SozSehri Sayı 4 | Page 64

köyünde yaşayan Mehmet ve ailesinin hikayesi anlatılıyor filmde. İnsanın ve doğanın derinliklerine inerek, oradaki esrarlı şiirsel ortaklığına dokunmayı deniyor Kalandar Soğuğu. Mehmet, bir yandan beslediği birkaç hayvanla, günlük ihtiyaçlarını temin ederken, diğer yandan büyük bir tutkuyla; dağlarda maden rezervi aramaktadır. Zamanla umutsuz bir çabaya dönüşen maden arama fikri Mehmet’in duyduğu bir haberle yerini yeni bir maceraya bırakır; Mehmet Artvin’de gerçekleştirilecek olan boğa güreşlerine katılacaktır. Sıradan bir yaşam mücadelesi gibi görünen bu hikâyenin arka planında, dokunaklı bir hayatın, inceden inceye örülen bir mücadelenin ve doğa, insan, hayvan ilişkisinin naif bir portresini sunmaya çalıştık aslında. Daha fazlasını anlatmayalım istersen… Söyleşi Melike BENLİ 3- Yazarken bir dünya kuruyorsunuz, karakterler oluşturuyorsunuz. Sonra onlar ete kemiğe bürünüyor. Nasıl bir süreç?  Bilal SERT bir hayalim var, gerçekle hayalin, ölümle hayatın, geçmiş ve geleceğin, süfli olanla, yüce olanın, karşı koyanla teslim olanın, sahnede yer aldığı, evrensel insanlık komedyasına dair sahici bir şeyler yazabilmek... Bu röportajın benim için bugüne kadar yapmış olduğum tüm röportajlardan farklı bir yeri var. Çünkü; bu röportajı bana röportaj tekniklerini, dergiciliği, kısacası basın- yayını öğretecek olan üniversite hocamla yaptım. Bugün o bana değil, ben ona sordum. Bu dönemki son dersimizde Martin Luther King’in o meşhur “ Bir Hayalim Var” yazısını okutmuş ve herkesten bu cümleyi tamamlamasını istemişti. Ben de son sorumda bu cümleyi tamamlamasını istedim. Tüm sorularıma samimiyetle cevap verdiği için bir kez daha teşekkür ediyor ve sizi bu röportajla baş başa bırakıyorum. 1- Bu senaryo nasıl oluştu. Hangi ruh haliyle yazdınız ? Ben sinemanın da diğer bütün sanat dallarında olduğu gibi beli ölçülerde bir ilham kaynağı olduğunu düşünürüm. Hiçbir hakiki sanat eserinden bahsedemezsiniz ki içerisinde ilham olmasın. Kalandar Soğuğu filmi bir 62 İşin en güzel kısmı burası zaten. Beyaz perdede, kurguladığınız hayalin yansımasını görmek farklı bir duygu. Ama daha önemlisi yüzlerce seyircinin doldurduğu bir salonda, seyircinin sizin dünyanıza ait bir hayale nasıl tepki verdiği. Bu son derece ilginç bir tecrübe. Yurt dışında ve ülkemizde katıldığımız festivallerde kendimi en çok kaptırdığım ve ilgilendiğim durum seyircinin tepkileri. Bir de bu karakter oluşturma meselesi çok önemli sinemada; filmi unutur seyirci eninde sonunda ama karakterler daha uzun yaşar filmlerden, hatta yönetmenlerden, senaristlerden, yazarlardan… Mesela soruyorum Raskolnikof mu daha gerçek Dostoyevski mi; Goriot Baba mı Balzac mı; acılarına tanık olduğumuz Werther, Goethe’den daha sahici değil mi? Don Vito Corleone, onu var eden Cappolo’dan da Mario Puzo’dan da uzun yaşayacak… 5- Bu senaryoya ilk başladığınızda bugünlere geleceğini hayal ettiniz mi? Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu filmin sinopsisi elimizdeyken bile aynı duyguları hissediyordum; filmin başarıya ulaşacağından emindim. Bu sadece senaryoya ya da filmin hikayesine inandığım için değil, filmin arkasında büyük bir yönetmen olduğunu bildiğim için böyle hissediyordum. Vazgeçmeyen, taviz vermeyen mücadeleci bir yönetmeni var filmin; başarının büyük kısmı ona aittir. 6- Film nerelerde çekildi, maddi manevi koşullar nasıldı? Umutsuzluğa düştüğünüz oldu mu? Film dört mevsimde geçiyor ve arazi koşulları son derece sıkıntılı idi. Film kurgu aşamasıyla birlikte neredeyse beş yılda tamamlandı. Çok zor ve uzun bir süreçti. Öyle ki bazen nerede kaldığınızı, neyle uğraştığınızı unutuyorsunuz. Çevrenizdeki herkes biraz da müstehzi bir tavırla “bir filminiz vardı ne oldu?” kaba hikâye olarak önümüze geldiğinde bizde ve onu okuyan herkeste bir etki bıraktı. Filmin hikâyesi büyük ölçüde gerçek bir olaydan ortaya çıktı ve bu olaya sadık kalınarak yazıldı. Senaryo tamamlandığında elimizde iki yüz sayfalık bir metin vardı ve pek çok kısmı çekimler sırasında yeniden yazıldı çünkü masa başında düşündüğünüz şeyler bazen gerçek hayatta karşılığı olmayan gereksiz bilgiler halini alıyor. Bir sanat eserini kusursuz yapan şey fazlalıklarından arınmış olmasıdır yani eser tamamlandıktan sonra atabildiğiniz, atmaya kıydığınız şeyler onu daha büyük bir eser haline getiriyor. Senaryonun her aşamasında bu gerçekle yüz yüze geldiğimizi söyleyebilirim. 2- Henüz vizyona girmedi ama bize filmle ilgili spoiler verir misiniz? Spoiler yanıltıcı olabilir. Ama yine de meraklısı için birkaç cümle söylemek isterim. Rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği bir mekânda, Karadeniz’in bir dağ 63