Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 48

“Ustam derdi ki:” Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır.” Bu da gösterir ki zaman ve mekan insanla mevcuttur.” Ahmet Hamdi TANPINAR ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Dünyada insan için iki önemli zaman vardır: doğum ve ölüm…Arada geçen zamana da yaşam, diyoruz. Yaşam kısadır,yel gibi geçer gider, yakalayamazsın. Hayat, bir saate benzer aslında. Geçmeyecekmiş gibi görünür bir de bakarsın ki geçen saat değil de ömürmüş. Zamanın bu hızlı geçişi insanların zamanı değerli görmesini sağlamış ve insan zamanı kendine göre ayarlamasını bilmiştir. Zaman soyut bir kavramdır. Zamanın elle tutulamaz özelliği insanı korkutur. Hep bir şeylerin elinden kayıp gidiyormuş hissi ile insan tedirgindir. Zamanı yakalayamamak onun en büyük korkusudur. İnsan her şeyi biriktirebilir ama zamanı asla… Bazı insanlar zamanın akışına kaptırırlar kendilerini… Sonsuza kadar hep böyle olacakları zannıyla kaygısız yaşarlar. Bir de bakarlar ki yaşlanmışlar ama yaşamamışlar. Geri dönüşü olmayan bir çarkın içinde kaybolmuşlar. O nedenle zaman insanlar için hep iyi değerlendirilmesi gereken bir olgu olmuştur. Diyojen’in pazar yerinde şapkasını ters çevirip gelen geçenden kullanmadıkları, boşa geçirdikleri zamanı şapkanın içine atmalarını istemesi ilk bakışta insana deli saçmalığı gibi gelebilir ama değil. Zaman çok değerlidir. Boşa geçirilecek kadar da çok değildir. Bir saniye bile öyle değerlidir ki bir sporcunun saniye farkıyla yarışı kaybetmesi bunlardan biridir. Bir saniye nedir ki? İnsan iki şeyde büyük yanılgı içindedir: Biri sağlık diğer zaman… İkisinin de değeri kaybedildikten sonra anlaşılır. Geriye gelmesi de mümkün değildir. Atılan ok nasıl geri gelmezse zaman da gelmez. İnsan zamanının değerini bilirse zamanı değerlendirmeyi de bilir. Bu nedenle atalarımız “Vakit nakittir.” demiştir. Hatta paradan daha da önemli olduğunu vurgulamışlardır. O halde neden akıp gitmesine seyirci kalalım? Zamanı yönetebilen hayatını da yönetir. Geminin kaptanı olur dümene geçer, akıntıya koyuvermez kendini. Başarı ile zaman arasında doğru bir orantı vardır. Başarı; emek ile harcanan zamanın toplamıdır. Bu da gösteriyor ki başarılı insanlar zaman yönetimini iyi yapanlardır. İnsan düşüncesiyle var olur, zamanı iyi kullanmasıyla da düşündüklerini uygulama fırsatı bulur. Tembellerin hiçbir zaman çalışmaya zamanları yoktur. Zaman onlar için akan bir sudur. Bakarlar su hep aynı gibidir ancak yanıldıkları nokta su yerinde değildir, akmış gitmiştir. Görmemişlerdir akıştaki farkı. Zaman da böyledir işte. İnsan zamana ayak uydurmasını da bilmelidir. Saat hep aynı sayıda kalmıyorsa insan da aynı öyle olmalıdır. Değişime ayak uydurmalıdır. İşte o zaman var olmaya, yaşamaya başlar. Ne gariptir insan bunu zamanla anlıyor. Zaman insana aslında ne çok şey öğretiyor. Mesela zamana direnmemeyi, zamanında iş görmeyi, zamanı boşa harcamamayı…En önemlisi de “an”ı yaşamayı…Dolu dolu “an”ı yaşayamazsak anılarımızda yer edecek güzellikler bulamayız. Zaman aslında insana verilmiş bir hediyedir. Bu zamanı nasıl yaşayacağımız aldığımız kararlara bağlıdır. Ya öylece akıp gitmesine seyirci kalacağız ya da dümene geçip onu bir yöneteceğiz. Öyleyse yelkeni yelkovan, dümeni akrep olan zaman geminin kaptanlarına rastgele …Deniz açık, rüzgar sizden yana vira vira… Yeter ki dümeni bırakmayın. Gökçenbegüm SERDAR