SozSehri Sayı 4 | Page 66

daha çok gösterir. Konu vatan, millet, bayrak ve toprak olunca her şeyi unutur dimdik oluruz.“ Can feda!” konumuna geçeriz.
Bu aşırılıklarımızdan futbol takımlarına, partilere ve siyasî liderlere olan“ ait olma” duygumuz ise çok ilginçtir. Kendimizi takımımızın renkleriyle, oyuncularıyla, oyunuyla bir tutarız. Oyuncusuyla oyuncu, kalecisiyle kaleci olur, hatta kendimizi hakem yerine koyarız. Aynı takımı tutan taraftarların
profiline bakıldığında ülkenin en büyük şehirlerinden tutun da Anadolu’ nun en ücra köşesindeki her köyden, her eğitim kademesinden, her gelir gurubundan, her yaştan ve her iki cinsten insanların var olduğunu görürüz. Bu durum siyasî partiler ile onların liderlerine olan duygularımız için de geçerlidir. Onları sever, onları dinler ve kabulleniriz. Bu birbirinden her anlamda çok farklı olan taraftarın ve seçmenin sevinci de, üzüntüsü de, reddi de, kabulü de aşağı yukarı aynıdır. Mensup olduğumuz
“ Aidiyet” ler bizim için o kadar özel ve o kadar kıymetlidir ki, ona lâf söyletmeyiz, dokundurtmayız. En fazla da dini ve milli kavramlar üzerinden yapılan“ aidiyet” lerin yaptırım gücü yüksek, bir o kadar güçlü ve kıymetlidir. Toplum kalkınmasının, küllerinden yeniden doğmanın, bir ve beraber olmanın en güzel örneklerini“ aidiyet duygusu” ile becerebiliriz. Kutsalımıza sahip çıkmayı, onlara değer vermeyi can pahasına da olsa,“ aidiyet duygusu” yla yaparız.
“ Aidiyet duygu” muz zaman zaman ileri boyuta geçer ve diğerine karşı bir“ üstünlük” kurar. Dolayısıyla insanda“ farklılık” duygusunu da harekete geçirir. Bunu şöyle anlamak lâzımdır. Bir doktor mensup olduğu meslek gurubunun amblemini arabasına yahut yakasına taksa, bu onun o kurumda çalıştığını gösterir. Aynı zamanda filan partiye oy verir, filan takımı tutar, filan sendikanın da üyesidir. Öbür taraftan bu“ aidiyet” lik ona ait olmadığı başka bir partiye göre, başka bir takıma göre, başka bir sendikaya göre“ farklılık” sağlar.“ Farklı olma” ihtiyacımız,“ ait
32