Bununla birlikte, standart yetenek
sınavlarına kıyasla, başarı ölçen sınavların
ve lise notlarının öğrencilerin üniversitedeki
başarılarını daha iyi tahmin ettiğine dair
kanıtlar vardır. Başka bir ifadeyle; ilerde
ortaya çıkması muhtemel bir başarıyı
ölçmekten ziyade, var olan veya geçmişten
beri edinilmiş başarının ölçülmesi,
öğrencinin gelecekteki başarısını daha
iyi tahmin etmektedir. SAT gibi yetenek
sınavları 3–4 saatte başarıyı ölçmeye
çalışırlar, oysa lise not ortalaması gibi
ölçütler 3–4 yıllık bir süreç içerisinde
öğrencinin defalarca ölçülmesi sonucu
ortaya çıkarlar.
Amerikan üniversitelerinin çoğunda
SAT yerine daha ziyade bir başarı testi
olan ACT de kabul edilmektedir. Ayrıca
SAT gibi ölçütlere kıyasla, lise notlarına
dayalı bir yerleştirme sosyo-ekonomik
durumu düşük olan öğrenciler için daha
avantajlıdır. SAT testini düzenleyen The
College Board, yapılan eleştiriler dolayısıyla
SAT’de bazı yeni düzenlemelere
gitmiş ve bir yazılı bölüm
eklemişlerdir.
Ayrıca üniversiteye girişte, tek başına
standart test yerine standart testle birlikte
okul notlarının kullanılması gerektiği de
kabul edilmektedir. Dahası, Amerika’da
birçok kolej ve üniversite standart
yetenek testini girişte mecbur tutmaktan
vazgeçmiştir. Texas eyaletinde çıkarılan
bir yasa sayesinde, okulda ilk % 10’luk
dilime girenler doğrudan üniversiteye kayıt
yaptırabilmektedirler. Yapılan araştırmalar,
bu ölçütün yetenek sınavına kıyasla
farklı kimliklerin üniversiteye girişini
kolaylaştırdığını ve üniversiteden mezun
oranının düşmediğini ortaya koymuştur.
Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan
gibi birkaç Asya ülkesi ise kendi ulusal
sınavlarına sahiptirler. Üniversite
kontenjanları sınırlı olduğundan çok güçlü
bir rekabet yaşanmaktadır. Bu nedenle
öğrenciler, lise zamanlarında büyük bir
baskı altına girmektedirler.
Birçok öğrenci bu sınavlara hazırlanmak
için yıllarını harcar. Bazen bu baskılar
hilelere yol açar. Örneğin; 1992’de, Çin’deki
TOEFL sınavında sorular günler öncesi nden
ele geçirilmiş ve sonrasında sınav iptal
edilmiştir. Hindistan’da her yıl üniversite
giriş sınav sorularının
çalındığı ve yüksek ücretlerle satıldığı
biliniyor. Amerika’daki lise ve üniversiteler,
2006 yılında öğrencilerin %60’ının hile
yollarına başvurduğunu kabul ediyor.
Çin Halk Cumhuriyeti
Çin Halk Cumhuriyeti’nde üniversiteye
giriş için, giriş sınavına girmek zorunludur. Genellikle lise son sınıftaki öğrenciler
sınava girerler fakat daha erken yaşlardaki
öğrenciler de sınava girebilirler. Öğrencinin
sınavda aldığı puan, testin alanlarına
(matematik, Çince, fen, sözel, yabancı dil)
göre ağırlıklandırılır.
Özellikle Güney Kore ve Japonya’daki
bu baskı, üniversite sınavlarına
hazırlayan kurumlara fayda sağlıyor.
Örneğin; Japonya’da aileler çocuklarının
dershanelerde sınavlara hazırlanması
için 10000 dolar ödüyor. Güney Kore’de
öğrencilerin %60’ı sınavlara hazırlanmak
için dershanelere gidiyor.
Bu sınavlar sadece öğrenciler için önemli
değil; aynı zamanda, o ülkenin kendi eğitim
perfonmansına da gösterme özelliğine de
sahip. PISA olarak kısaltılan Uluslararası
Dünya’da Üniver
Fransa
Fransa, İsviçre ve bazı Avrupa ülkelerinde
Uluslararası Bakalorya Sınavı uygulanır.
Fransa’da 1808 yılından beri uygulanan,
ulusal ölçekte ve klasik formatta(açık uçlu)
sorular içeren lise bitirme sınavı veya
olgunluk sınavını (baccalaureat) geçmek
üniversiteye giriş için tek koşuldur. Sınava
Fen Bilimleri, Sosyal ve Ekonomik
66 | Profil
Kanada
Bilimler, Edebiyat başlıklarındaki üç alanda
girilir. Bir kontenjan sınırlaması olmamasına
karşın, üniversiteye kabul sırasında
öğrencilerin durumlarına göre (yakın
bölgede yaşamak, olgunluk sınavından
yüksek not almak vs.) öncelik tanınır.
Kanada’da da özel bir üniversite giriş sınavı
yoktur. En önemli ölçüt lisede alınan dersler
ve bu derslerin notlarıdır.