üzere gelişmiş ülkelerdeki mali sorunların
derinleşmesi veya gelişmiş ülkelerin
genişletici para politikası uygulamalarını
terk etmesine bağlı olarak sermaye
girişlerindeki eğilimlerdeki olası değişimler
Türkiye ekonomisi için bir risk unsuru teşkil
etmektedir. AB ülkelerinde yaşanan kamu
maliyesi kaynaklı sorunların derinleşmesi
durumunda ülkemiz ekonomisi hem kredi
ve yatırım kanalından hem de en önemli
ticaret ortağımız olması nedeniyle dış ticaret
kanalından doğrudan etkilenebilecektir.
Böylelikle sermaye girişleri eğilimindeki
olası değişimler diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte ülkemizi de etkileyebilir.
istikrar açısından en önemli risk olacağı
dönüşebilmesi) olmuştur. 1994 yılında 181
düşünülmektedir. Bu riskin gerçekleşmesi,
IMF üyesi ülkenin 89’u bu konumdadır.
Küresel ekonomik krizin ardından uygu-
finansal piyasalarda güven kaybına yol
Türkiye IMF’ye katılmış olduğu yıldan bu
açarak dünya ekonomisindeki toparlanma
yan IMF ile 19 adet stand-by anlaşması
sürecinin kesintiye uğramasına neden
imzalamıştır. 1986-1993 yıllarını kap-
olabilecek, dolayısıyla ülkemizi de olumsuz
sayan 8 yıllık dönemde ise IMF desteğine
etkileyebilecektir.
başvurulmamıştır. Bu süre içinde Türkiye
lamaya konan devlet desteklerinin katkısıyla
toparlanmaya başlayan ekonomilerin
yakın döneme kadar dünya geneli içinde
büyüme tahminleri yukarı yönlü güncellenmeye devam etmiştir. Bununla birlikte,
IMF desteği olmaksızın üç yılda (1988-
toparlanmanın daha çok gelişmekte olan
Türkiye’nin IMF ile İlişkileri
Asya ülkeleri ve ABD kaynaklı olacağı
Uluslararası Para Fonu (International
tahmin edilmekte olup, özellikle yüksek
Monetary Fund) (IMF), 1944 yılında
bütçe açıklarıyla karşı karşıya kalan Avrupa
uluslararası para sisteminin esaslarını
ülkelerindeki büyümenin daha yavaş olması
belirleyen Bretton Woods Anlaşması
beklenmektedir.
gereğince kurulmuş ve 1 Mart 1947’den
itibaren fiilen çalışmaya başlamıştır ve
89 ve 1991) cari işlemler fazlası vererek
ekonomisini yönetmeyi başarmıştır.
Türkiye, ekonomik bunalıma girdiği
her aşamada IMF imkânlarından
yararlanmıştır. 1947 yılından bu yana
Türkiye ortalama olarak yaklaşık her üç
yılda bir stand by düzenlemesine muhatap
Uluslararası finansal piyasalarda oluşan
merkezi Washington’dadır.
iyimser havanın bazı AB ülkelerindeki borç
1990’ların başlarında 177 ülkenin üye
sürdürebilirliği ile ilgili kaygıların artmasıyla
olduğu IMF’ye Türkiye 1947 yılında üye
bozulduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak
olmuştur. Türkiye’yi IMF ile ilişkilerinde
gerek küresel ekonomik toparlanmanın
Hazine Müsteşarlığı temsil etmektedir.
devlet desteği olmadan sürdürülebilirliği
Türkiye, IMF yönetim kurulunda Belçika,
konusundaki risklerin devam etmesi,
Avusturya, Lüksemburg, Macaristan,
gerekse alınan tedbirlerin kamu bütçe
Çek Cumhuriyeti, Slovakya Cumhuri-
dengelerini bozarak borç dinamiklerini
yeti, Kazakistan ve Slovenya ile aynı grup
olumsuz etkilemesi ve bunların yayılma
içinde yer alır. Grubun icra direktörü en
etkilerine ilişkin endişeleri beslemesi,
yüksek oy gücüne sahip bulunan Belçika
finansal piyasaları etkileyen başlıklardan
tarafından belirlemektedir.
etkilerini Avrupa ülkelerine nazaran daha
gerçekleşmesi durumunda finans sisteminde
Türkiye 22 Mart 1990 tarihinde IMF Ana
uluslar arası ekonomide saygınlığının ve
yeni bir kredi daralması ve buna bağlı olarak
sözleşmesinin VIII. Maddesini imzala-
dünya ekonomilerinin durgunluk sürecin-
yarak IMF’ye uluslararası cari işlemlere
den beklenenden daha yavaş çıkma ihtimali
sınırlamalar getirmekten kaçınmayı,
bulunmaktadır.
ayırıma parasal uygulamalar yapmayı
biridir. Bu çerçevede, söz konusu risklerin
ve üye ülkelerin elinde bulunan Türk
Özellikle Avrupa’da yaşanan mali sorunların
liralarını o ülkenin isteği halinde satın
ülkemize olumsuz yansımaları bugüne
alacağını taahhüt etmiştir. Böylelikle TL
kadar sınırlı kalmış olsa da söz konusu
IMF kapsamında konvertible para(bir
sorunların önümüzdeki dönemde kontrol
ülkenin yerel parasının serbest döviz
altına alınamam