Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Página 17
BENİM İNSANLARIM
Ben hep kendi yolumda ilerlemeye çalıştım. Başkalarının ayak izlerinin
doğrultusunda değil, kendi hayallerim doğrultusunda adımlar attım.
Bu yolda Oz Büyücü kitabındaki gibi çok kişi çıktı karşıma. Kimisi ruhun
içinde yokları var etmişti. ‘‘Üzüm yaratılmadan önce şaraplar içmişler,
muhabbet sarhoşu olmuşlardı.’’ Onlar halkın kalbindeki o sevgi timsalinin
benzeriydiler. Varlıklar size umut verirdi, ama yoklukları sizi can evinden
vururdu.
Kimisi ise kanmıştı. İnsanların ‘’yapmayacağım, tamam anladım’’ diyen
sözlerine. Ne kadarda acınılası bir durumda o güven verip de yapmaya tenezzül
dahi etmeyen sapkın. Ne kadar da üzücü bu sorumsuzluğun bedelini başka
masum canların çekmesi ve ne kadar pişman olası bir durum birine güvenmek
için.
Kimisi ise elinde bir kitapla taşlarımın üstüne oturmuş ‘‘Sana bir şey
okuyacağım’’ diyordu. ‘‘Kötü dostun işvelerine kulak verme, yeryüzünde
tuzakları gör, emniyetle yürüme, düşmanların afyonunu tadan kişinin vay
haline’’.İşte ben o zaman anladım. Bu dünya şaka değildi. Ben ne kadar gerçek
isem kötülükte o kadar somuttu. Ben ne kadar başıma gelmez diye düşünsem de
kendi yolumda oluşan çukura düşmek imkânsız değildi.
Kimisinin kokusuna tav olmuştum. Sonları fark ettim, gönlünün pislik halde
olduğunu ve öğrendim, miskin tende değil gönülde olması gerektiğini.
Yanılsama olmamalıydı, hakikat olmalıydı. Çok sonraları öğrendim yine. Kalbi
ile dili bir değilmiş meğer. Kalbi hayır derken dili evet diyormuş kurnazca. Ve
ben o gün bir kez daha öğrendim güvenmemeyi.
Kimisini en şefkatli insan ilan etmiştim çimenlerime, böceklerime. Çok
affediciydi bir kere. Ben ne yaparsam yapayım gülerdik yine sonunda, geceleri
sarılır seni seviyorum derdik hep. Annemdi o benim. Kin beslemeyen gönlü
güzel insan.
Kimisi bilinmezliğin içinde savrulup gidiyordu. Herkesi aynı zannediyordu.
Herkesi aynı biliyordu. Ben öğrettim ona. Bak dedim insanlar senin parmakların
gibidir, hepsi farklıdır. Sonra o da benle yürümeye başladı. Farklı yolları kat
eden iki gönül verendik artık.
Kimisi ise, ‘‘Ben’’dedi ‘‘Her şeyin sahibiyim’’ Ve buna sözümün kalmadığını
hissettim. Çünkü ‘‘Temiz söz, hakikatten uzak olan gönüllerde karar etmez.’’.
Ben de kendimi boşa yormadım. Belki bir gün bir yolda haddini bilmesini
umarak, dileyerek onun misafirliğine son verdim.
Yağmur ÖZTÜRK