OSTİM Gazetesi Temmuz-Ağustos 2019 OSTİM Gazetesi Temmuz Ağustos 2019 | Page 31
OSTİM ORGANİZE SANAYİ GAZETESİ | 29
TEMMUZ - AĞUSTOS 2019
Sanayileşmenin anahtarı devlet ve özel sektörün elinde
7. Uluslararası Enerji ve Değer
Konferansı’nda konuşan
OSTİM Teknik Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek,
sanayinin çok önemli olduğunu
belirterek, “Eğer sanayileşme
gerekliyse zenginleşmek için
ve kendiliğinden oluşmuyorsa
sanayileşmek için birşeyler
yapmak lazım fikri çıkıyor. O
halde sanayileşmek için kimin ne
yapması lazım fikri ortaya çıkıyor.
Burada da iki tane aktör var.
Birincisi devlet, ikincisi özel sektör
şirketler. İkisi de kendi üzerine
düşeni yaparsa gelişmekte olan
bir ülke sanayileşerek gelişebilir
ve kişi başına gelirini yükseltebilir.”
dedi.
on günlerin en çok gündeme gelen başlığı
‘Enerji’, tüm yönleriyle OSTİM’de masa-
ya yatırıldı. OSTİM Teknik Üniversitesi,
Hacettepe Üniversitesi, OSTİM Yenilenebilir
Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi,
Ostim Teknopark A.Ş. ve Center for Energy and
Value Issues (CEVI) iş birliğiyle düzenlenen 7.
Uluslararası Enerji ve Değer Konferansı’nda,
yerli ve yabancı uzmanlar, sanayiciler ve aka-
demisyenler; ‘Enerji Projeleri ve Ekonomisi’,
‘Enerji Projelerinin Finansmanı’, ‘Enerji Verim-
liliği’ ve ‘Enerji Üretiminde KOBİ’lerin Rolü’
konuları tartışıldı.
OSTİM OSB’nin ev sahipliğinde düzenlenen
konferansın açılışı Ankara Sanayi Odası Başkanı
Nurettin Özdebir, OSTİM Teknik Üniversitesi
Mütevelli Heyeti Başkanı Orhan Aydın, CEVI
Başkanı Prof. Andre Dorsman, akademisyenler,
sanayiciler ve çok sayıda sektör temsilcisinin ka-
tılımıyla gerçekleştirildi.
Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğ-
retim Üyesi ve CEVI Başkan yardımcısı Prof.
Dr. Mehmet Baha Karan etkinlik hakkında bilgi-
ler verdi. 2007 yılından bu yana her iki yılda bir
düzenlenen konferansın, daha önce Amsterdam,
Chicago, İstanbul, Groningen ve Kıbrıs gibi
dünyanın çeşitli yerlerinde organize edildiğini
kaydeden Karan, “Ülkemizin enerjide kaynak
bağımsızlığı, şüphesiz en önemli güncel sorun-
dur. Ülkemiz konum itibari ile doğal bir enerji
dağıtım merkezi olmasına rağmen etrafımızda
gerçekleşen siyasi gelişmeler bizi sıkıntıya sok-
maktadır.” dedi.
Yakında başlayacak olan ABD’nin İran
ambargosu ve Doğu Akdeniz’de yürütülen
ekonomik ve teknik olarak fizibıl olmayan ve
Türkiye’yi dışlayan boru hattı projelerini önemli
sorunlar olarak gösteren tecrübeli akademisyen,
şunları paylaştı: “Sonuç itibari ile enerji piyasa-
ları ve enerjinin finansmanı konusuna odaklanan
7. Uluslararası Enerji ve Değer Konferansı’nın
temel amacı; dünyada ve Türkiye’de enerji pi-
yasalarının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji
kaynaklarının yaygınlaştırılması ve özellikle
finansmanı konusunda yapılan çalışmaları des-
teklemektedir. Bu kapsamda ülkemizin enerji
politikalarının oluşturulması ve geliştirilmesine
önemli katkı vermesi beklenmektedir.”
CEVI Başkanı Prof. Andre Dorsman, kar
amacı gütmeyen bir vakıf olduklarını ifade etti.
Dorsman, “CEVI’nin 100’den fazla aktif üyemiz
S
“Sanayileşme
tesadüfü değil”
Etkinliğin ev sahibi OSTİM Teknik
Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Murat
Yülek, ‘Ulusların Yükselişi: İmalat,
Ticaret, Sanayi Politikası ve Ekono-
mik Kalkınma’ hakkında bilgiler verdi.
Yülek, imalat sanayinin önemine vurgu
yaptı.
var. Üniversite üyeleriyle ve uygulayıcılarla iş
birliği yapıyoruz. Bu anlamda, bu iki grup ara-
sında bir bağ oluşturuyoruz.” dedi.
“Kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz
karşılamalıyız”
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ay-
dın, “OSTİM olarak biz enerjinin global piyasa
içerisinde yerel olarak bir tarafıyız. Enerji üreti-
minden bütün zincirin tamamını yöneten, üreten
bu piyasaları takip eden bir ağımız var. Organi-
ze Sanayi Bölgeleri Türkiye’de enerji lisansları
kullanabilen bir yapıya sahip. Bu nedenle sadece
kendi bölgemizde biz enerjiyi dağıtıyoruz, 7 bin
500 civarında abonemiz var. Bunların bütün iş
ve işlemlerini OSTİM OSB olarak yapıyoruz.”
dedi.
Ülkemizin enerji alanında dışarıya bağım-
lı olduğunu bildiren Aydın, şöyle devam etti:
“Bunu çok iyi görmüyoruz. Kendi ihtiyaçları-
mızı kendimiz karşılamak zorunluluğunun far-
kındayız. Bu anlamda da bölgemizdeki firma-
larımızı bir araya getirerek, yenilenebilir enerji
ile ilgili bir kümelenme faaliyeti gerçekleştirdik.
Firmalarımızla beraber Türkiye’de rüzgâr, gü-
neş, hidrojen enerjisi, enerji verimliliği ve bütün
enerji dallarında yenilenebilir enerjinin daha çok
hayata girmesi konusunda da çaba sarf eden ve
bunların ürünlerini yerli olarak üretme çabası
gösteren bir faaliyeti de sürdürüyoruz.”
OSTİM’in dönüşümü: İmar planı
Ostim Teknopark’ın, tamamen yenilenebilir
enerji ve temiz teknolojilere odaklı yönüne dik-
kat çeken Orhan Aydın, bölge olarak katkı ver-
dikleri ve yönettikleri enerji projelerine örnekler
verdi: “Türkiye’de rüzgar türbini ile ilgili yapı-
lan yerli çalışmanın aynı zamanda hamisiyiz.
MİLRES Projesi’nin başlangıç noktası olarak
OSTİM Yenilenebilir Enerji ve Çevre Tekno-
lojileri Kümelenmesini söyleyebiliriz. Bunun
dışında da OSB olarak daha ileri bir noktamız,
hedefimiz, gelecek tasarımımız şu; bu bölgeyi
tamamen temiz enerjinin üretildiği çatılarında
tamamen güneş panelleriyle kendi enerjisini üre-
ten kendi enerjisini kullanan bir bölgeye dönüş-
türme anlamında bir projemiz var. Buna uzunca
bir süredir emek veriyoruz. İmar planımızı ta-
mamen buna göre değiştirmiş vaziyetteyiz. İmar
planımızın dip notu şu şekilde; burada yapılacak
her bina, tamamen temiz enerji, enerji verimliliği
ve güneş panelleriyle kendi enerjisini üretebile-
cek şekilde tasarlanmak, üretilmek ve yapılmak
zorunda. Bunu hassasiyetle takip ediyoruz. Böl-
gemizde gelecekte tamamen çatılarında güneş
panellerinden enerjisini üreten ve kendi ürettiği
enerjiyle ve temiz teknolojilerle, teknolojik üre-
timler yapan bir bölgeye dönüşmesi için bir he-
defimiz var. Bunu gerçekleştirme yolundayız.”
“Türkiye ekonomisi doğal kaynağa dayalı bir
ekonomi değil”
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Öz-
debir, gelişme yolundaki ülkelerde kalkınma
ile beraber sanayinin kapsamının ve yapısının
farklılaştığını, teknolojik düzeyinin yükseldiği-
ni, hizmet ve ticaret sektörlerinin göreli konu-
munun iyileştiğini belirtti. Gelişme yolundaki
Türkiye de bu süreçten geçtiğini vurgulayan
Özdebir, “Yıllardır sanayicilik yapan biri olarak
üretimi bir kültür olarak görüyorum. Çevremiz-
deki ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye’de
bu üretim kültürünün oldukça gelişmiş olduğunu
da rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye ekonomisi
doğal kaynağa dayalı bir ekonomi değildir. Ba-
zen keşke doğal kaynaklarımız olsaydı dediği-
miz oluyor ama iktisat literatürü göstermiştir ki,
doğal kaynağın olduğu ülkelerde görülen ‘doğal
kaynak laneti’, bu ekonomileri pek çok durumda
geriye götürmüştür.” ifadelerini kullandı.
Enerji kaynakları sınırlı olan ve enerjide dışa
bağımlı olan Türkiye büyüyebilmek için üretim
yaptığını ve ürettikçe imalat kültürünün gelişti-
ğinin altını çizen ASO Başkanı, “Zor kazandığı-
mız bu kültürü kaybetmeksizin geliştirmek için
hepimize çok önemli görevler düşmektedir.”
dedi.
“Yenilenebilir enerji öne çıkacak”
Son 10 yılda enerji alanında atılan önemli
adımlara rağmen halen enerjide değer üretmek
adına Türkiye’nin gidecek çok yolu bulunduğu-
nu söyleyen Nurettin Özdebir, şu hususlara işa-
ret etti: “Öngörülerin gerçekleşmesi durumunda,
yenilenebilir enerji dünyanın en hızlı büyüyen
enerji kaynağı olarak öne çıkacaktır. EPDK
tarafından yapılan düzenlemeler sonrasında
Türkiye’nin de bu alanda daha iyi bir noktaya
geleceği kanaatindeyim.
Bildiğiniz üzere enerji politikası regülasyon,
liberalleşme ve rekabet üçgeninde kurgulanan
bir alandır. Türkiye başta elektrik olmak üzere
kimi enerji alanlarında serbestleşmeye yönelik
attığı adımlar sonrasında rekabeti tesis etmek
adına düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Ancak
geldiğimiz noktada, piyasa koşullarının rekabet-
çi yapıyı desteklememesi durumunda serbest-
leşmenin istenilen sonuçları doğuramayacağını
söylemek mümkündür. Hiç kuşkusuz enerjinin
tüm alanlarında nihai hedef liberalleşme ve son-
rasında rekabetçi pazar yapısı olmak durumun-
dadır. Ancak enerji sektörünün bir takım özel-
likleri bu hedefi zorlaştırmaktadır. İlk yatırım
maliyetinin yüksek olması, kara geçebilmek için
yüksek seviyede yatırım gerektirmesi, pazardan
çıkmanın maliyetinin yüksek olması, fiyat ve
talepteki belirsizlik pazarın en önemli aksaklık-
larıdır."
Yülek, “Sanayi bizim için çok önemli.
Çünkü OSTİM Teknik Üniversitesi, yeni
kurulan bir üniversitemiz. Türkiye’de
206 tane üniversite var bunların en
yenilerinden. Temel çıkış noktamız,
sanayi, sınai kalkınma, uluslararası
ticaret ve tabi bu çerçeve içinde gerçek
dünyanın içinde olan bir üniversite
kurmak. Bütün sanayi kavramının temel
girdisi enerji olduğu için bu konferans-
la da sanayi dediğimiz şey yakından
ilgili. OSTİM Teknik Üniversitesi gerçek
dünyanın, ticaretin içinde olmak isteyen
bir üniversitemiz.” dedi.
Ulusların Yükselişi kitabımın içindeki
ana fikirlere değinen Murat Yülek’in
konuşmasından satırbaşları şunlar:
“Bugünkü konumuzun üç ana unsu-
ru var. Bunlardan birincisi, hepimizin
bildiği muhtemelen de ikna olduğu yeni
bir fikir değil bu. İmalat sanayinin halen
çok kritik öneme sahip olduğu birincisi
bu. Yani imalat sanayi önemlidir. İkincisi
yine eski bir fikir, ama muhtemelen bu-
radaki katılımcıların ikna olduğu bir fikir.
Fakir ülkeler, yoksul ülkeler, kişi başı
gelirin düşük olduğu ülkeler. Bunları
düşük gelirli ve orta gelirli ülkeler olarak
adlandırıyoruz. Daha üst gelir seviyele-
rine çıkabilmeleri için mutlaka sana-
yileşmeleri gerektiği. Olmazsa olmaz
olduğu sanayileşmenin.
Üçüncüsü, sanayileşmenin kendi ba-
şına olmadığı, tesadüfi olmadığı. Eğer
oluşursa belli bir noktada tıkandığı
fikri. Bu biraz yeni bir fikir sayılabilir. Bu
fikirden hareket ederek şöyle bir so-
nuca da ulaşılabilir. Eğer sanayileşme
gerekliyse zenginleşmek için ve ken-
diliğinden oluşmuyorsa sanayileşmek
için birşeyler yapmak lazım fikri çıkıyor.
O halde sanayileşmek için kimin ne
yapması lazım fikri ortaya çıkıyor. Bura-
da da iki tane aktör var. Birincisi devlet,
ikincisi özel sektör şirketler. İkisi de ken-
di üzerine düşeni yaparsa gelişmekte
olan bir ülke sanayileşerek gelişebilir ve
kişi başına gelirini yükseltebilir.
Devletin üzerine düşen göre; doğru
politikaları oluşturmak. Özel sektörün
üzerine düşen görev de koşmak. Düz-
gün bir şekilde, profesyonel bir şekilde
koşmak. Eğer biz şuan çok popüler ör-
nek olan Kore üzerinden gidersek veya
benim başka bir favori örneğim İsveç
veya Almanya dersek ikisinde de devlet
üzerine düşeni yapmış. Özel sektörün
de üzerine düşen görevi büyük ölçüde
yerine getirdiği bu kombinasyonu
sayesinde de o ülkelerin çok hızlı bir
şekilde kalkındığını görüyoruz.”