21
Üyelerimizin ve misafirlerimizin yararlandığı kültür-edebiyat-tasavvuf-felsefe alanındaki bu programlar katı-
lımcılara ufuk açıcı, anlayış ve idrak seviyesini yükseltici olmaları açısından önemlidir. Çünkü insan bu dün-
yaya bir emanetle gelmiştir. Yüce Allah kâinatı insan için, insanı kendisi için yarattığını söyler. İnsan şuurlu
bir varlıktır zira halife olma şerefine mazhardır. O halde her an yeni bir oluşta olmak ve gelişmek mecburiye-
tindedir. Bu da her daim bilimle, ilimle haşır neşir olmakla mümkündür.
n2011 yılından bu yana çok sayıda basılı eser okuyucuların faydasına sunulmuştur. Basılı eserler şunlardır:
a)
Dil-i Halvet Dergisi (17 sayı)
b)
Dinle HŞY’den 1
c)
Bakü’den Balkanlara Halvetilik Sempozyumu Tebliğler Kitapları I ve II
d)
Vird-i Settar
e)
Balkanlardaki Miras: Tekkeler
f)
Miskinname
8 yıllık zaman zarfında tamamen üyelerimizin bağışlarıyla Turgutlu ve İzmir/Levent’ te birer Temsilcilik bi-
nası inşa edilmiştir.
Derneğimizin bütün çalışmaları gönüllülük esasına dayanmaktadır. Maddiyatın gerekli olduğu hususlar aidat
ve bağışlardan elde edilen gelirlerle karşılanmaktadır.
Dergi ve diğer çalışmalarımızda kullandığımız materyaller tamamen özgündür. Bir dergi çalışması başla-
dığında kararlaştırılan şehre özel geziler düzenlenmekte fotoğraflar tamamen çalışmaya dâhil olan gençler
tarafından çekilmekte, yazılar hazırlanıp toplanmakta ve dergi yayına hazır oluncaya kadar yoğun bir çalışma
süreci takip edilmektedir.
Şimdiye kadar 17 sayı basılı olarak yayınlandı. Malûm ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının kâğıt
fiyatlarına yansıması nedeniyle dergi basımı hayli maliyetli bir duruma gelmiş olduğundan aynı zamanda ülke
ekonomisine katkıda bulunmak açısından 18. Sayıdan itibaren e-dergi uygulamasına geçeceğiz. Okuyucula-
rımız dergimizi www.dilihalvet.com adresinden takip edebilirler. Eski sayılara da genctasavvufcular.org.tr
adresinden ulaşılabilir.
Bir yaşlı teyzeyi oğlu doktora götürür. Doktor teyzeye “Teyzeciğim şikâyetin ne diye sorar. Oğlu atılır hemen
“aman doktor bey” der, “şikâyet deyince annem yanlış anlar, çünkü o her şeyi verenin Allah olduğunu bilir.
Hiçbir zaman O’nun verdiğinden şikâyet etmez.”
Efendim, derneğimizin adından anlaşılacağı gibi tasavvuf yolunda olan insanlar şikayet etmezler. Alan el de-
ğil veren el olmak isterler. Vermenin, dağıtmanın Allah’ ın emri olduğunu unutmaz ellerindeki dünya malını
dağıtmayı borç bilirler. Bu sebeple de beklenti söz konusu değildir, şikâyet de.
Gelecekle ilgili planlamalarımız var elbette. Allah izin verirse 2019 yılında Uluslar arası Bakü’den Balkanlara
Halvetilik Sempozyumunun dördüncüsünü Kosova’ nın Jakova şehrinde gerçekleştirmek istiyoruz.
Daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşmak istiyoruz.
Gençlerin eğitimlerine daha fazla katkı yapmak istiyoruz. Çünkü tasavvuf insana değer verir. Çünkü Yüce
Allah’ın dağlara taşlara emanet emek istediği varlığını insan üstlenmiştir. İnsanın cehaletten kurtulması ge-
rekir. Yetkin, şuurlu, sorumluluk almasını bilen ve üstlendiği sorumluluğu yerine getiren, sözünde duran,
emîn olmak zorundadır insan. İnsan bu dünyada iken nefsini bilmek zorundadır ki Rabb’ ini bilsin. Allahu
Azimüşşan’ın kendi ruhundan üflediği insan O’nun esmalarının da kendinde tezahür ettiği varlıktır. O esmayı
ortaya çıkarmak için uygun işler yapmak ve o işlerde en iyi olmak zorundadır. Bunun yolu da zahiren bilimle
uğraşmak ve batınen ilim yapmaktan geçer.
İnsanın kendini gerçekleştirmesinden bahsedilir kişisel gelişimde. İşte kendini gerçekleştirmenin de hakikati
budur aslında.
Ne yaparsak yapalım güzel yapmakla yükümlüyüz. Güzel kavramı İslamiyet’te çok çok önemlidir. “Allah
güzeldir, güzeli sever.”Hadis-i Şerifince madem ki bu dünya ahretin tarlasıdır o zaman hasat vakti geldiğinde
yani Yüce Mevla’ ya hesap vereceğimiz güne kadar O’ nun bu yarattığı muazzam sisteme, bu mükemmel işle-
yişteki kainat denilen varlığa en güzel şekilde hizmet etmek, düzenin nizamına katkı sunmakla yükümlüyüz.
Çünkü kâinat Allah’ ın sanatıdır. Önce sanatın mükemmelliğini idrak edip sonra Sanatçı’nın âliyyülâla, ekber
olan varlığını idrake yönelebiliriz.
İnsan bedenden ibaret değildir. Bir de ruh yönü vardır ki ruh daima mutlak güzel olan AllahuAzimüşşân’ a
dönüktür. İşte güzele dönük olan ruhun tabiatını muhafaza edebilen, güzel üreten, güzel yaşayan, güzel çalı-
şan, güzel konuşan insanları yetiştirmek ancak zahiri ve manevi eğitimle mümkündür. Bu sebeplerle biz ille
de insan, ille de eğitim diyoruz...