SozSehri Sayı 4 | Seite 56

otobüse binmişti. Ellerinde kocaman iki tane dolu poşet vardı, elindeki poşetleri yere bırakırken içinden iki tane kapüşonlu kazak çıkarıp, Büşra’nın babasının poşetine bıraktı. Baba bir anlık dalgınlıkla başka tarafa baktığı için görmemişti, sonraki durakların birinde inen Turan hoca gözden kaybolmuştu. Eve geldiklerinde hem üzgün hem de yorgun halleri gözlerinden okunuyordu. İftar vakti de iyice yaklaşmıştı, alış veriş poşetlerini mutfağa koyarken o da ne? İki tane sarı renkli kapüşonlu kazağı gören Büşra sevinç çığlıkları atmaya başladı, Anne aldığınızı ben görmedim sürpriz mi yaptınız bana, derken gözlerinin içi gülüyordu. Anne şaşkınlık ve gözyaşları içinde Allah’ım sunduğun ikram evladımın yüzünü güldürdü bu ne büyük nimet ne büyük mutluluktur. Diye yalvarmasına dayanamayan anne, gel ama elimizdeki para belki sana bayramlık almaya yetmez biliyorsun mecburi almamız gereken ihtiyaçlar var, dedi. Büşra, tamam deyip kabullenirken de içinden Allah’ım ne olur babamın parası bana bayramlık almaya yetsin, diye dua ediyordu. Kışın soğuk yüzü sulu bir kara teslim olmuştu, insanlar bayram alışverişi telaşı içinde sağa sola koşturup duruyorlardı, havanın soğuk olmasına rağmen esnaf sokağa tezgâh kurmuş orada satış yapıyordu. Paşa Camii’nin yanına kurulan şeker ve kolonya tezgâhının başına gelerek fiyatını soran baba, pahalı olduğunu söyleyerek oradan ayrılarak şıracılar hanına geldiler. Oradaki fiyatı görünce tekrar paşa camiinin yanına geldiler ve iki kuruş indirim için birkaç kez gidip gelinmeler Büşra’yı oruçlu olduğu için çok yormuş ve ayakları da iyice su içinde kalmıştı. Büşra’nın yorgun ve solgun yüzünü gören anne içten içe kahrolurken kendini 54 Örnek olarak kaleme aldığımız Büşra’nın yaşanmışlıkları gibi, insanları günlük hayatlarında mutlu eden küçük olaylar vardır, birçoğunu fark etmeyebi liriz, belki de birçoğu bize göre sıradandır ama önemli olan küçük mutlulukları yaşamak ve hissetmektir. olanı bulamamak, yanlış adreslerde aramak sadece insanın gafletidir. Bazı hüzünler günlük hayata karışsa da, mutluluk yaşamın incecik ipuçlarıdır aslında. Evet, bir mucizeyi arar gibi herkesin mutluluğun peşinde koştuğu bu dünyada mutlu olan insanlar, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da elindekilerle yetinen insanlardır. Hayat zannettiğimizden de kısa, onun için küçük şeylerle mutlu olmayı, küçük şeylerin değerini bilmemiz gerekiyor. Bazı insanlar burunlarının ucundaki mutluluğu bile görmezden gelip, sahip olamadıklarına ağlarlar ya da kaybettiklerine. Aslında bir bilseler, mutluluk her zaman küçük ve basit şeylerde saklı olan bir cevherdir. Bu cevheri bulabilen, daha doğrusu görebilen insanlar daima huzur içindedirler. Her zaman yanı başımızda DROZ’un da dediği gibi “Birçok insan mutluluğu burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar. (DROZ)” İşte bunu başardığımız zaman gerçek mutluluk hangi taşın altında bulunursa bulunsun, hangi köşede olursa olsun muhakkak bizi bulacaktır. En güzel mutluluk ise sevmek, sevilmek ve birinin kalbinde dua olmaktır. Dilerim sevdiklerinizin duasında adınız hep geçer. unutmuştu, üzerindeki dış kıyafeti beline kadar ıslanmıştı, ayağındaki kara lastik ayakkabının içi karla dolmuş yürüdükçe vıcık vıcık sesler çıkıyordu, eşine artık yorulduklarını söyleyerek biz şu köşede bekleyelim sen al gel dedi. Bir ara durdukları mağazanın önünde vitrin camına yüzünü dönen Büşra’nın ağladığını gördü. Çaresizliğin verdiği sıkıntı içerisinde evladına karşı acizliği bastırmaya çalışan anne, sinirlenmişti. Ne vardı, sanki oruçlu oruçlu bizimle çarşıya gelecek, “hem üşüdün hem de kıyafet alacak para kalmadı” derken kendisinin de içi kan ağlıyor belli etmemek için bakışlarını saklıyordu. Mecburi ihtiyaçlar alınmıştı, Büşra’yı iftarlık bir horoz şekeriyle mutlu etmeye çalışırken durağa da yaklaşmışlardı. Otobüs çok kalabalıktı. Genç bir delikanlı anneye yer verince, baba arka tarafta ayakta kaldı. Bir sonraki durakta eski mahallelerinden cami imamı olan Turan Hoca da aynı istikamete gitmek için 55