Ana merdiven birinci katı alçak bahçeye bağlıyor. Cam
separasyon, merdiveni ortadan bölüyor ve oditoryumdan ayırıyor.
Yapım ve uygulama sırasında özellikle yerel malzeme
ve ürünlerin kullanılmasına özen gösterilmiş. Işık sabitleyiciler gibi birkaç spesifik malzeme dışında kullanılan ürün ve malzemelerin hemen hemen hepsi
yerel. Hareketli ekonomi dolayısıyla fiyatlar yükselmiş
olsa da işçilik maliyeti görece olarak düşük kalıyor, bu
da yoğun bir el işçiliği ve montaj işine olanak tanıyor.
Öte yandan Çin’deki müteahhitlik anlayışı ve konstrüksiyon sistemleri el işçiliği üzerine kurulduğu için
birimleştirilmiş ve modüler üretim geri planda kalıyor.
Tavan yüksekliğinin yarısına kadar donatılı betondan
inşa edilen müze daha sonra çelik konstrüksiyonla
yükseltiliyor. Cam malzeme kullanımına oldukça fazla
yer veriliyor.
Yapının ana kaplama malzemesini Çin taşı paneller oluşturuyor. Arata Isozaki & Associates tarafından
daha önce “Nara Yüzüncü Yıl Salonu” (Nara, Japonya), Shizuoka Geleneksel Sanatlar Merkezi (Shizuoka,
Japonya), İnteraktif İnsan Müzesi (Interactive Museum
about Humans) (La Corna, İspanya) gibi projelerde
benzer dış kaplamalar kullanılmış. Bu projelerde dış
kaplama bitirişleri birbirine benzerken CAFA Müzesi
komplike üç boyutlu yüzeyleri dolayısıyla çok daha zor
bir uygulama alanı olarak karşımıza çıkıyor. Serbest
formlu duvarları lokal teknik ve bilgi ile anlamak adına taş paneller rastgele montajlanmış ve elle tek tek
düzeltilmiş. Bu tarz bir yerleştirmenin kalite uygunluk
kontrolünde çıkaracağı zorluklar göz önüne alınarak
proje öncesinde detaylı maketler yapılarak, sorunlar
maketler üzerinde çözülmüş.
Çin’in en çok kullanılan yapı malzemelerinden biri
olan Çin Taşı ağırlıklı olarak Çin’in 200.000 m2’lik bir
alan yayılmış olan Shaanaxi bölgesinden çıkıyor. Ancak daha kaliteli taşlar genel olarak Pekin’in Men Tou
Gou ve Fang Shan bölgelerinde, Hebei Şehri’nin Bao
Ding’deki Man Cheng, Yi Xian, ve Xu Shui alanlarında, yine Hubei Şehri’nin kuzeybatısındaki Zhu Xi ve
Zhu Shan alanlarında , Sichuan şehrindeki Wan Yuan,
Cheng Kou, Wu Xi ve Ping Wu bölgelerinde ve Jiangxi,
Zhejiang, Hunan, Yunnan, Guizhou ve Guangxi kentlerinin muhtelif alanlarında bulunuyor.
Çin taşları kullanım alanlarında çoğunlukla arduvaz
tonlarında tercih edilse de, siyah, kırmızı, sarı, yeşil, mor, mavi ve çeşitli başka renklerde bulunabiliyor. Taşlar oksitlenme süresine bağlı olarak aynı panel
üzerinde birkaç rengi içinde barındırabiliyor. Genellikle dekorasyon öğesi olarak kullanılabilen bu taşlara
halk arasında “kültür taşı” deniyor.
500 yılı aşkın bir süredir Çin mimarlığı, dekorasyonu
ve sanatında kendine yer bulan Çin taşları yalnızca 20
yıldır organize bir endüstri dahilinde çıkarılıyor, ticareti yapılıyor.
Doğada lamine halde bulundukları için uygulaması
kolay olan bu taşlar duvar, çatı ve zemin kaplaması
olarak kullanılıyor. Diğer taşlardan daha rustik bir görüntüye sahip olan Çin taşları Çin’in inşaat sektöründe
kullanım açısından birinci sırada yer alıyor.
Yapıda taş kullanımı yalnızca dış cephe kaplamasıyla
sınırlı kalmıyor. Bir sanat müzesinin en önemli fak-
törlerinden olan iç mekanda ışık kurgusu da taşlar
yardımıyla sağlanıyor. Kuzey Çin’den getirilen ağır
kayalarla kaplanan zemin sanal ışığın yansı ması için
oldukça ideal bir çözüm oluşturuyor, bu durum sergilenen eserlerin optimum ışığa maruz kalmasını kolaylaştırıyor.
Çin taşı, geleneksel Çin Resimleri Akademisi olarak
kurulan bir okul için uygun bir seçim. Eğri duvarların
çağdaş ve komplike geometrisi, bu sanat eğitim enstitüsüne ait yapının anlamını destekliyor ve değerini
çoğaltıyor.
Çağdaş sanat ile geleneksel sanatları aynı çatı altında
toplayan bir müzenin tasarımının Arata Isozaki’ye verilmesi hiç de şaşırtıcı bir durum değil. Japon mimar
Çin’i ve spesifik olarka bölgeyi çok iyi tanıyor, bunun
yanında yerel malzemeye oldukça hakim ve nasıl kullanılması gerektiğini çok iyi biliyor. Bunun yanında
son derece modern bir mimarlık vizyonuna sahip olan
Isozaki müzenin fonksiyonuna atıfta bulunurcasına
son derece modern iç çözümler getirdiği müzeyi geleneksel Çin taşıyla kaplayarak katmanlı bir tasarım anlayışı ortaya koyuyor. Çin taşlarının eğimli duvarlarda
uygulanması tasarıma bir katman daha ekliyor, taşların elle yerleştirilip konumlarının tek tek ayarlanması
cepheyi benzersiz kılarken, ortaya çıkan görkemli yapı
içinde barındırdığı birbirinden farklı olan ancak üst
üste katlanınca bambaşka özellikler gösteren tasarım
olgularına sahip oluyor. Bu durum aynı zamanda teknolojik anlamda içinde çeşitli melezlikler barındırıyor
ve Çin taşının kullanım alanlarının yalnızca geleneksel
yüzeylerle sınırlı kalmasına gerek olmadığını, Çin’in
kendin içinde bulduğu modern tasarım süreçlerinde
ve çeşitli farklı fonksiyona sahip yapılarda da rahatça
kullanılabileceğini kanıtlıyor.
KASIM-ARALIK 2010 • NATURA 93