim.
Herkes Akranı ile Gitmeli
Hz. Süleyman Peygambere, Allah
tarafından, “istersen sana ölüm
vermeyeyim” haberi iletilmiş. Hz.
Süleyman; “Bir danışayım, hayvanlara
sorayım” demiş. Bütün hayvanlar, iyi olur
demişler. Fakat kirpi itiraz etmiş ve şöyle
demiş: “Ölmez isen, ihtiyarlarsın, gücün
kuvvetin azalır, herkese gülünç olu