Vaktiniz Var mı
İnceliklere?
Gülten
Akın’a
Hanife DÖNER
Şiir sever biri olarak kadın şairleri çok
severim. Sevmenin, sevilmenin, aşkın en
güzel hallerini bir kadının bakış açısıyla
anlattıkları için belki de. Edebiyatı sevilir
yaptıkları için de olabilir. Kesin olan bir
şey var ki o da şair güzellik anlatıcısıdır
kadınsa güzelliğin ta kendisi.
Maalesef kadın şairlerin az olduğu bir
ülkede yaşıyoruz. Sadece ülkemizde mi
tüm dünyada bu böyle. İyi kadın şair
olarak gösterilecek isimler de çok az.
4 Kasım 2015 Çarşamba günü -bir güz
vakti- kadın şair denince akla gelen en
naif isimlerden ve Türkçe’nin incelikli
şairi Gülten Akın 82 yaşında hayata veda
etti. Güz şiirinde ‘bu güz öleceğim bütün
işlerimi bitirdim› demişti öyle de oldu.
Ardında vakit ayırıp anlamamız için
incelikli bir şiirler bırakarak...
Cemal Süreya’nın deyişiyle:
“Ümmişiir” Yani şiirin annesini kaybettik.
Zaten hiçbir şair yoktur ki ona anne
demesin. Kanaatimce Türk şiirinin öz
annesini kaybettik ama şairler ölür mü?
Ölmez yalnız şiirleri öksüz kalır.
Çoğu kişinin duymadığı ama
tanıyanların bildiği bu güzel insan,
Türk şiirinin uzun zaman, tek kadın
şairi olarak kalabilmeyi başarabilmiş;
toplumsal nedenlerden dolayı erkeklerin
kuşattığı şiir dünyasında yerini almış en
12
Veda
büyük kadın şairiydi. ‘’Kadından iyi şair
olmaz.’’ denilen bir dünyada, bu tezi
çürütmüş; sayesinde edebiyatımızdaki
ikinci yeni akımına kadın eli değmiştir.
Kadın olmanın duyarlığını, ikinci Yeni’nin
imgesel zenginliğiyle birleştirmeyi
bilmiştir. Gülten Akın bizim şiirimizde
çıtayı yüksekte tutmuş, sağlam ve
derin şiirler yazmış, patikası ve istisna
bir yeri olan şairlerden olabilmeyi
başarabilmiştir.
Okunacak, sevilecek o kadar çok
şiirleri var ki…
Herhangidir şiirini okuduğunuzda
bu şiiri aşık bir kadın yazmıştır,
dersiniz. Mekanik bir dil kurmadığı
şiirlerinde; acıları, sitemleri, sevgiyi,
anlatamadığınız hisleri, en ince, içten,
cesur ve en güzel haliyle bulursunuz.
Hayatımız gibi sahici olan şiirlerinde;
dünyayı, aşkın ruhunu, sevmeyi,
sevilmeyi, yalın ve usulünce kadın
gözünden ve şiirin kadın incelikli
yüreğinden görürsünüz.
Onun şiiri bilge ve umut vadeden bir
şiirdir. Sonlananın, gidenin, bitenin,
yenilenin şiiri değildir aksine hep umut
barındıranın, yeniye kucak açanın,
kavuşmayla avunanların şiiridir.
Yaralanır, kırılır ama her defasında
yaralarını sağarak kırıklığını onanarak
çıkar gelir dizelerden. Küsmeyen hep ışık
saçan, bir başka ihtimal olabileceğini de
gösterendir.
Bir yazısında şöyle ifade etmektedir:
(İlgili yazı ot dergisinin ekim 8. sayısındadır.)
‘’Ben ikinci Dünya Savaşını gördüm
ve 90›lara geldiğimiz zaman bile ben
bu yaşamın daha güzel olabileceğine
dair bir takım umutlar besledim.
Bakın yaşam nedir? Yaşam gerçektir,
yaşam düştür. O ikisi bir açıyı taşısalar
da yaşam bu ikisi birlikteyken ancak
yaşamdır. O ikisini birbirine yaklaştıracak
şey de yani düşten gerçeğe insanın
geçebilmesini sağlayan şey de umuttur.
Bu umut kaybolduğu, gerçekle düşün
arası çok açıldığı zaman tam bir trajedi
oluşuyor. İnsan yaşamında, ilişkilerinde,
dünya ile insan arasında bir bölünme,
parçalanma oluşuyor ve şiddet buradan
çıkıyor. Düşün yaşama dönüşebileceği
umudu olmadığı zaman bu şizofrenik bir
bölünmeye sebep oluyor. İşte dünyanın
ve insanların sorunu bence burada.››
Onun şiirleri, toplumsal gerçeklikle
iç içe akan, ama asla kabalaşmayan,
sloganlaşmayan, sertleşmeyen,
öfkelenmeyen, hıncını ve hırsını baştan
başa durulukla giydirip sunandır.
Şiirin zarif ve yüzyıllarca
unutulmayacak olan kadın kalemi
Gülten Akın, şiir yazma konusundaki
cesaretiyle pek çok kadın şaire yol açmış,
kökü derinlerde bir ağaç olarak gölgesi
bile tüm şairlere yetecektir.
‘’Şiir bizim eski suç ortağımız,
biz ne işledikse onunla işledik.’’
Diyen şair, şiire bakış açısını şöyle
anlatır:
‘’Bir geyik avıdır şiir. Şiir yazmak
geyik avlamaksa eğer, öldükten sonra
avlanmalı geyikler. yani yaşananlar
soğuduktan sonra yazılmalı. hayatı
yok etmedikçe şiiri var edemezsiniz.
yaşamdaki o canlılığı, kımıldayan şeyi
yok edeceksiniz; öbür alanda var etmek
için.
Hem genç bir kadınken, herkes
sizin gizlerinizi merak eder. Bu yüzden
bugüne kadar gizlerimi hep sakladım,
bunu savundum. Zaten giziniz olmazsa
yazamazsınız. ama şimdi ipuçları
vermeyi yeğliyorum, çünkü geyikler
çoktan öldü.»
Birçok genç kızın, kadının şairidir o.
Şairane yüreklere has muhteşem
dizesinde:
‘’Ah, kimselerin vakti yok durup ince
şeyleri anlamaya’’ diyerek, ince şeyleri
anlamayanları bile incitmemiştir.
Şimdi ince düşünmeye niyet ettiğinde
daha bir iyi anlıyor insan bu dizeleri. Dar
zamanları, ince şeyleri, yazın bittiğini,
yağmurda üşüyen ıslak serçeleri, yüksek
kurulan evleri, hüznün kırılgan notalarını,
yitip gidenleri, kalanların çaresizliğini
onun dizelerinde daha iyi idrak
edebiliyor insan.
Onu tanımayanlar için hayat
hikayesinden kısaca bahsedecek
13