SozSehri Sayı 4 | Page 14

Vaktiniz Var mı İnceliklere? Gülten Akın’a Hanife DÖNER Şiir sever biri olarak kadın şairleri çok severim. Sevmenin, sevilmenin, aşkın en güzel hallerini bir kadının bakış açısıyla anlattıkları için belki de. Edebiyatı sevilir yaptıkları için de olabilir. Kesin olan bir şey var ki o da şair güzellik anlatıcısıdır kadınsa güzelliğin ta kendisi. Maalesef kadın şairlerin az olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Sadece ülkemizde mi tüm dünyada bu böyle. İyi kadın şair olarak gösterilecek isimler de çok az. 4 Kasım 2015 Çarşamba günü -bir güz vakti- kadın şair denince akla gelen en naif isimlerden ve Türkçe’nin incelikli şairi Gülten Akın 82 yaşında hayata veda etti. Güz şiirinde ‘bu güz öleceğim bütün işlerimi bitirdim› demişti öyle de oldu. Ardında vakit ayırıp anlamamız için incelikli bir şiirler bırakarak... Cemal Süreya’nın deyişiyle: “Ümmişiir” Yani şiirin annesini kaybettik. Zaten hiçbir şair yoktur ki ona anne demesin. Kanaatimce Türk şiirinin öz annesini kaybettik ama şairler ölür mü? Ölmez yalnız şiirleri öksüz kalır. Çoğu kişinin duymadığı ama tanıyanların bildiği bu güzel insan, Türk şiirinin uzun zaman, tek kadın şairi olarak kalabilmeyi başarabilmiş; toplumsal nedenlerden dolayı erkeklerin kuşattığı şiir dünyasında yerini almış en 12 Veda büyük kadın şairiydi. ‘’Kadından iyi şair olmaz.’’ denilen bir dünyada, bu tezi çürütmüş; sayesinde edebiyatımızdaki ikinci yeni akımına kadın eli değmiştir. Kadın olmanın duyarlığını, ikinci Yeni’nin imgesel zenginliğiyle birleştirmeyi bilmiştir. Gülten Akın bizim şiirimizde çıtayı yüksekte tutmuş, sağlam ve derin şiirler yazmış, patikası ve istisna bir yeri olan şairlerden olabilmeyi başarabilmiştir. Okunacak, sevilecek o kadar çok şiirleri var ki… Herhangidir şiirini okuduğunuzda bu şiiri aşık bir kadın yazmıştır, dersiniz. Mekanik bir dil kurmadığı şiirlerinde; acıları, sitemleri, sevgiyi, anlatamadığınız hisleri, en ince, içten, cesur ve en güzel haliyle bulursunuz. Hayatımız gibi sahici olan şiirlerinde; dünyayı, aşkın ruhunu, sevmeyi, sevilmeyi, yalın ve usulünce kadın gözünden ve şiirin kadın incelikli yüreğinden görürsünüz. Onun şiiri bilge ve umut vadeden bir şiirdir. Sonlananın, gidenin, bitenin, yenilenin şiiri değildir aksine hep umut barındıranın, yeniye kucak açanın, kavuşmayla avunanların şiiridir. Yaralanır, kırılır ama her defasında yaralarını sağarak kırıklığını onanarak çıkar gelir dizelerden. Küsmeyen hep ışık saçan, bir başka ihtimal olabileceğini de gösterendir. Bir yazısında şöyle ifade etmektedir: (İlgili yazı ot dergisinin ekim 8. sayısındadır.) ‘’Ben ikinci Dünya Savaşını gördüm ve 90›lara geldiğimiz zaman bile ben bu yaşamın daha güzel olabileceğine dair bir takım umutlar besledim. Bakın yaşam nedir? Yaşam gerçektir, yaşam düştür. O ikisi bir açıyı taşısalar da yaşam bu ikisi birlikteyken ancak yaşamdır. O ikisini birbirine yaklaştıracak şey de yani düşten gerçeğe insanın geçebilmesini sağlayan şey de umuttur. Bu umut kaybolduğu, gerçekle düşün arası çok açıldığı zaman tam bir trajedi oluşuyor. İnsan yaşamında, ilişkilerinde, dünya ile insan arasında bir bölünme, parçalanma oluşuyor ve şiddet buradan çıkıyor. Düşün yaşama dönüşebileceği umudu olmadığı zaman bu şizofrenik bir bölünmeye sebep oluyor. İşte dünyanın ve insanların sorunu bence burada.›› Onun şiirleri, toplumsal gerçeklikle iç içe akan, ama asla kabalaşmayan, sloganlaşmayan, sertleşmeyen, öfkelenmeyen, hıncını ve hırsını baştan başa durulukla giydirip sunandır. Şiirin zarif ve yüzyıllarca unutulmayacak olan kadın kalemi Gülten Akın, şiir yazma konusundaki cesaretiyle pek çok kadın şaire yol açmış, kökü derinlerde bir ağaç olarak gölgesi bile tüm şairlere yetecektir. ‘’Şiir bizim eski suç ortağımız, biz ne işledikse onunla işledik.’’ Diyen şair, şiire bakış açısını şöyle anlatır: ‘’Bir geyik avıdır şiir. Şiir yazmak geyik avlamaksa eğer, öldükten sonra avlanmalı geyikler. yani yaşananlar soğuduktan sonra yazılmalı. hayatı yok etmedikçe şiiri var edemezsiniz. yaşamdaki o canlılığı, kımıldayan şeyi yok edeceksiniz; öbür alanda var etmek için. Hem genç bir kadınken, herkes sizin gizlerinizi merak eder. Bu yüzden bugüne kadar gizlerimi hep sakladım, bunu savundum. Zaten giziniz olmazsa yazamazsınız. ama şimdi ipuçları vermeyi yeğliyorum, çünkü geyikler çoktan öldü.» Birçok genç kızın, kadının şairidir o. Şairane yüreklere has muhteşem dizesinde: ‘’Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya’’ diyerek, ince şeyleri anlamayanları bile incitmemiştir. Şimdi ince düşünmeye niyet ettiğinde daha bir iyi anlıyor insan bu dizeleri. Dar zamanları, ince şeyleri, yazın bittiğini, yağmurda üşüyen ıslak serçeleri, yüksek kurulan evleri, hüznün kırılgan notalarını, yitip gidenleri, kalanların çaresizliğini onun dizelerinde daha iyi idrak edebiliyor insan. Onu tanımayanlar için hayat hikayesinden kısaca bahsedecek 13