Profil 2015 Sayı:12 Jun. 2012 | Page 33

Profil 2013 Dilan Duman dilannduman@gmail.com Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) ÖR Haberlerde, pazarlarda veya komşuda adına sıkça rastladığımız, kimi zaman tartışma programlarına konu olan kelime: GDO. Birçoğunun açılımını dahi bilmeden kullandığı, popülerliğinin zirvesi yaşayan bu kelime ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma’ demektir. Bilim adamlarının bir canlıdaki geni ayırmayı başarması ve bu geni taşımayan başka bir canlıya aktarması ile ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma’ elde edilmeye başlanmıştır. Hızla artan nüfusa en hızlı ve en ucuz maliyette ürünü satmak için GDO’ya başvurmak en önemli neden olarak gösterilmektedir. En kırmızı domatesi, en büyük çileği ve daha fazlasını herkes tüketmek ister. Tarladan manava ulaşmaları zaman alır ama tüketici beklemeyi sevmiyor, gıda ürünlerini hızlıca sofralarda görmek istiyor. Ancak düşünülmeyen birçok soru var: “Sağlıklı mıdır? Zararlı mıdır? O üründe GDO var mıdır? Metabolizmayı nasıl etkiler?” Bu soruların cevabı hep kaos yaşatmakta ve uzun yıllar da tartışılacak gibi gözükmekte. NE KT Gen değiştirme yoluyla teorik olarak bir ağaçtan üzüm, biber, buğday, patlıcan ve dahasını üretebilmenin mümkün olduğu söylenmektedir. Buna ek olarak tüketicileri cezbedecek örnekleri sıralamak da mümkün: “Çekirdeksiz karpuz, susuzluğa dayanıklı bitki, kare şeklinde kavun...” Hepsi hayal edilen ve tüketimi daha çekici hale getirmek için üzerine çalışılan çalışmalardır. Ürünün GDO’lu olup olmadığı laboratuvar çalışmalarında öğrenilir. Herkes her ne kadar ben GDO’lu ürün satmıyorum iddialarında bulunsa da yapılan araştırmalarda GDO gen parçalarına sıkça rastlanmıştır. Yetkililer bu ürünler tüketilmek istenmiyorsa ilk olarak hazır gıdadan uzak durulmayla başlanmalıdır şeklinde halkı uyarmakta. Gıda üreten ve dağıtan yerlerin denetimi sıkıca yapıldığı takdirde GDO’ya az rastlanacağı da fikirler arasında yer almaktadır. 33 Halk arasında kötü bir kavrammışçasına algılanmasının sebebi de bu özelliğin kötüye kullanılmasından oluşmaktadır. İnsan sağlığını tehlikeye attığı tespit edilmiş olup ilerleyen yıllarda kansere de neden olacağı varsayımların arasındadır. GDO karşıtlarının GDO’nun insan sağlığını tehlike attığına dair ortaya koymuş olduğu üç tez vardır. Bunlar, “GDO’lu gıdaların, antibiyotiğe karşı önceden dirençli olarak geliştirilmiş olması, farklı organizmaların genlerinin birbirine eklendiği süreçte, alerjik etkilerinin ortaya çıkması, GDO’lu ürünlerin hemen hemen yüzde 70’ine yakının, böcek ilacı içermesi.” Tüm bu algıların yanı sıra genetik alanında yapılan bu farklı çalışmalar sayesinde biyoloji bilimi hep ilerlemeyi başarmıştır. Örnek verecek olursak koyuna insan geni aktarılarak, koyun sütünde insan proteini bulunması sağlanması, 70’li yıllarda büyüme hormonunda insülin üretimi sağlanmıştır. Bu çalışmalar sayesinde tedavisi olmayan hastalıkların önüne geçilmiş, canlı hayatını daha sağlıklı ve yaşanabilir hale getirerek tüm taleplere karşılık verilmesi hedeflenmiştir. İR