Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 38
İÇİMDEKİ BEN VE BENLER
Kafamızın dikine gitmeye bayılırız biz. Özgürce, dilediğimizce her şeyi
yapabileceğimizi zannederiz. Olur ya hani bize öğüt vermeye çalışırlar da biz elimizin tersiyle
iteriz. İşte, yeri geldiğinde de o yapmak için delirdiğimiz, irademize yenik düşerek yaptığımız
istekler gelir, bizi bulur ve uçurumun kenarına elinin tersiyle iter.
Yeri gelir Allah’ın dostuna yaparız yanlış, onların arkasında Allah olduğunu bilmeden,
halkı imtihan için gönderildiklerini bilmeden. Ağlayan, ölen, mendil satan, kıyıya vuran,
bombalanan, yaralanan çocuk. Ne kadar da güzel işlemişiz kötülüğün nakışlarını, ne kadar da
güzel susmuşuz öyle. O çocuklar orada öyle acı çekerken biz ne kadar da güzel öğüt
dinlemişiz.
Hadi kandırmayalım kendimizi. Ekmek almak için bakkala gittiğinde bile eksik arayıp
durmadın mı hiç? Eksikliklerinde boğulduğunu bilmeden. Okullara gittin eksik dedin, evine
gittin eksik dedin, sevdiğine gittin sevmedim dedin. Sen hiç o dolduramadığın boşluğu
tamamlamaya başlamadın ki.
Ruhunda bile farkındalık yaratamadığın halde okula gidip eline kalem kâğıdı alıp,’’Siz
gören körler misiniz?’’ diye yazmanı bekleyemedim ki senden. Siz, kötü kokularınızla
zehirlediniz insan olmaya çalışanları, tamah ettiniz, aldınız, yaktınız, yıktınız. Her yıkılışın
daha güçlü yükseleceğini tahmin edemeden, o yüksekilişin sizin sorununuz olduğunu
görmeden.
Biz doğruları çok severiz ya hani. Sözde güzel diye. Sözde iyi insan olacağız diye. Peki,
doğrular annemizden, babamızdan, arkadaşımızdan daha mı kıymetliydi? Doğru çok mu
doğruydu?
Ben bu yüzden hep yanlışıyla sevdim annemi, babamı, arkadaşımı. Ben yanlışlarını
düzeltmeye çalıştım, onları terk etmeden. Ben her yanlışımda daha bir ben oldum. Daha çok
öğrendim iyi, güzel yaşamayı. Ve ben her defasında üzüldüm hor görenlere, şehvete
tutulanlara, düşünmeyenlere… Ve ben her defasında filin öldürmediği o adam olmak istedim.
Yağmur ÖZTÜRK