SozSehri Sayı 4 | Page 40

Zira Ezel ve Ebed sultanı Rabbimiz, “Ben âlemlere sığmam ama mümin kulumun kalbine sığarım” buyurmuş… O yüzden bugün insan mutsuz, huzursuz ve yapayalnız. Bilmiyorum yıldızlar mı daha uzak bugünün insanına, yoksa mutluluk mu? Ama bakın İslam düşüncesi insanı nasıl tarif ediyor: Çünkü insan Rabbi ile barışık değil. Çünkü beşer Rabbinden koparılmış. Çünkü insan, kendi kaidesinden indirilmiş. Boşlukta! Allah’ın mükerrem ve müşerref kulu, adi bir et yığınından ibaret! Maksatsız, müntehasız, mutsuz… “İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemi’yetle, sayısız istidat ve melekeleri kendinde barındıran harika bir meyvesi” Çünkü şu medeniyet onu hayvan derekesine indirmiş. İnsan o anlayış elinde zebun! Bugün batının kendisiyle iftihar ettiği düşünürlerin insana verdikleri değer bu! Kimine göre “araştıran bir hayvandır, insan” (Thales), kimine göre “sorgulayan bir hayvan” (Sokrates)… Platon “İnsan toplumsal bir hayvandır” diyor. Aristo ise insanı, “düşünen” bir hayvan olarak niteliyor. Onların tümünün söylemek istediğini batının çağdaş düşünürlerinden Nietzche (Niçe) bir çırpıda söylüyor ve “İnsan düpedüz bir hayvandır” diyor. “Kainat eğer büyük bir kitap kabul edilirse –ki öyledir- insan onan ‘ayetü’lkübrası’dır”, demişler. Ne muhteşem bir tanım. Ne yüksek bir değir! Peki, bu anlayış insana ne verebilir mutluluk adına? 38 Yem ve cinsel haz! Ama yazık ki hiçbir dönemde de bugünkü kadar ruhen fakir, fikren dağınık, kalben müşevveş ve hayat nimeti itibarıyla da bu kadar perişan olmadı… Batının da yaptığı bu işte! “Bu âlemin çekirdeği ve var ediliş gayesi!” Bakın şu yaklaşıma! “İnsan şu kainat kitabının, İsmi azamı mahiyetinde taşıyan ‘ayete’l-kürsisi’dir.” Şu kainat sarayının en nazinin en kıymetli misfiri! Ezel ve Ebed sultanın son derece dikkatli, mahir bir keşşafıdır ki kainatın içindeki gizlenmiş ilahi esrarı devşirmekle emrolunmuş! Rabbin nazdar bir sevgilisi, yeryüzüne halife diye gönderdiği onurlu ve geniş yetkili bir müfettiş! Türlü türlü cihazlarla donatılmış; her türlü ilahi sırları kavrayıp ondan kendisine ebedi bir saadet ve mutluluk inşa edebilecek bir abdidir, bir kuludur. Kâinatın bütün güçleri, kuvvetleri ve varlıkları ya bizzat veya dolaylı olarak onun emrine verilmiş, onun rahat bir hayat sürmesi için, emre amade kılınmıştır. Bütün yaratıklar içinde ihtiyacı en fazla olan odur. Varlıkça en aciz olan da odur. Ama o yüklendiği emanet ve kendisine verilen akıl nimetiyle diğer tüm varlıkların üstünde bir kıymet kazanmış nazlı ve kıymetli bir Hak dostudur. Kalbinin batını, “aine-i Samed’ir. O yüzden o kalbin en büyük ve en kıymetli meyvesi olan sevgi ve muhabbet ancak Allaha ait kılınırsa insan mutluluğa erer. Zira Ezel ve Ebed sultanı Rabbimiz, “Ben âlemlere sığmam ama mümin kulumun kalbine sığarım” buyurmuş… İşte mutluluk O’nunladır. Kalp ancak onun zikriyle mutlu olur, mutmain olur. Kadınla değil, mal ile değil, parayla değil, sağlıkla değil, imkanla değil, aşkla değil… İlla O’nun zikriyle… İlla onun zikriyle! 39