“daramak” denir. “Kesek”, sıkışmış ve
sertleşmiş toprak parçasıdır. Bostanlar,
tarlalar hendek dediğimiz topraktan
gelen arklarla sulanır, ekilen dikilen
mahsulün tarhlarına; “maşala”, belli
aralıklarla yapılan toprak yükseltisine;
“tump” adı verilir. Çiftlik (çitlik gibi
söylenir); bir çift öküzün sürebildiği
alan, “evlek” ise bir elin saçtığı tohumun
yayıldığı toprak yüzeyidir. Kara toprak
denilen humuslu topraklar verimli
topraklardır. Bu sebeple, toprağın
ürününün sürekli oluşunu ve bereketini
belirtmek için Sivas’ta ; “Bir karış
toprağın(evleğin) verdiğini bir padişah
vermemiş” denir. Bu söz yurdumuzda
şu şekilde de söyleniyor: “Bir evleğin
verdiğini bir devlet veremez.”
Eski bir inanış ve uygulamaya göre,
hasta kimseler ya da hastalıktan
korunmak isteyenler, “bedenimizde
bir hastalık varsa taşa toprağa geçsin”
diye toprağa yatırılırdı. Yine anneler,
sık olmamakla birlikte, yazın taşa değil
toprağa oturmayı öğütlerler, temiz
topraklar üzerinde yalın ayak gezmenin
de faydalı olduğunu, toprağın vücuttaki,
ayaklardaki sızıları aldığını söylerlerdi.
Hattâ, karların eriyip, baharın gelmesiyle
güneşin doğayı ısıtmasıyla topraktan
buharlar yükselince, toprağın kendine
has bu kokusunu şifaya kavuşursunuz
diye sık sık solumayı tembih ederlerdi.
Halk inancına göre, bazı yatırların,
şehitlerin, kutsal mekânların toprağı
dertlilere, hastalara ümit ve şifâ kaynağı
kabul edilir. Böyle yerlerin toprağını
ufak bir çıkın yapıp üzerinde taşıyanlar
olduğu gibi, suya katıp içenler, hattâ
yiyenler ve bu mekânların