SozSehri Sayı 4 | Page 10

Hikaye Küskün Sarmaşık Fatma PEKŞEN Moda deyimle suni gündem yaratmaya bayılıyorlardı her ikisi de. Farkında olmadan, mutlak haklılığı kendilerinde görerek. İşte, bir haftanın yorgunluğunu unutup, güle eğlene yapacakları pazar sabahı kahvaltısına didişerek başlamışlardı gene; çok kereler olduğu gibi. -Hiç sevmiyorum bu koca küp gibi yeşil fincanla çay içmeni. Çay dediğin ince belliyle içilir. Bir kere renk uyumu yok. Kadın, kesintisiz her pazar mutlaka söylenen bu sözle, görevini yerine getiren eski zaman memuru rahatlığıyla uzandı demliğe. Son yıllarda alışkanlık haline getirdikleri, mutfakta kahvaltı etmeye başlayalı, kendilerine eşlik eden bir de dilsizler ordusu vardı. Kap kacağı, musluğu fayansı saymıyoruz bu ordunun elemanları arasında. Daha geçen yıl yapılan tadilatla genişleyen bankonun en ucuna, pencere önüne, güneşe karşı sere serpe dizdikleri saksılardan bahsediyoruz. -Sana kim söyledi sabah ezanında camı aç diye? Bak sardunya titreyip duruyor soğuktan. -Kim demiş titrediğini? Temiz havayla buluştuğu için sevincinden çiftetelli oynuyor. -Hiç sanmıyorum. Bak hepsinin dalı kolu sarkmış gibi. Gene kesintisiz, mutlaka söylenmesi gereken ses tonuyla karşılık verdi karşıdaki: -Sen öyle san! Zavallılar mis gibi havayı görünce sarhoşladılar... Şu şekeri bana uzatsana. -Ben de bu küp gibi kırmızı demliğini hiç sevmiyorum. Demlik dediğin üstten kulplu ve lacivert çinkodan olmalıdır. Çay asıl o demlikte güzel olur. -Al... Kaç gündür dört gözle beklediğim sarmaşık çiçeğime baksana bir. -Eee, baktım. N’olacak?