alan için bir düzen elemanı görevi görürken şehrin de
belirgin bir sembolü olarak kabul ediliyor. Varolan bu
gridin projenin bağlamı üzerindeki etkisi, gelecekteki
kampüsün tasarımındaki en ana etmen olması
şeklinde belirleniyor.
Yapının ana komünikasyon aksı doğubatı doğrultusunda, parktan caddeye doğru
konumlanıyor, ve bu da parktan girilen ana girişi
belirgin hale getiriyor ve birinci kat mekanını bu yön
doğrultusunda açıyor. Aynı zamanda ana toplanma
ve iletişim alanı olan bu geniş pasajdan sonra mekan
düşey olarak açılıyor ve büyüyor.
Her galeri katının açıklığı ve ulaşılabilirliği ile Zoranic
Basamakları adı verilen temsili ana merdiven,
sembolik “bilgi dağı”na tırmanıyor; bu Peter
Zoranic’in alegorik epik Dağlarına tırmanmasını
sembolize ediyor.
Akdeniz iklimi yüzünden ve aynı zamanda kütüphane
içeriğinin korunması bakımından, basit içe dönük
alanın iç hacmi, dış hacmin ve kütüphane cephesinin
ifadesini gerektiriyor. Cephe katmanlarının,
aralarında boşluk bırakarak üst üste istiflenmesi,
kütüphaneyi dışarıdan daha kapalı hale getiriyor,
ancak katmanlar bulanıklaşıyor ve kütlenin gerçek
ölçülerini soyutlaştırıyorlar.
Cephe yerel malzemeden esinlenilerek tasarlanıyor.
Yerel iklimin en karakteristik taşlarından biri olan
Benkovac burada karşımıza çıkıyor. Çok spesifik,
basit, popüler ve yüzyıllardır kullanılan bir taş olan
Benkovac, tasarımın ana malzemelerinden biri
olarak kullanılıyor. Sıkça panel olarak kullanılan
bu taş, genel olarak üst üste istifleniyor ve doğada
da bu şekilde bulunabiliyor. Bu onun kullanımını
kolaylaştıran ve onu bu kadar çok kullanılır hale
getiren bir etmen olarak kabul ediliyor.
Kütüphane galeri boşluklu açık plan tipine sahip. Bu
tüm alana hakimiyeti kolaylaştırıyor ve iç mekanı bir
bütün olarak algılatıyor. Doğal ışığın kullanımının
çok önemsendiği projede ortaya konan cephe
tasarımı ışığı mekanın içine mümkün olduğu kadar
çok geçirebilecek şekilde tasarlanıyor. Açık plan tipi
bu ışığın bütün alana yayılmasını sağlıyor, bu da
homojen bir aydınlatma sisteminin oluşabilmesine
neden oluyor.
building’s volume in the south-eastern edge of the
site, the existing urban parameters and the envelope
that contains the library program defined the building’s
massing.
The design of the University Library is established by the
innovative treatment of the exterior of the building in
its vibrant façade which was inspired by a local stone.
The Benkovac stone, one of the most characteristic
building materials in this part of Dalmatia is a very
specific, simple, popular and in use for centuries in the
areas vernacular traditions. Its most popular use is in
the form of a panel, usually randomly stacked as a pile.
This stacking and piling is used an architectural feature
to form the outer envelope of the main Library space.
This simple inner volume was turned inwards to shield
against the Mediterranean climate but also because
of the physical protection required for the Library’s
holdings. Vertical stacking of the facade layers with
spaces in between close off the Library from the exterior
but depending on day and light conditions these layers
can also dematerialize to give the building an ethereal
aesthetic that marries tradition with contemporary use.
KÜTÜPHANENİN
CEPHESİNDEKİ
TAŞLAR
ARASINDAKİ
ARALIKLAR
IŞIĞIN İÇERİ VE
DIŞARI AKMASINI
SAĞLIYOR.
LIGHT FLOWS
IN AND OUT
THROUGH GAPS IN
THE STONES ON
THE SKIN OF THE
LIBRARY.
Tasarım: 3LHD
Tasarım ekibi: Marko Dabrovic, Saša Begovic, Silvije Novak, Tatjana
Grozdanic Begovic, Josko Kotula, Vibor Granic, Zeljko Mohorovic
114 NATURA • KASIM-ARALIK 2010