Kudüs’ün Elleri
Yüreğimizde...
Beraberce adım adım arşınlayalım
Kudüs beldesini.
Bir sabah namazı ezanıyla, ılık havası,
mis gibi sabah rüzgârıyla, sokaklarında
tarihi dokusunun muhafaza edildiği
Mescid-i Aksa`ya doğru yürüyelim.
Dua ile...
Yarının bugünden daha güzel olacağı
umudu ile...
Geçmişlerimize selam ile…
Oğlu Süleyman Peygamberin yapımını
tamamlayacağı, Müslümanlara ilk
kıble olacak olan haram mescitlerinin
üçüncüsü kabul edileceği: Mescid-i
Aksa...
Nasıl da heyecanına tanık ediyor bizi,
kendisine Peygamberliğin ve mucizelerin
bahşedildiği Peygamber. Emrine verilen
cinlerin görev dağılımıyla durmaksızın,
yorulmaksızın her bir yerden topladıkları
mücevheratları, kokuları, incileri,
altınları, yakutları zamanla yarışırcasına
getirmelerini izliyoruz.
İnsanların, cinlerin ve hayvanların
inşa ettiği Mescid-i Aksa’ nın yapımını
takip ediyor Süleyman Peygamber.
Ecelinin yaklaşmakta olduğunu
anlayınca yalvarıyor Rabbine. Eğer
ahirete intikal ettiği anlaşılırsa Mescidin
tamamlanmasının aksayacağı ihtimaliyle
niyazda bulunuyor son kez.
Sema COŞKUN ÜNAL
Peygamber dahi olsa emaneti
bedenden almadan gitmeyen Azrail,
Hükümdar Peygamberi asasına dayalı
halde iken ruhunu teslim alıyor.
Duanın kabulü bir mucizedir ya,
rivayetlere göre; Hz. Süleyman’ın cesedi
bir sene boyunca bozulmamıştır ve
öldüğünü kimse fark edememiştir.
Ancak asasını kemirip cansız bedenini
yere düşüren bir kurtçuk vesilesiyle
anlaşılmıştır.
Ey Rabbüssemavati vel’ard... Sana
sonsuz şükürler olsun.
Neydi içimizde filizlenen, bizi bu yolda engel tanımaz kılan,
peşi sıra yürüten, kolumuzdan tutarak bereketli topraklara
sürükleyen mana?
Hz. Süleyman’ın inşa ettiği kutsal mabed mi?
Çeşmesinden bir yudum su nasiplenmemizle, ruhlarımızı
tekrar susatan ve kurumuş çorak toprakta Hacer misali bir
yudum su ararcasına, Safa- Merve’mizde ülkeler arası say
yaptıran güç neydi?
Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Miraca yolculuk yapması mıydı?
Neydi aradığımız;
74
Hz. İsa’nın doğup yaşadığı mekânlar mı?
Üç ilahi dini buluşturan, kendisinden dinlerin gerdanlığı olarak
bahsedilen bu tılsımlı şehrin esrarını sağlayan neydi sahi?
Bismi Hû...
Attığımız her adım bize, her taşında
hatıraları olan hikâyeleri yaşatıyor. Tarih
gözlerimizde canlanıyor adeta.
Fethinin coşkusunu hissettiğimiz Hz.
Davut geçiyor hızla yanımızdan sanki.
Mescid-i Aksa’nın temelini atıyor.
Boşuna değildir dünyanın Mescid-i
Aksa üzerinde düğümlenmesi. Semavi
dinlere ve peygamberlere beşiklik
etmiştir, tarih tarih nakşettiğimiz
bu mukaddes topraklar. Hz. İsa’nın
doğduğu, yaşadığı, çarmıha gerildiği
ve öldüğü topraklardı Hristiyanlara
göre. Onun geçtiği yollardan geçmek
onları kutsayacak ve hacı olmalarını
sağlayacaktı. Yahudilere göre ise;
Mescid-i Aksa’nın altında olduğuna
inandıkları Süleyman mabedinin ve
içinde eski ahidin olduğu Hz. Musa’nın
sandığının olmasıydı. Her ikisine de
sahip olmanın yolu Mescid-i Aksa’nın
yıkılmasından geçiyordu.
Çocuklarına ilk öğrettikleri kıbleleri
Mescid-i Aksa, dua ise Tevrat’ta geçen Hz
Davud (as)’ın duası idi.
« Ey Yeruşalim (Kudüs), seni unutursam
sağ elim kurusun!
Seni anmaz, seni sevincimin baş tacı
etmezsem dilim damağıma yapışsın.»
Mezmurlar, 137
Yüreğimize bir sızı girdi bıçak
gibi. Neden Kudüs’ü bir Yahudi
kadar sahiplenemedik? Onlar kadar
koruyamadık sorgularıyla sancılanıyordu
ruhumuz.
Dolan gözlerle Mescid-i Aksa’ya
atıyoruz “ Bismillah “ ile adımımızı.
Zeytin ağaçlarıyla sarmalanıyor, mis
gibi kokusu ile asrı saadete gidiyor
ve Alemlerin Efendisi (as) ‘a selam
yolluyoruz.
Derin bir nefes çekiyoruz içimize.
“Neydi?” diye sual etmiştik ya hani.
İşte şimdi cevap ile karşı karşıyaydık.
Mekke’ye, Medine’ye varıldığında
yaşanan coşku nasılsa, karşımızdaki
manzara ile de aynı duyguları yaşadık.
Yüreklerin titrediği, gözlerin dolup
boşaldığı, Miraç’ın gerçekleştiği, Allah’a
en yakın olan noktada dizimiz üzerine
çöktük ve el açtık Rabbülalemin’e.
Bildik içimizde filizlenen, susatan
özlemin, pervane gibi döndürenin İsra
Suresi’nin birinci ayeti olduğunu.
« Kendisine ayetlerimizden bir kısmını
gösterelim diye kulunu ( Muhammed’i)
bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini
bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya
götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç
şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla
görendir. »
Etrafının bereketli kılındığı mübarek
topraklarda buluşmak dileğiyle...
Arayalım.
75