İstanbul`un, Osmanlı döneminden bugüne kadar yaşayabilmiş en
ya da bütünüyle sahaf eline devredilmiş kitaplıklar, kütüphaneler.
eski kitapçı çarşısı Beyazıt’ta bulunan Sahaflar Çarşısıdır. Sahaflar
Ne olmuştu? Ne olmuştu da şu damatlar gelinler, ziyafet sofrasında
Çarşısı 15. yy’dan günümüze uzanan bir geçmişe sahip olup Beyazıt
yemek yiyen büyükler, bir ağacın altında semaver kaynatan insanlar
Cami’nin sol tarafındaki taşlık araziyle Kapalıçarşı’ya açılan Sedefçiler
mahremiyet albümlerinden ayrı düşmüş, fotoğraflarıyla başkalarının
Kapısı arasındaki bölge, Sahaflar Çarşısı’nın sınırlarınıi çizmekte-
görüş alanına özensizce girmişlerdi? Neden şimdi buradalardı?
dir. Camideki Cümle Kapısı İstanbul Üniversitesi’ne bakar. Sağında
Bayezid Devlet Kütüphanesi, solunda eski Bayezid Medresesi, şimdiki
Bu merakla soruyoruz Halil Usta’ya:
Vakıf Hat Sanatları Müzesi görülür. Sahaf dükkanlarının geçmişte
Halil Usta bir iktisatçı aslında ancak 1966 yılından beri bu işle meşgul.
medrese çevresinde bulunması ise daha çok medrese öğrencilerinin
Usta dememizin sebebi ise bu meslekte de çıraklık, kalfalık ve ustalık
ihtiyaçlarını
gibi derecelerin bulunması. İlk 15 yıl çıraklık sonraki, 10 yıl kalfalık
karşılamak
amacıyla
kurulmuş
olmalarından
kaynaklanmaktadır.
ve bir 10 yılın sonunda da usta olunuyor. Toplam 35 yıl yani bir yarı
1460 yılında Kapalıçarşı inşaatı tamamlandıktan sonra, sahaflara
ömür gerekiyor usta olabilmek için.
Kapalıçarşı içinde yer tahsis edilmiş ve sahaf dükkânları bir araya
toplanmıştır. Burada 1460 ve 1894 yılında gerçekleşen İstanbul
Nasıl ve nerden geliyor bunca şey?
depremine kadar faaliyet göstermiş çarşı, o zamanki adıyla Hakkaklar Çarşısı(Mühürcüler Çarşısı) olarak bilinen bugünkü yerine
-Benim kaynağım çöp. İnsanlar çöpe atıyor kitaplarını, evraklarını.
taşınmıştır. 17. yy’da yaşamış olan Fransız yazar ve Fransa sefareti
Çöpçüler bana getiriyor, ayıklıyorum onları yani çöpten tekrar geri
tercümanı olan Antoine Galland buradan satın aldığı minyatürlü
dönüşüm kutusu burası.
bir yazmayı Fransa kralına hediye etmiştir ve o yazma, bugün Bib-
O sırada bir defter gösteriyor.
liotheque Nationale’de sergilenmektedir. Sahaflar Çarşısı için Evliya
-Geçen gün çöpçüler getirdi. Tahmin edin ne bu, kağıdın cinsi ne,
Çelebi de Seyahatnamesi’nde 17 yy’da dükkân sayısının 50, ulemaya
bugüne kadar böyle bir kağıt gördünüz mü?
hizmet eden sahaf esnafının da 300 olduğundan bahsetmiştir. Sahaflar
Cevabımız hayır oluyor ve kağıdın içinden gözüken lifleri inceliyoruz.
Çarşısı 1950 yılında çıkan yangından sonra tamamen yanmış ve içinde
-Bu kağıt el yapımı. Hiç bir fabrika işlemi görmemiş. Kağıdın hamu-
bulunan binlerce yazma eser kül olmuştur. İstanbul Belediyesi yanma-
runu almış yapan kişi, yoğurmuş ondan sonra bunu el merdanesiyle
yan yerleri kamulaştırıp, ahşap dükkânları da betonarmeye çevirerek,
açmış bir masanın üzerinde, kurutmuş kesmiş sayfa haline getirmiş,
çarşıyı bugünkü mimari durumuna getirmiş, çarşının ortasına da ilk
bu tamamen selüloz, içinde hiçbir katkı maddesi yok. Bir tane yapılmış
Türk matbaacısı olan İbrahim Müteferrika’nın büstünü yerleştirmiştir..
bundan, içinde yazıyor bir tane olduğu.Yani el emeği göz nuru. 70’li,
Bugün çarşıda 17’si çift katlı, 23 dükkân bulunmaktadır.
80’li yılların malzemeleri bunlar.
Peki ya kitaplar, fotoğraflar, mektuplar?
‘’Şimdi bunlar nasıl çöpe gidiyor bide onun hikayesini görelim’’ diyor
Halil Usta.
Asıl merak etiklerimiz yani İlk sayfadaki ithaflar, imzalar, isimler.
Altı çizili satırlar, işaretler. Kapaklarına dokunan eller, satırlarına
-Bir aile düşünün diyelim ki Kurtuluş’ta oturuyor. Ailenin gençleri
düşen gözler. Tek tek oradan buradan toplanmış kitaplar, dergiler
Amerika’ya Avrupa’ya gidiyor. Yaşlılar gitmiyor burada kalıyorlar. İlk
Profil | 105