SozSehri Sayı 4 | Page 62

annesini kokusundan tanır. Annesine, başkalarına göstermediği yaklaşımı gösterir, evdekilerin seslerini tanıyıp ayırt eder. O sebeptendir ki uzmanlar, hamile annelere, babalara hatta varsa kardeşlerine, bebekle konuşmaları konusunda telkinde bulunurlar. Şimdi iyi düşünmek lâzım; bu aidiyet değil de nedir?
İlerleyen zamanlarda bu“ aidiyet duygusu” değişir ve gelişir. Ama değişmeyen tek şey,“ aidiyet duygusu” nun doğuştan gelen bir ihtiyaç yahut duygu olduğudur. İnsan, annesinden sonra ilk“ aidiyet duygusu” nu ailede tadar, büyüdükçe, geliştikçe“ aidiyet duygusu” da gelişir. Bir çocuğun büyümesi esnasında, önce aileyi sonra okulu, çevreyi, ülkeyi ve dünyayı keşfetmesi gibi …
Bizim“ kim” olduğumuzu, içinde bulunduğumuz aile, doğduğumuz ya da yaşadığımız şehirler belirler. Okuduğumuz okul, arkadaş gurubumuz, tuttuğumuz futbol takımı yahut seçmeni olduğumuz siyasi parti bizi tanımlar.
Meselâ; ilk defa karşılaştığımız bir insana“ nereli” olduğunu sormak onu en kısa yoldan tanımamızı sağlar. İşte bütün bunlardan dolayı,“ aidiyet duygusu” çok önemlidir. Biz istesek de istemesek de genetik kodlarımızda vardır. Gurbet, ayrılık ve ölüm bu yüzden canımızı çok acıtır. Çünkü kendimizi ait hissettiğimiz; topraktan, ana-babadan, sevdiğimizden ayrı düşürür ve biz bunu bir türlü kabul edemeyiz. Bu konuda yazılmış sayısız şiir, türkü ve atasözleri bunlara en güzel örnektir.
İşte türkülerimizden birkaç örnek:“ Buraları sevemedim gönlüm orada Yanıyorum eyvah tuz biber yarada”“ Açtı m’ ola şu Sivas’ ın gülü yaprağı Çekti bizi bu yerlerin suyu toprağı”“ Garip kaldım yüreğime dert oldu Ellerin vatanı bana yurt oldu”
“ Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler” Birkaç örnek de atasözünden verelim:
“ Bülbülü altın kafese koymuşlar‘ Ah vatan!’ demiş.”
“ Kurbağayı gelin etmişler gözü çamurdan beri gelmemiş.”
Şiirlerimizde bu konuyla ilgili olarak yüzlerce örnek bulmak mümkündür. Karacaoğlan’ dan bir dörtlükle konuyu pekiştirmek istedik:
30