BAŞARI HİKAYESİ
38
SINAİ
HEPİMİZDEN İYİ GÖRDÜ
ONUN SADIK YÂRİ KARA TOPRAKTI
Osmanlı’ nın son zamanları, yıl 1894… Bir çocuk dünyaya gelir, ileride Türk tarihinin en iyi ozanları arasında olacağını
bilmeden... Sivas’ın Şarkışla kazası Sivrialan köyünde doğan Veysel, kendinden büyük iki kardeşini alıp götüren
çiçek hastalığından kurtuldu. Kurtulmasına kurtuldu, ancak acısını ve izini ömür boyu çekecekti.
Aşık Veysel hayatı boyunca Türkiye’nin hemen he-
men her yerindeki aşıklarla karşılaşıp tanıştı. Sevilen
halk ozanını ölümüne dek her yaştan âşık ziyaret etti.
Veysel Şatıroğlu; yani Asık Veysel’in eserleri arasında
en çok sevilen ve günümüzde farklı sanatçılar tara-
fından yorumlanan “Ala Gözlü Benli Dilber”, “Uzun
İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Kara
Toprak” adlı parçalar, farklı uyarlanarak, özellikle
genç neslin gönlünü fethetti. Efsane olan ve türkü
deyince ilk akla gelen halk ozanımız, “Hepimiz Bu
Yurdun Evlatlarıyız”, “Memlekete Destan Oldum” adlı
eserler ile memleketine olan aşkını şarkılarla ifade
etti. Âşıkların yaşadıklarını, en güzel şekilde parçala-
rına döken sanatçı, “Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi”,
“Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı”, “Sen Olma-
san”, “Gönül Bir Güzeli Sevmiş” adlı şarkıları ile yaralı
yüreklere deva oldu.
Kalbi kırıldı
1894’te başlamıştır hikayesi,
Anlatamam Derdimi Dertsiz
İnsana diyen Aşık Vey-
sel’in… Baba adı Ahmet, ana
adı Gülizar’dı. Veysel, daha
çocuktur. 1900-1901 yılları
diyor. Çiçek hastalığının
Anadolu köylüsünü aman-
sızca kıstırdığı zamanlar.
Doktor mu? Nerdeee! Anası
güzel bir kıyafet dikmiş
Veysel’e. Bir ikindi vakti de
bitirmiş dikimini.
Veysel, sırtına kıyafeti
geçirince dünyalar onun
olur. Yerinde duramaz, fırlar
sokağa. Arkadaşlarına gös-
terecek ya! Hırsını alamaz,
bir de gidip anasının amca
karısına göstermek ister
yeni cicilerini. Gider. Akşam
eve dönüşte bastırır mı
iyicene bir yağmur. Veysel,
iliklerine kadar ıslanır.
Üstelik bir de çamura düşer.
O kadar çok ağlamış ki artık
anası uyarmak zorunda
kalmış. Oğlum sus, yoksa
gözlerin kör olacak diye. O
gece bir ateş, bir titreme.
Tam üç ay yatar. Bu sırada
da sol gözü akıp kör olur.
Sağ gözü de ancak ışığı fark
edebiliyor. Hazin bir durum,
hem de küçük bir çocuk.
İmtihanların en büyüğü
Veysel, inek sağan anasının
yanında dururken babasının
elindeki övendirenin sivri
ucu ışığı seçebilen gözüne
batar ve dünya ile olan
alakası tümden kesilir. Tabii,
ışık ve renk boyutunda.
Bundan sonrası, oyalansın
diye eline tutuşturulan
sazıyla geçer…
Annesi, Veysel’e onu
evlendirmek istediklerini
dillendirir. Öyle ya, önünde
anası babası vardır. Şimdilik.
Dünyaya direk olacakları
yoktur, zamanı gelince
gideceklerdir. Esma Kız ile
evlenmesi uygun görülür.
Görmeyen iki gözüne ek
olarak Allah’ın kendisine
bağışladığı üçüncü gözdür
karısı. Dünyasına neşe
gelmiştir, bir de çocuğu olur.
Ne var ki imtihan şiddetlidir.
On günlük çocuk, anasının
memesi ağzına tıkandığı
için ölür. Veysel’in yüreği
ateş doludur. Sığdıramaz
acılarını tutamaz içinde.
Döker kelimelerle ince ince…
Bir varoluş mücadelesi verir,
dayanır tüm acılara, ölüm-
lere, zulümlere. Tek dert
ortağı elindeki bağlaması ve
gönül gözü olmuştur.