Bu filmi çekmeye nasıl karar verdiniz ve filmin izleyicilere nasıl bir katkıda
İnsanların filmden sonraki düşünceleri nasıldı? Sinemasever-lerin geri dönüşleri
bulunacağını düşünüyor sunuz?
hangi yöndeydi? Görüşler sizi tatmin etti mi?
Bir gün Dublin’de gezerken As If I Am Not There adlı kitabı gördüm
Juanita Wilson: Filmin tanıtımı kapsamında Toronto, Kahire, Berlin,
ve kitaptaki savaş resimlerden çok etkilendim. Kitabı okuduktan
Dublin ve Palm Springs’teki festivallerde bulundum ve seyircilerin
sonra bende bir kadın olarak, kendimi kitaptaki karakterin yerine
bire bir fikirlerini aldım. Tepkiler muhteşemdi ve tepkileri seyir-
koyarak acaba ‘Ben ne durumda olurdum?’ diye düşündüm çünkü
cilerin kendi cümleleriyle ifade etmem gerekirse ‘Bu olay sadece film
kitap gerçeklere dayanıyordu böylelikle filmi çekmeye karar verdim.
izlemek değil, yeni bir tecrübe edinmek gibiydi.’
Kitapta ağırlıklı olarak hikâye kadının üzerinden işlendiği için ben
de kadının yaşadıklarını anlatmaya çalıştım. Fakat bunu sinemaya
Peki İstanbul’daki seyirciler hakkında ne düşünüyorsunuz?
aktarmak çok zordu çünkü içerisinde izlemesi çok zor olan sahneler
İstanbul’daki birçok seyirciden olumlu tepkiler aldım. Filmden sonra
vardı. İnsanların filmden çıktıktan sonra ‘Ne kadar güzel bir filmdi.’
birçok kişi gelip film çok beğendiğini belirtti.
demesinden ziyade gerçekleri görmesini istedim.
Bu İstanbul’a ilk gelişiniz mi? Şehrimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Filmin yapım aşamasında yaşadığınız zorluklardan biraz bahseder misiniz?
Nuri Bilge Ceylan’ın büyük hayranı olduğum için İstanbul’u çok
Senaryoyu okuyan herkes filmin siyasi içeriğinden dolayı filmde
merak ediyordum ve buraya davet edilmekten onur duydum. Bu
oynayıp oynamamak konusunda tereddüt ediyordu. Oyuncuları
röportajdan sonra İstanbul’u biraz gezme fırsatım olacak ama genel
ikna edip kast ekibini oluşturmak zordu. Birçok oyuncumuz
olarak çok beğendiğimi söyleyebilirim. İstanbul çok renkli bir şehre
Saraybosnalı profesyoneller idi. Başrol oyuncusunun ise genç, ma-
benziyor, her kesimden insan gördüğümü söyleyebilirim.
sum ve akıllı olmasını istiyordum. Natasha’yı (Petrovic) bulmak
9 ayımızı aldı ve bu bizim için bir şanstı diyebilirim çünkü ön
Önümüzdeki günlerde isminizi hangi projelerde duyacağız?
yapım aşamasında bulmuştuk onu. Kendisi hala bir öğrenci.
Aynı duyguları beyazperdeye aktarmak kolay fakat ben yeni şeyler
deneyip kendimi geliştirmek istiyorum. Bu yüzden bir sonraki pro-
Peki ya finansal olarak çektiğiniz sıkıntılar? Bu proje için maddi destek
jem komedi türünde olacak. Daniel Woodrell’in ‘The Ones You Do’
bulmak sizin için zor bir deneyim miydi? İlk çektiğiniz filmin Oscar’a aday
adlı kitabı şu anda senaryolaştırılıyor. Karakter bazlı olan, yaptığımız
olması size bir güven verdi mi?
ve yapamadığımız seçimler hakkındaki güzel bir hikâyeyi seyirciye
Film için para bulmak tam 10 yılımı aldı. Artık umutsuzluğa
sunmayı planlıyorum.
kapılmaya başlamıştım. Hatta filmin tüm parasını kendim
vermeyi düşünüyordum ki James (Flynn) bana yardım etti
Meraklısına not: Bu yılki festivalin özel sürprizlerinden biri de festival
ve Oscar’a aday olmamızla tazelediğimiz güvenle bu işe
severleri buluşturan “Film Gibi 30 Yıl” bloğu. www.filmgibi30yil.
başladık. Sonuçta Kiev’de küçük bir sette çekilmiş bir film
com adresinden ulaşabileceğiniz 30. yıl bloğuyla, festival ile ilgili
bile Oscar’a aday olabiliyorsa biz bu filmi çekebilirdik.
anılarınızı paylaşıp, eski biletlerinizden fotoğraflarınıza birçok
James Flynn: Ben her zaman bunu yapabiliriz diyordum,
hatırayı sergileme fırsatına erişebilirsiniz.
inancımı kaybetmemiştim. Araştırmalarıma devam ediyordum. Film İrlanda, Makedonya ve İsveç ortak yapımı
olduğu için Irish Film Board, Macedonian Film Fund,
Swedish Film Institute, Eurimages, Film Ivaest gibi
destekçilerimiz sayesinde bu parayı biriktirebildik.
Sizin film hakkında eklemek istedikleriniz muhakkak vardır?
Bence filmin en önemli özelliği yaşanan tüm kötü
olaylara rağmen insanlara umut vermesi. Filmin
kadının ailesi ile birlikte yemek yemesi gibi güzel
olaylarla başlayıp ardından insanların toplama
kamplarına götürülmesi, orada maruz kaldığı
işkenceler, özellikle kadınların yaşadığı hayatta kalma mücadelesi gibi kötü olayların
aktarılmasının ardından yine güzel bir olayla
bitirilmesi filmin akışını oluşturuyordu. Kadın,
yaşadığı onca zorluk ve işkenceden sonra bile
kendi içindeki sevgiyi keşfedip tecavüz sonucu
hamile kaldığı bebeğini sahipleniyor ve ona
sarılıyordu. Film aydınlıkla yani bebekle
başlayıp karanlıkla devam ettikten sonra
yine aydınlıkla bitiyor.
Profil | 83