SozSehri Sayı 4 | Page 54

“ daramak” denir.“ Kesek”, sıkışmış ve sertleşmiş toprak parçasıdır. Bostanlar, tarlalar hendek dediğimiz topraktan gelen arklarla sulanır, ekilen dikilen mahsulün tarhlarına;“ maşala”, belli aralıklarla yapılan toprak yükseltisine;“ tump” adı verilir. Çiftlik( çitlik gibi söylenir); bir çift öküzün sürebildiği alan,“ evlek” ise bir elin saçtığı tohumun yayıldığı toprak yüzeyidir. Kara toprak denilen humuslu topraklar verimli topraklardır. Bu sebeple, toprağın ürününün sürekli oluşunu ve bereketini belirtmek için Sivas’ ta;“ Bir karış toprağın( evleğin) verdiğini bir padişah vermemiş” denir. Bu söz yurdumuzda şu şekilde de söyleniyor:“ Bir evleğin verdiğini bir devlet veremez.”
Eski bir inanış ve uygulamaya göre, hasta kimseler ya da hastalıktan korunmak isteyenler,“ bedenimizde bir hastalık varsa taşa toprağa geçsin” diye toprağa yatırılırdı. Yine anneler, sık olmamakla birlikte, yazın taşa değil toprağa oturmayı öğütlerler, temiz topraklar üzerinde yalın ayak gezmenin de faydalı olduğunu, toprağın vücuttaki, ayaklardaki sızıları aldığını söylerlerdi. Hattâ, karların eriyip, baharın gelmesiyle güneşin doğayı ısıtmasıyla topraktan buharlar yükselince, toprağın kendine has bu kokusunu şifaya kavuşursunuz diye sık sık solumayı tembih ederlerdi.
Halk inancına göre, bazı yatırların, şehitlerin, kutsal mekânların toprağı dertlilere, hastalara ümit ve şifâ kaynağı kabul edilir. Böyle yerlerin toprağını ufak bir çıkın yapıp üzerinde taşıyanlar olduğu gibi, suya katıp içenler, hattâ yiyenler ve bu mekânların toprağında yatıp bir müddet uyuyanlar bile vardır. Sivas’ tan bir örnek verelim: Kangal, Deliktaş’ ta doğmuş ve burada yaşamış Âşık Ruhsatî Baba( 1835-1911)’ nın mezar toprağı bereket için alınıp cüzdana konulduğu gibi, muska şeklinde bir beze sarılarak kaza ve belâya uğramamak, sılaya sağ salim dönmek için yanında taşınır.( Kaya, 2012) Toprağın suya katılıp içilmesi konusunda Türk dünyasından da bir örnek verelim:
Beydili Türkmenleri’ nde Halep-Suriye ve Lübnan’ da rüyalara giren ölmüş şahısların bu hali özellikle küçük çocuklar için rahatsızlık verici duruma gelirse ölen kimsenin mezarından alınan toprak suda eritilerek müşteki olan kimseye içirilir. Böylece ölenin rüyaya girmeyeceğine inanılır.( Kalafat, 2011)
Tandır, güveç, çanak, testi, küp, su şebekesinde kullanılan künk, inşaat malzemesi olarak tuğla ve kiremitler de topraktan yapılıyor. Eskiden bakır mutfak eşyasını yıkamada toprak kullanıldığı gibi, döşeme tahtaları, kapı ve pencere temizliğinde de sert ve ince kum gibi özelliği olan bir başka tür ağ toprak kullanılırdı ki o zamanlar böyle toprakla yapılan temizliğe“ kumlama” adı verilirdi. Toprağın, insan hayatındaki bu kadar önemi için;“ mutlu olmak isteyen toprakla uğraşsın” önerisinde bulunanlar, tarım yapılmasını ve de topraktan küp, testi vb. eşya üretimini de kasd etmiş olmalıdırlar.
Kil: Yumuşak ve çok ince tanecikli( kumdan ince) bir materyal olup su katılınca kolay şekil verilen, yağlı yumuşak bir topraktır. İçinde bulunan kaolen( alüminyum silikat) yanında başka silikatlar ve minerallere göre kırmızı, beyaz, yeşil ve kara kil olarak adlandırılır. Kil, eskiden beri kullanılan ve 1950’ li yıllardan sonra kullanımı azalan bir temizlik maddesidir. Baş kili denileni saç ve vücut temizliği için kullanılırdı. Kil, hamama gildan denilen özel kil kabında götürülürdü. İyi kimselerle arkadaş olmak gerektiğini belirtmek için büyükleriniz şu hikâyeyi anlatırdı:“ Adamın biri hamamda yıkanırken kullandığı kilin çok güzel kokması üzerine sebebini sormuş. Kil,“ Ben bir zamanlar bir gül ağacının dibindeki topraktım, onun için güzel kokuyorum“ demiş. Ayrıca eskiden bir de esvap( çamaşır) kili vardı. Sivas’ ta da en kaliteli kilin bulunduğu ocaklar Zara’ da ve Hafik’ in Değirmenboğazı ve Emre köylerindedir. Günümüzde kil, eski şöhretine kavuşmuş olarak kozmetik sanayinde bazı saç ve cilt preparatlarına
26