Sivil Toplumun Sesi DERGİ 1.SAYI | Page 24

24 SIRTINA ÇANTA TAKIP DOĞAYA İLK KEZ ÇIKAN KENDİNİ DAĞCI ZANNEDİYOR Kendinizden ve derneğinizden bahseder misiniz? Doğayı ve dağları çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Dü- zenli doğa yürüyüşlerine ise 27 yıl önce İzmir’in en eski dağ- cılık kulüplerinden olan İDADİK’le başladım. Yıllar içerisin- de aralıklarla da olsa doğa yürüyüşlerine devam ettim. Ancak bir noktadan sonra insan daha fazlasını yapmak istiyor , ben de bu süreçte yalnızca doğa yürüyüşlerinin bana yetmediğini fark ederek Türkiye’nin en yüksek zirvelerine çıkmaya başla- dım. Madem bu işi yapıyorum o zaman bilerek yapmalıyım diye düşünerek Türkiye Dağcılık Federasyonunun iki yıl sü- ren dağcılık eğitimlerini tamamladım. Bu arada son kulübüm- den ayrıldım, doğa yürüyüşlerini ve dağcılığı bireysel olarak yapmaya devam ettim. Ancak bir kadın olarak doğada tek ba- şımıza hareket edemediğimiz için çevremdeki arkadaşlarıma haber vererek onlarla birlikte doğa yürüyüşleri ve gezileri- ne devam ettim. Bir süre sonra önceleri hiç aklımda olmadığı halde kendimi dernek müracaatında buluverdim. Bu süreçte çevremdeki hemen hemen herkesin bu işlerin çok zor olduğu- nu söylemesine rağmen ve yakın çevremden beklediğim des- teği tam olarak görememe rağmen yılmadım ve nisan ayında İzmir Bostanlı Dağcılık ve Doğa Sporları Derneğini kurdum. Evet gerçekten bu işler zor ama olması gereken buydu. Sanki önceleri gizli saklı işler yapıyor gibi kendimi huzursuz his- sediyordum ve dernekleşme süreciyle birlikte kendimi çok daha rahat hissetmeye başladım. Dernekleşince çok daha faz- la insana ulaşmaya, tanınmaya başladık. Yaz ayları boyunca aramıza yeni arkadaşlarımız katıldı ve eylül ayında Türkiye Dağcılık Federasyonuna tescillenerek kulüpleştik. Ekim ayın- da da kulübümüz faaliyetlerine başladı. İzmir’de ikliminin ve doğasının uygunluğu nedeniyle Türkiye’nin çoğu iline göre çok sayıda dağcılık kulü- bü ve yürüyüş grubu var. Bunların arasından sivrilmek kolay iş değil. Çok iddialı söylemlerde de bulunmak istemem. Ancak dağcılık ve doğa sporlarını daha fazla insana tanıtabilmek, sevdirebilmek, onlarda doğa sevgisini oluşturabilmek için elimden geleni yapmak isterim. İzmir Bostanlı Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Derneğimizde doğa yürüyüşleri, kampçılık, dağcılık, bisik- let, su altı dalış sporları ve kaya tırmanışları yapıyoruz. Doğa yürüyüşlerimize yoga eğitmenlerimiz eşliğin- de yoga, meditasyon ve nefes egzersizlerini ekledik. Doğada yapılan sporların insan sağlığı üzerindeki etkisi tartışılmaz. Biz de ne kadar fazla insanı doğaya kazandırırsak o denli mutlu olacağız. Sorunlarınız, şikayetleriniz, beklentileriniz? İzmir’in çevresi ve doğası çok güzel. Yarım saatlik mesafede doğaya dağlara ulaşabiliyoruz. Doğa yürüyüş- leri açısından çok şanslıyız. Ancak en yüksek dağımız 2157 m yüksekliğindeki Bozdağ. Dağcılık açısından doğa yürüyüşleri kadar şanslı değiliz maalesef. Böyle olunca da İzmir’deki çoğu kulüp sadece doğa yürü- yüşü yapmakla yetiniyor. Ancak bu doğa yürüyüşleri ister istemez pikniğe, eğlenceye dönüşüyor ve sporla bağdaşmayan görüntüler ortaya çıkıyor. Ve ne yazık ki sırtına sırt çantasını takan, iki kez doğada yürüyen insanlar dağcı olduklarını düşünüyor. Oysa ki dağcılık bambaşka bir şey. Dağcılık dayanıklılık, bilgi, beceri, tecrübe ve en önemlisi disiplin gerektiren bir spor dalı. Ülkemizde dağcılık çok fazla tanınmayan, çoğu spor dallarına göre fazla rağbet görmeyen bir alan. Dağcılık malzemelerinin pahalılığı, yüksek dağlara ulaşmak için gereken yol masrafları, dağ kazaları ve ölümleri bu alana yönelmek isteyen insanları ürkütüyor. İsteğim ülkemizde dağcılığın çok daha fazla yaygınlaşması, kadınların ve gençlerin dağcılığa yönelmeleri, dünyada Türk dağcılarının başarılarının konuşulması.