SozSehri Sayı 4 | Page 48

OCAK - ŞUBAT - MART 2016 Bizimle Var Olan, Bizimle Yaşayan: Mustafa AKPINAR Doğduğumuzda sağ kulağımıza okunan ezan ve sol kulağımıza okunan kametle musikiye aşina olarak dünyaya geliriz. Bebeklik dönemimizde de annemizin bizi kucağına alarak söylediği terennümlü ninnilerle dalarız tatlı uykularımıza. Makamını bilmeden söyler annelerimiz, ninelerimiz uşşak ve hüseyni makamında ki ninnileri. Bundan olsa gerektir büyüdüğümüzde bu makamda söylenen türkü ve şarkılara aşinalığımız, muhabbetimiz, sıcaklığımız... Melodi... başl arlar bu işe. İslamiyet’te daha saygı görür güzel ses. Zira ilk ezanı güzel sesli Bilal-i Habeşî okur. Allah’ın huzuruna çağrılan mü’min, davete bu sesle icabet eder. Allah’ın kelamı Kur’an makamlarla okunur. O nedenle saygındır müzik adamı. Bugünün popüler şarkıcılardan farklı bir yere sahiptirler. Öyle ki; Osmanlı dönemlerinde gazel hanlar, fasıl edenler itibar görürler saraylarda. Padişahların kendi oturdukları tahttan kalkıp yer vermeleri onların saygın kişiler olduğunu gösterir. Onları saygı ruhu sakinlesin, şifa bulsun diye suyla tedavi edilir ve hastalığına göre değişen makamlar icra edilirdi. Mesela uşşak makamı kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarının ilacıdır. Neva makamı kadın hastalıklarına, rast makamı ise havale ve felç illetine iyi gelir. Büzürk makamı ateşli hastalıklara iyi gelir, zihni temizler, vesvese ve korkuyu uzaklaştırır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu verilen tedavi şekilleri Sivas’ta da Buruciye Medresesi’nde Divriği Ulu Cami’de özellikle de ruhsal bozuklukları olan hastalara su şırıltısı ve müzikle tedaviler uygulanırdı. İnsanlığın tarihi kadar eskidir musiki… Sesi yaratan Rab, güzelini de, onu anlayacak kulağı da yaratmıştır. Vermişse bu güzelliği vardır bir hikmeti. İlimdir müzik. İlk Martin Luther’in sayısal denkleme döktüğü söylense de o güne kadar söylenen melodilerde de vardır bu incelik. Belki adı konulmamıştır dinlediğinde ruhu teskin eden bu notaların. İnsan ve müziğin, ruh ve melodilerin birbirini etkilediği aşikârdır. Notaları sayısallaştıran, müzik aletlerini bulan insan, duygularıyla da nameleri, besteleri bulmuştur. Bu melodilerde insanın ruhunu beslemiştir, inkâra mahal vermez bu gerçek. İnsanın dünya macerasını ilk dinlediğimiz kaynaklar dini kaynaklardır biz inananlar için. Müslümanlar arasında Hz. Davut’un sesi efsanedir. Güzel ve gür bir ses dinlediğimizde Davudî ses deriz gayri ihtiyari. Bilinçaltımıza yerleşmiştir bu deyim. Yahudiler için de bu böyledir. Hristiyanlar için de. Hristiyanlar için müzik zaten kilise ile özdeştir. Kilisede söylenen ilahiler ve onlara eşlik eden müzik aletleriyle hayat bulur melodiler. En önemli klasik bestecileri kilisede 46 etkilenmiştir Amerika’ya gelen köle Afrikalıların halk müziğidir. Amerika’da köle olarak çalıştırılan siyahiler duygularını, sökülüp getirildikleri topraklara hasretlerini anlatırlar caz ile. Bizde ki uzun havalar, türkülerde Anadolu’nun bağrından çıkmıştır. Sözün değerli olduğu, duyguların çıplak gezmediği dönemlerde az ama öz anlatmanın adıdır türküler. Şehit oğlunun ardından bir annenin yüreğinin ve ciğerinin sesidir ağıtlar. Bir şevktir musiki, semazenin sağ elini Hakk’a kaldıran, sol elini halka daldıran. Aynı zamanda Allah aşkıyla yanan dervişlerin semaya yükselen yakarışlarıdır. Sevgiliye duyulan hisler en güzel Neşet Ertaş türküleriyle anlatılmaz mı? Nane ve limonun soğuk algınlığında içilmesi gerektiğini anlatır Barış Manço. Son zamanların popüler müziği gibi hiçliğe yazılmamıştır. Takvimler hangi zamanı gösterirse göstersin kalıcıdır, sahicidir, hiçbiri boş değildir. İnsana dairdir. Hayata dairdir. Yeni doğana, bu dünyadan göçüp gidene, iki ezan arasında yaşanan ömrün her anına dair diyecek sözü vardır namelerin. ve huşu ile dinlerler ve dinleyerek rahatlarlar bir nebze de olsa. Zira gazel hanlar saygın, hassas, insana rahatlık veren kişilerdir. Osmanlıda müzik aynı zamanda bir tedavi yöntemidir. Akıl hastaları Avrupa’da şeytanın ele geçirdiği kişiler olarak görülüp, deli dahi denilmekten imtina edilir ‘’Allah’ın hikmetinden sual edilmez’’ denilirdi. Osmanlıda onlara Meczûbi yani Allah katına “cezb edilmiş” denilir, hastaların Müzik öyle, yürürken, bir şeyler atıştırırken fastfood yiyeceklerin yanına meze edilecek, uykuya dalarken, alış veriş merkezlerinde, kuaförlerde öylesine dinlediğiniz bir şey değildir. Müzik ortak kadere, yazgıya yazılmıştır. Yalnız değilsin der dinleyenlere. Bu hayatta seninle aynı sevinçleri, aşkları, ayrılıkları, hasretleri, acıları, zulümleri yaşayanlar var der. Kısacası insan doğduğunda bir makamla ezanı okunur kulağına, öldüğünde de başka bir makamla okunan selayla son bulur ömrü. Bu şekilde hayat melodi ile başlar melodi ile biter… Her ülkenin kendine has ezgileri vardır. Mesela, caz en çok Blues’den 47