anlatmayacağım. Bir sürü gizemi var. Rakamların bile bir gizemi var. Bakalım ne olacak. Gördüğümüz kadarız. Arıyoruz, Randa Raciçi’ ye resmi öğretir,“ Git bunu şehrin meydanına as!” der. Beğenilmeyen yerlerine kırmızı kalemle çarpı koysunlar bir hafta sonra git al. Bir hafta sonra gider ki her tarafı çarpılarla dolu, kan ter içinde gözü yaşlı hocasına gider ki“ her taraf çarpıyla dolu ben ne lanet bir şey yapmışım demek ki” der. Hocası“ üzülme ağlama der bu resmin aynısını yap tekrar meydana koy, ama bu sefer yanına boya ve fırça koy, düzgün olmayan yerleri, beğenmediğiniz yerleri düzeltin de. Bir hafta kalsın”. Bir hafta sonra gider bakar ki hiç kimse dokunmamış. Mutlulukla gider hocasının yanına“ otur” der.
22
“ şimdi bir şey öğrendin, insanlara fırsat verdiğin zaman, ne kadar acımasızca eleştirdiklerini gördün, fakat der Raciçi düzeltmek bilgi ister, eğitim ister onlarda olmadığı için yapamadılar. Ve en sonunda şunu söyler.“ sanatçı yahut ressam olmak için, iyi resim çizmek yetmez, bilgede olmak gerek. Bunun için ben okumak, bilgilerimi artırmak istiyorum. Sanatınızın bir felsefesi, sizin okumuşluğunuz yok ise sanatınız kuru bir teknikten ileri gitmez.
Haluk Hatipoğlu, benim sanat alanında bu noktaya gelmemdeki en önemli kişilerden. Ben bendekinin farkında değildim. Ben yazıyla resim nasıl birleşir kara kalemle yapıyordum. Git bunları yağlı boyayla çiz dedi.
Başlamama vesile oldu.”
Yar adlı resim, Haluk hocamın git böyle şeyler çiz dedikten sonra çizdiğim ilk resimdir. Bu resimde yar yazmışım öyle denk gelmiş, bir sürü figürle doldurmuşum etrafını. Diyebilirler ki; yar demiş adam etrafında balık var, testi var, çarık var, gözyaşı, Mevlana, köpek balığı, uçak var. Ne alakası var dedirtiyor. Aşığın marifeti bakışındadır, kimi maşukunda her şeyi görür, kimi her şeyde maşukunu. Marifet benim çizdiğimde değil sizin ona yüklediğiniz manadadır. Ben, bunu yar ile irtibatlandırıyorsam vardır onda anımsatan, hatırlatan, unutturmayan bir şeyler. Bu iş böyledir.
Gözü çok kullandığımı söylüyorlar.