Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 34

GÜNEŞ
Anne kokusuyla ilk tanışman, dünyadaki en güçlü insanmış gibi gördüğün babana hayran bakışların, her düştüğünde acımasa da sıcacık bir kucak için ağlayışın, annenin kucağına yatıp gelecek için hayallerini anlatışın, her zaman yanında olan dostların, gerçek aşkınla tanışman, çocuk sahibi olman... Ve bir gün tüm bunları geride bırakma gerekliliği. Anne-babanın titreyen ellerini öpüşün, gözlerindeki yaşları görünce gözlerinin dolması. Sevgilinin ellerini bir daha hiç tutamayacak gibi sıkı sıkı tutuşun. Zor da olsa bebeğinin yüzündeki o masum ifadeye uzun uzun bakman. Çocukluğundan beri yanında olan dostlarını bırakışın. Bir daha dönememe düşüncesi... Hepsine dayanma gücü veren vatan sevgisi. Üzüntüden, korkudan üstün gelen vatan sevgisi. Ölürse vatan uğruna öleceğini şehadet mertebesine ulaşacağını bilmek.
Seninle aynı kaderi paylaşan birçok silah arkadaşın ile acıyan ayaklarına aldırmadan saatlerce yürümek. Artık tek güvenebileceğin şeyin elindeki silah ve hiç tanımasan da seninle aynı topraklar uğruna savaşanlar olduğunu fark etmek. Tek tek yüzlerine bakınca bazılarının henüz çocukluktan yeni çıkmış olduğunu görmek. Hepsinin farklı yaşantıları, farklı hayalleri vardı. Şimdi ise sonları ya şehit olup şehadet mertebesine ulaşmak ya da yaşayıp sevdiklerine kavuşmak ama geride bıraktıklarını unutmayarak unutturmayarak...
Annenin yaptığı nefis yemeklerin tadını hatırlamakta zorlanıyorsun. Karın gurultularına alışmaya başlıyorsun. Bazen susuzluktan dudakların kuruyor. Vücudunun güçsüzleştiğini hissediyorsun ama güçlü kalmak zorundasın. Vatan için... Sevdiklerini düşünüyorsun. Senin için dua ettiklerini biliyorsun. Belki de senin öldüğünü düşünüyorlar. Belki onlar da geceleri senin gibi rahat uyuyamıyorlar. Silahını bırakıp soğuktan üşüyen ellerini ısıtmaya çalışıyorsun. Seni ısıtacak kıyafetlerin yok. Küçükken bazı geceler korkup da anne-babanın yanında sıcacık yatakta huzurla uyuduğun zamanları düşünüyorsun ve uykuya dalıyorsun. Güçlü kalmak için, silah arkadaşların için, sürekli seni düşünen sevdiklerin için, vatanın ve milletin güvenliği için, savaştığın topraklar için dua ediyorsun. Bu kendini daha çok güvende hissetmeni sağlıyor. Yine de günlerin tedirginlikle geçiyor. Atılan bir bomba, duyulan bir silah sesi her şeyi değiştirebilir. Ve beklenen an geliyor. Düşmanı görüyorsun. Senin topraklarına sahip olmak, milletinin hürriyetini elinden almak belki onları sadece Türk oldukları için teker teker öldürmek isteyen düşmanları. Silahını alıp düşmana doğru koşmaya başlıyorsun. Her şeyi unutuyorsun. Açlığı, susuzluğu, uykusuzluğu, soğuğu, yaralarının acısını, özlemi, korkuyu... Sadece düşmana odaklanıyorsun. Amacın vatan toprakları için sonuna kadar mücadele etmek.
Yerde bazılarının cansız bedenlerini görüyorsun. Gözlerinden yaşlar süzülüyor. Onları tanımıyorsun ama onlar senin kardeşlerin. Çünkü damarlarında Türk kanı dolaşıyor. Bir cansız bedene yaklaşıyorsun. Çocukluk arkadaşının bedeni. Birlikte savaş oyunları oynadığınız, savaşa katılma hayalleri kurduğunuz arkadaşının. Ellerine bakıyorsun. Küçükken toz topraktan kirlenen, annenin, babanın, sevgilinin elleriyle buluşan ellerin arkadaşının