MASTER CRAFTSMEN WERE
COMMISSIONED TO USE THE
FINEST MATERIALS, INCLUDING
SCULPTED WOOD, MARQUETRY,
AND SHINY VARNISHES, ALL OF
WHICH WERE METICULOUSLY
SELECTED, TO ENHANCE
THE EXPERIENCE OF THE
REMODELLED YACHT.
AHŞAP OYMACILIK VE KAKMACILIKTAN GÖZ
KAMAŞTIRAN PARLAKLIKTAKİ CİLAYA KADAR USTA
ZANAATKARLARIN VE MALZEMELERİN ÖZENLE
SEÇİLDİĞİ, HER DETAYDA KENDİSİNİ BELLİ EDİYOR.
Önceleri bu “Kardeş Gemiler” Odesa, Yalta, Sivastopol,
İstanbul limanları ile Azak ve Kırım denizleri arasında yolcu
ve yük taşıyordu. 1970 yılında patlak veren politik gerginlikle
birlikte bu gemilere daha ciddi bir görev verildi ve Soğuk Savaş esnasında Sovyetler Birliği tarafından daha stratejik amaçlarla kullanıldılar. Sovyet uzay keşfi döneminde ise “Kardeş
Gemiler” bütün ülke için bir kahramanlık destanına dönüştü.
Sovyetler Birliği dağıldığında Aj i-Petri ve kardeşleri zamanla
ortadan kayboldu. Zarif silueti, tasarımı, dayanıklılığı ve özel
geçmişiyle unutulmayacak kadar ilgi çekici olan gemi; 2007
yılında yeni ismi “La Sultana” ile geri döndü. Yat, olağanüstü
şekilde dekore edilmiş bir ortamda seyahat etmenin ayrıcalığını sunabilmek için yeniden tasarlandı.
Cazibesini klasik duruşundan alan yatın orijinal dış görünümü, büyük ölçüde korunmuş. Gemiye çıkış güvertesi, teknik sebeplerle orijinalinden biraz daha uzun inşa edilmiş. Ana
lombozlar, orijinallerine uygun hazırlanmış. Yeni üst güverte,
tamamen geleneksel tekniklerle kaplanarak ve perçinlenerek
yeniden yapılmış. Dış alanların tasarımına ve orijinal geminin karakterini korumaya büyük bir önem verilirken yaşam
alanlarını güzelleştirmek de ihmal edilmemiş. Eski zamanların efsanevi transatlantik gemilerini anımsatan maun ağacı
koridorlar, geniş ve yürüyüş yapmaya uygun hale getirilmiş.
Dört adet dış güverte; kaptan köprüsünde dinlenme alanı,
pruvadaki jakuzi etrafında geniş bir güneşlenme alanı, üst
arka güverte ve gemiye binme güvertesinde iki adet yemek ve
dinlenme alanı sunuyor.
Ahşap oymacılık ve kakmacılıktan göz kamaştıran parlaklıktaki cilaya kadar usta zanaatkarların ve malzemelerin özenle seçildiği, her detayda kendisini belli ediyor. Üst güvertedeki
yüz metrekarelik resepsiyon alanında bir dinlenme ve yemek
salonu bulunuyor. Masif ahşap üzerine yapılan detaylı oymalar, duvarları ve tavanları süslüyor. Şekillendirilmiş devasa
cam duvarlar, sıcak dinlenme alanına kaçamak bakışlar atabilmenize izin veriyor. Bakırdan ve buzlu kristalden yapılan
avizeler, sıcak ve ışıldayan bir atmosfer sağlıyor.
Ana ve üst güvertelerde dört “Prestij” kabini ve iki “Suit”
kabini bulunuyor. Geniş lombozlarıyla denize bakan “Suit
Armatür” kabininin kendisine ait bir de ofisi var. Hangi kabinde kalırsanız kalın, sanatsal güzellikteki ahşap işlemeleri ve
birbirinden farklı egzotik detaylar, bütün mekanlara özel bir
hava katıyor. Usta zanaatkarlar, Atlas Dağları ve Amerika’dan
gelen maun, kiraz ve sedir gibi nadide ağaçlar kullanarak olağanüstü bir iş ortaya koymuş. Yerlerde Brezilya kiraz ağacı
kullanılırken güverteler için iroko ve ipe ağaçları kullanılmış.
Banyolara, geldikleri bölgeye göre renkleri değişen mermerler
ve oniks taşlarıyla ferah bir hava katılmış.
121