otobüse binmişti. Ellerinde kocaman
iki tane dolu poşet vardı, elindeki
poşetleri yere bırakırken içinden iki
tane kapüşonlu kazak çıkarıp, Büşra’nın
babasının poşetine bıraktı. Baba bir
anlık dalgınlıkla başka tarafa baktığı için
görmemişti, sonraki durakların birinde
inen Turan hoca gözden kaybolmuştu.
Eve geldiklerinde hem üzgün hem de
yorgun halleri gözlerinden okunuyordu.
İftar vakti de iyice yaklaşmıştı, alış veriş
poşetlerini mutfağa koyarken o da ne? İki
tane sarı renkli kapüşonlu kazağı gören
Büşra sevinç çığlıkları atmaya başladı,
Anne aldığınızı ben görmedim sürpriz
mi yaptınız bana, derken gözlerinin içi
gülüyordu.
Anne şaşkınlık ve gözyaşları içinde
Allah’ım sunduğun ikram evladımın
yüzünü güldürdü bu ne büyük nimet ne
büyük mutluluktur.
Diye yalvarmasına dayanamayan
anne, gel ama elimizdeki para belki sana
bayramlık almaya yetmez biliyorsun
mecburi almamız gereken ihtiyaçlar var,
dedi.
Büşra, tamam deyip kabullenirken de
içinden Allah’ım ne olur babamın parası
bana bayramlık almaya yetsin, diye dua
ediyordu.
Kışın soğuk yüzü sulu bir kara teslim
olmuştu, insanlar bayram alışverişi telaşı
içinde sağa sola koşturup duruyorlardı,
havanın soğuk olmasına rağmen esnaf
sokağa tezgâh kurmuş orada satış
yapıyordu.
Paşa Camii’nin yanına kurulan şeker
ve kolonya tezgâhının başına gelerek
fiyatını soran baba, pahalı olduğunu
söyleyerek oradan ayrılarak şıracılar
hanına geldiler. Oradaki fiyatı görünce
tekrar paşa camiinin yanına geldiler ve
iki kuruş indirim için birkaç kez gidip
gelinmeler Büşra’yı oruçlu olduğu için
çok yormuş ve ayakları da iyice su içinde
kalmıştı.
Büşra’nın yorgun ve solgun yüzünü
gören anne içten içe kahrolurken kendini
54
Örnek olarak kaleme aldığımız
Büşra’nın yaşanmışlıkları gibi, insanları
günlük hayatlarında mutlu eden
küçük olaylar vardır, birçoğunu fark
etmeyebi liriz, belki de birçoğu bize
göre sıradandır ama önemli olan küçük
mutlulukları yaşamak ve hissetmektir.
olanı bulamamak, yanlış adreslerde
aramak sadece insanın gafletidir.
Bazı hüzünler günlük hayata karışsa
da, mutluluk yaşamın incecik ipuçlarıdır
aslında.
Evet, bir mucizeyi arar gibi herkesin
mutluluğun peşinde koştuğu bu
dünyada mutlu olan insanlar, ayağa
kalkıp istedikleri koşulları arayan,
bulamazlarsa da elindekilerle yetinen
insanlardır.
Hayat zannettiğimizden de kısa,
onun için küçük şeylerle mutlu olmayı,
küçük şeylerin değerini bilmemiz
gerekiyor. Bazı insanlar burunlarının
ucundaki mutluluğu bile görmezden
gelip, sahip olamadıklarına ağlarlar
ya da kaybettiklerine. Aslında bir
bilseler, mutluluk her zaman küçük ve
basit şeylerde saklı olan bir cevherdir.
Bu cevheri bulabilen, daha doğrusu
görebilen insanlar daima huzur
içindedirler. Her zaman yanı başımızda
DROZ’un da dediği gibi
“Birçok insan mutluluğu burnunun
üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta
arar. (DROZ)”
İşte bunu başardığımız zaman gerçek
mutluluk hangi taşın altında bulunursa
bulunsun, hangi köşede olursa olsun
muhakkak bizi bulacaktır.
En güzel mutluluk ise sevmek,
sevilmek ve birinin kalbinde dua
olmaktır. Dilerim sevdiklerinizin
duasında adınız hep geçer.
unutmuştu, üzerindeki dış kıyafeti beline
kadar ıslanmıştı, ayağındaki kara lastik
ayakkabının içi karla dolmuş yürüdükçe
vıcık vıcık sesler çıkıyordu, eşine artık
yorulduklarını söyleyerek biz şu köşede
bekleyelim sen al gel dedi.
Bir ara durdukları mağazanın önünde
vitrin camına yüzünü dönen Büşra’nın
ağladığını gördü.
Çaresizliğin verdiği sıkıntı içerisinde
evladına karşı acizliği bastırmaya çalışan
anne, sinirlenmişti. Ne vardı, sanki
oruçlu oruçlu bizimle çarşıya gelecek,
“hem üşüdün hem de kıyafet alacak para
kalmadı” derken kendisinin de içi kan
ağlıyor belli etmemek için bakışlarını
saklıyordu.
Mecburi ihtiyaçlar alınmıştı, Büşra’yı
iftarlık bir horoz şekeriyle mutlu etmeye
çalışırken durağa da yaklaşmışlardı.
Otobüs çok kalabalıktı. Genç bir
delikanlı anneye yer verince, baba arka
tarafta ayakta kaldı.
Bir sonraki durakta eski
mahallelerinden cami imamı olan Turan
Hoca da aynı istikamete gitmek için
55