Profil 2015 Sayı:12 Jun. 2011 | Seite 75

üzere gelişmiş ülkelerdeki mali sorunların derinleşmesi veya gelişmiş ülkelerin genişletici para politikası uygulamalarını terk etmesine bağlı olarak sermaye girişlerindeki eğilimlerdeki olası değişimler Türkiye ekonomisi için bir risk unsuru teşkil etmektedir. AB ülkelerinde yaşanan kamu maliyesi kaynaklı sorunların derinleşmesi durumunda ülkemiz ekonomisi hem kredi ve yatırım kanalından hem de en önemli ticaret ortağımız olması nedeniyle dış ticaret kanalından doğrudan etkilenebilecektir. Böylelikle sermaye girişleri eğilimindeki olası değişimler diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte ülkemizi de etkileyebilir. istikrar açısından en önemli risk olacağı dönüşebilmesi) olmuştur. 1994 yılında 181 düşünülmektedir. Bu riskin gerçekleşmesi, IMF üyesi ülkenin 89’u bu konumdadır. Küresel ekonomik krizin ardından uygu- finansal piyasalarda güven kaybına yol Türkiye IMF’ye katılmış olduğu yıldan bu açarak dünya ekonomisindeki toparlanma yan IMF ile 19 adet stand-by anlaşması sürecinin kesintiye uğramasına neden imzalamıştır. 1986-1993 yıllarını kap- olabilecek, dolayısıyla ülkemizi de olumsuz sayan 8 yıllık dönemde ise IMF desteğine etkileyebilecektir. başvurulmamıştır. Bu süre içinde Türkiye lamaya konan devlet desteklerinin katkısıyla toparlanmaya başlayan ekonomilerin yakın döneme kadar dünya geneli içinde büyüme tahminleri yukarı yönlü güncellenmeye devam etmiştir. Bununla birlikte, IMF desteği olmaksızın üç yılda (1988- toparlanmanın daha çok gelişmekte olan Türkiye’nin IMF ile İlişkileri Asya ülkeleri ve ABD kaynaklı olacağı Uluslararası Para Fonu (International tahmin edilmekte olup, özellikle yüksek Monetary Fund) (IMF), 1944 yılında bütçe açıklarıyla karşı karşıya kalan Avrupa uluslararası para sisteminin esaslarını ülkelerindeki büyümenin daha yavaş olması belirleyen Bretton Woods Anlaşması beklenmektedir. gereğince kurulmuş ve 1 Mart 1947’den itibaren fiilen çalışmaya başlamıştır ve 89 ve 1991) cari işlemler fazlası vererek ekonomisini yönetmeyi başarmıştır. Türkiye, ekonomik bunalıma girdiği her aşamada IMF imkânlarından yararlanmıştır. 1947 yılından bu yana Türkiye ortalama olarak yaklaşık her üç yılda bir stand by düzenlemesine muhatap Uluslararası finansal piyasalarda oluşan merkezi Washington’dadır. iyimser havanın bazı AB ülkelerindeki borç 1990’ların başlarında 177 ülkenin üye sürdürebilirliği ile ilgili kaygıların artmasıyla olduğu IMF’ye Türkiye 1947 yılında üye bozulduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak olmuştur. Türkiye’yi IMF ile ilişkilerinde gerek küresel ekonomik toparlanmanın Hazine Müsteşarlığı temsil etmektedir. devlet desteği olmadan sürdürülebilirliği Türkiye, IMF yönetim kurulunda Belçika, konusundaki risklerin devam etmesi, Avusturya, Lüksemburg, Macaristan, gerekse alınan tedbirlerin kamu bütçe Çek Cumhuriyeti, Slovakya Cumhuri- dengelerini bozarak borç dinamiklerini yeti, Kazakistan ve Slovenya ile aynı grup olumsuz etkilemesi ve bunların yayılma içinde yer alır. Grubun icra direktörü en etkilerine ilişkin endişeleri beslemesi, yüksek oy gücüne sahip bulunan Belçika finansal piyasaları etkileyen başlıklardan tarafından belirlemektedir. etkilerini Avrupa ülkelerine nazaran daha gerçekleşmesi durumunda finans sisteminde Türkiye 22 Mart 1990 tarihinde IMF Ana uluslar arası ekonomide saygınlığının ve yeni bir kredi daralması ve buna bağlı olarak sözleşmesinin VIII. Maddesini imzala- dünya ekonomilerinin durgunluk sürecin- yarak IMF’ye uluslararası cari işlemlere den beklenenden daha yavaş çıkma ihtimali sınırlamalar getirmekten kaçınmayı, bulunmaktadır. ayırıma parasal uygulamalar yapmayı biridir. Bu çerçevede, söz konusu risklerin ve üye ülkelerin elinde bulunan Türk Özellikle Avrupa’da yaşanan mali sorunların liralarını o ülkenin isteği halinde satın ülkemize olumsuz yansımaları bugüne alacağını taahhüt etmiştir. Böylelikle TL kadar sınırlı kalmış olsa da söz konusu IMF kapsamında konvertible para(bir sorunların önümüzdeki dönemde kontrol ülkenin yerel parasının serbest döviz altına alınamam