Profil 2015 Sayı:12 Jun. 2011 | Page 83

Bu filmi çekmeye nasıl karar verdiniz ve filmin izleyicilere nasıl bir katkıda İnsanların filmden sonraki düşünceleri nasıldı? Sinemasever-lerin geri dönüşleri bulunacağını düşünüyor sunuz? hangi yöndeydi? Görüşler sizi tatmin etti mi? Bir gün Dublin’de gezerken As If I Am Not There adlı kitabı gördüm Juanita Wilson: Filmin tanıtımı kapsamında Toronto, Kahire, Berlin, ve kitaptaki savaş resimlerden çok etkilendim. Kitabı okuduktan Dublin ve Palm Springs’teki festivallerde bulundum ve seyircilerin sonra bende bir kadın olarak, kendimi kitaptaki karakterin yerine bire bir fikirlerini aldım. Tepkiler muhteşemdi ve tepkileri seyir- koyarak acaba ‘Ben ne durumda olurdum?’ diye düşündüm çünkü cilerin kendi cümleleriyle ifade etmem gerekirse ‘Bu olay sadece film kitap gerçeklere dayanıyordu böylelikle filmi çekmeye karar verdim. izlemek değil, yeni bir tecrübe edinmek gibiydi.’ Kitapta ağırlıklı olarak hikâye kadının üzerinden işlendiği için ben de kadının yaşadıklarını anlatmaya çalıştım. Fakat bunu sinemaya Peki İstanbul’daki seyirciler hakkında ne düşünüyorsunuz? aktarmak çok zordu çünkü içerisinde izlemesi çok zor olan sahneler İstanbul’daki birçok seyirciden olumlu tepkiler aldım. Filmden sonra vardı. İnsanların filmden çıktıktan sonra ‘Ne kadar güzel bir filmdi.’ birçok kişi gelip film çok beğendiğini belirtti. demesinden ziyade gerçekleri görmesini istedim. Bu İstanbul’a ilk gelişiniz mi? Şehrimiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Filmin yapım aşamasında yaşadığınız zorluklardan biraz bahseder misiniz? Nuri Bilge Ceylan’ın büyük hayranı olduğum için İstanbul’u çok Senaryoyu okuyan herkes filmin siyasi içeriğinden dolayı filmde merak ediyordum ve buraya davet edilmekten onur duydum. Bu oynayıp oynamamak konusunda tereddüt ediyordu. Oyuncuları röportajdan sonra İstanbul’u biraz gezme fırsatım olacak ama genel ikna edip kast ekibini oluşturmak zordu. Birçok oyuncumuz olarak çok beğendiğimi söyleyebilirim. İstanbul çok renkli bir şehre Saraybosnalı profesyoneller idi. Başrol oyuncusunun ise genç, ma- benziyor, her kesimden insan gördüğümü söyleyebilirim. sum ve akıllı olmasını istiyordum. Natasha’yı (Petrovic) bulmak 9 ayımızı aldı ve bu bizim için bir şanstı diyebilirim çünkü ön Önümüzdeki günlerde isminizi hangi projelerde duyacağız? yapım aşamasında bulmuştuk onu. Kendisi hala bir öğrenci. Aynı duyguları beyazperdeye aktarmak kolay fakat ben yeni şeyler deneyip kendimi geliştirmek istiyorum. Bu yüzden bir sonraki pro- Peki ya finansal olarak çektiğiniz sıkıntılar? Bu proje için maddi destek jem komedi türünde olacak. Daniel Woodrell’in ‘The Ones You Do’ bulmak sizin için zor bir deneyim miydi? İlk çektiğiniz filmin Oscar’a aday adlı kitabı şu anda senaryolaştırılıyor. Karakter bazlı olan, yaptığımız olması size bir güven verdi mi? ve yapamadığımız seçimler hakkındaki güzel bir hikâyeyi seyirciye Film için para bulmak tam 10 yılımı aldı. Artık umutsuzluğa sunmayı planlıyorum. kapılmaya başlamıştım. Hatta filmin tüm parasını kendim vermeyi düşünüyordum ki James (Flynn) bana yardım etti Meraklısına not: Bu yılki festivalin özel sürprizlerinden biri de festival ve Oscar’a aday olmamızla tazelediğimiz güvenle bu işe severleri buluşturan “Film Gibi 30 Yıl” bloğu. www.filmgibi30yil. başladık. Sonuçta Kiev’de küçük bir sette çekilmiş bir film com adresinden ulaşabileceğiniz 30. yıl bloğuyla, festival ile ilgili bile Oscar’a aday olabiliyorsa biz bu filmi çekebilirdik. anılarınızı paylaşıp, eski biletlerinizden fotoğraflarınıza birçok James Flynn: Ben her zaman bunu yapabiliriz diyordum, hatırayı sergileme fırsatına erişebilirsiniz. inancımı kaybetmemiştim. Araştırmalarıma devam ediyordum. Film İrlanda, Makedonya ve İsveç ortak yapımı olduğu için Irish Film Board, Macedonian Film Fund, Swedish Film Institute, Eurimages, Film Ivaest gibi destekçilerimiz sayesinde bu parayı biriktirebildik. Sizin film hakkında eklemek istedikleriniz muhakkak vardır? Bence filmin en önemli özelliği yaşanan tüm kötü olaylara rağmen insanlara umut vermesi. Filmin kadının ailesi ile birlikte yemek yemesi gibi güzel olaylarla başlayıp ardından insanların toplama kamplarına götürülmesi, orada maruz kaldığı işkenceler, özellikle kadınların yaşadığı hayatta kalma mücadelesi gibi kötü olayların aktarılmasının ardından yine güzel bir olayla bitirilmesi filmin akışını oluşturuyordu. Kadın, yaşadığı onca zorluk ve işkenceden sonra bile kendi içindeki sevgiyi keşfedip tecavüz sonucu hamile kaldığı bebeğini sahipleniyor ve ona sarılıyordu. Film aydınlıkla yani bebekle başlayıp karanlıkla devam ettikten sonra yine aydınlıkla bitiyor. Profil  |  83