Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 79

YENİ MAHALLE Ailenin dört çocuğundan ikincisi olarak dünyaya gelen Mehtap 15 yaşındayken ailecek geçirdikleri trafik kazasından sonra hayatın neredeyse tüm acı yüzünü görmüştü. O mucize eseri hayatta olsa da acımasız kaza ondan annesi, babası ve iki küçük kardeşini elinden almıştı. Mehtap’a kalan ise her gün aynaya baktıkça kazayı hatırlatan yanık bir vücut ve ne kadar uzaklarda yaşarsa yaşasın Mehtap’ı her hafta arayıp halini hatırını soran, gerektiğinde maddi yardım yapmaktan hiç çekinmeyen iyi yürekli ablasıydı. Kazadan sonra Mehtap aynaya baktıkça daha çok kendi içine kapanmış ve dış dünyayla olan neredeyse tüm bağını kesmişti. Maddi sıkıntılardan dolayı ona kaybettiği ailesinden kalan şehrin dışında gözlerden uzak olan anılarla dolu evini de kaybetmişti. Ablası ve Mehtap ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar evi satmak zorunda kalmışlardı. Mehtap artık şehrin en kalabalık ve en sıkışık evlerinin bulunduğu, hala sokaklarda çocukların oyun oynarken annelerinin merdiven basamaklarında oturup çekirdek çitleyerek zaman öldürdükleri bir mevkiide oturmaya başlamıştı. Mehtap doğup büyüdüğü evinden sonra bir mahalle köşesindeki 1+1 küçük bir evde yaşamaya başlayınca zaten oldukça zorlanmıştı üstüne üstlük birde mahalleye alışmak onun için başlı başına bir sorundu. Çünkü mahalledeki çocuklar şu ana dek yüzü bu kadar korkunç bir şekilde yanmış kimseyi görmemişlerdi. Tabi bu durum hem onları korkutuyor hem de Mehtap hakkında bir sürü dedikodu ve korkunç hikayeler uydurmalarına neden oluyordu. Birbirlerinin uydurdukları hikayelerle gene birbirlerini korkutup duruyorlardı. Mahallede genellikle büyük abi ve ablaların küçük kardeşlerinin o eve yaklaşmamaları için uydurukları hikayeler Mehtap’ın canını oldukça sıkıyordu çünkü o bu güne kadar bir karıncaya bile zarar vermemişti. Sırf mahalledeki insanlar onun suratını görmesin diye perdeleri kapalı tutar ve mümkün oldukça dışarı çıkmamaya çalışırdı. Ama bu davranışı mahalle sakinlerini daha da meraklandırıyordu. Onun kötü niyetli bir falcı olduğuna ve mahalleyi lanetlediğine inanan eski kafalı insan sayısı gün geçtikçe artıyordu. Mahallenin başına ne zaman olumsuz bir şey gelse suçlusu Mehtap ve onun yaptığı büyüler görülüyordu. Olaylardan haberi bile olmadan suçlanan Mehtap uzunca bir süre sonra yavaş yavaş da olsa bu duruma alışmıştı. Kendine acıma ve olayları kafaya takıp üzülme duygusu neredeyse tamamen körelmişti. Artık sanki herkes bir başkasından bahsediyormuş gibi olayları üstüne alınmıyordu. Günlerden bir gün yumruk yumruğa Mehtap’ın kapısı çalındı. Oldukça şaşkın olan Mehtap’ın kapısını kira istemeye gelen ev sahibi ve bayramlarda ziyarete gelen ablasından başka kimse çalmamıştı. Üstelik onlarda kibarca zile basarlardı. Büyük bir merakla kapıya doğru yöneldi ve usulca kapıyı açan Mehtap karşısında yan komşuları olan minik İpek i görmeyi hiç beklemiyordu. Okul çıkışları mahalledeki arkadaşlarıyla ip atlarken gülücükler saçan İpek’ten eser yoktu. Şimdi o yeşil gözler yaşlarla dolmuştu. Mehtap şaşkınlıkla İpek’e bakarken minik kız sözlerine başlamıştı bile.