köyünde yaşayan Mehmet ve ailesinin hikayesi anlatılıyor filmde.
İnsanın ve doğanın derinliklerine inerek, oradaki esrarlı şiirsel
ortaklığına dokunmayı deniyor Kalandar Soğuğu. Mehmet, bir
yandan beslediği birkaç hayvanla, günlük ihtiyaçlarını temin
ederken, diğer yandan büyük bir tutkuyla; dağlarda maden
rezervi aramaktadır. Zamanla umutsuz bir çabaya dönüşen
maden arama fikri Mehmet’in duyduğu bir haberle yerini yeni
bir maceraya bırakır; Mehmet Artvin’de gerçekleştirilecek olan
boğa güreşlerine katılacaktır. Sıradan bir yaşam mücadelesi
gibi görünen bu hikâyenin arka planında, dokunaklı bir hayatın,
inceden inceye örülen bir mücadelenin ve doğa, insan, hayvan
ilişkisinin naif bir portresini sunmaya çalıştık aslında. Daha
fazlasını anlatmayalım istersen…
Söyleşi
Melike BENLİ
3- Yazarken bir dünya kuruyorsunuz, karakterler
oluşturuyorsunuz. Sonra onlar ete kemiğe bürünüyor. Nasıl
bir süreç?
Bilal
SERT
bir hayalim var, gerçekle
hayalin, ölümle hayatın,
geçmiş ve geleceğin,
süfli olanla, yüce olanın,
karşı koyanla teslim
olanın, sahnede yer
aldığı, evrensel insanlık
komedyasına dair sahici
bir şeyler yazabilmek...
Bu röportajın benim için bugüne kadar
yapmış olduğum tüm röportajlardan
farklı bir yeri var. Çünkü; bu röportajı
bana röportaj tekniklerini, dergiciliği,
kısacası basın- yayını öğretecek olan
üniversite hocamla yaptım. Bugün o
bana değil, ben ona sordum. Bu dönemki
son dersimizde Martin Luther King’in
o meşhur “ Bir Hayalim Var” yazısını
okutmuş ve herkesten bu cümleyi
tamamlamasını istemişti. Ben de son
sorumda bu cümleyi tamamlamasını
istedim. Tüm sorularıma samimiyetle
cevap verdiği için bir kez daha teşekkür
ediyor ve sizi bu röportajla baş başa
bırakıyorum.
1- Bu senaryo nasıl oluştu. Hangi ruh
haliyle yazdınız ?
Ben sinemanın da diğer bütün sanat
dallarında olduğu gibi beli ölçülerde bir
ilham kaynağı olduğunu düşünürüm.
Hiçbir hakiki sanat eserinden
bahsedemezsiniz ki içerisinde ilham
olmasın. Kalandar Soğuğu filmi bir
62
İşin en güzel kısmı burası zaten. Beyaz perdede, kurguladığınız
hayalin yansımasını görmek farklı bir duygu. Ama daha önemlisi
yüzlerce seyircinin doldurduğu bir salonda, seyircinin sizin
dünyanıza ait bir hayale nasıl tepki verdiği. Bu son derece
ilginç bir tecrübe. Yurt dışında ve ülkemizde katıldığımız
festivallerde kendimi en çok kaptırdığım ve ilgilendiğim durum
seyircinin tepkileri. Bir de bu karakter oluşturma meselesi çok
önemli sinemada; filmi unutur seyirci eninde sonunda ama
karakterler daha uzun yaşar filmlerden, hatta yönetmenlerden,
senaristlerden, yazarlardan… Mesela soruyorum Raskolnikof mu
daha gerçek Dostoyevski mi; Goriot Baba mı Balzac mı; acılarına
tanık olduğumuz Werther, Goethe’den daha sahici değil mi? Don
Vito Corleone, onu var eden Cappolo’dan da Mario Puzo’dan da
uzun yaşayacak…
5- Bu senaryoya ilk başladığınızda bugünlere geleceğini
hayal ettiniz mi?
Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu filmin sinopsisi
elimizdeyken bile aynı duyguları hissediyordum; filmin
başarıya ulaşacağından emindim. Bu sadece senaryoya ya da
filmin hikayesine inandığım için değil, filmin arkasında büyük
bir yönetmen olduğunu bildiğim için böyle hissediyordum.
Vazgeçmeyen, taviz vermeyen mücadeleci bir yönetmeni var
filmin; başarının büyük kısmı ona aittir.
6- Film nerelerde çekildi, maddi manevi koşullar nasıldı?
Umutsuzluğa düştüğünüz oldu mu?
Film dört mevsimde geçiyor ve arazi koşulları son derece
sıkıntılı idi. Film kurgu aşamasıyla birlikte neredeyse beş yılda
tamamlandı. Çok zor ve uzun bir süreçti. Öyle ki bazen nerede
kaldığınızı, neyle uğraştığınızı unutuyorsunuz. Çevrenizdeki
herkes biraz da müstehzi bir tavırla “bir filminiz vardı ne oldu?”
kaba hikâye olarak önümüze geldiğinde
bizde ve onu okuyan herkeste bir etki
bıraktı. Filmin hikâyesi büyük ölçüde
gerçek bir olaydan ortaya çıktı ve bu
olaya sadık kalınarak yazıldı. Senaryo
tamamlandığında elimizde iki yüz
sayfalık bir metin vardı ve pek çok kısmı
çekimler sırasında yeniden yazıldı
çünkü masa başında düşündüğünüz
şeyler bazen gerçek hayatta karşılığı
olmayan gereksiz bilgiler halini alıyor.
Bir sanat eserini kusursuz yapan şey
fazlalıklarından arınmış olmasıdır yani
eser tamamlandıktan sonra atabildiğiniz,
atmaya kıydığınız şeyler onu daha büyük
bir eser haline getiriyor. Senaryonun
her aşamasında bu gerçekle yüz yüze
geldiğimizi söyleyebilirim.
2- Henüz vizyona girmedi ama bize
filmle ilgili spoiler verir misiniz?
Spoiler yanıltıcı olabilir. Ama yine de
meraklısı için birkaç cümle söylemek
isterim. Rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği
bir mekânda, Karadeniz’in bir dağ
63